Bilim ve Din

Bilim ve Din

3 Ekim 2014 Cuma

İyi proteinler kötüye gittiğinde



Bir hastalığı tedavi etmenin veya önlemenin ilk adımı, çoğu kez ona neyin sebep olduğunu bulmaktır. Nörodejeneratif hastalıklar durumunda da onlara neyin sebep olduğunun 20 yıl önceki keşfi, bilim sahasını değiştirdi: Alzheimer, Parkinson, Huntington ve ALS veya Lou Gehrig hastalığı da dahil hepsi de beyin hücrelerindeki yanlış katlanmış proteinler birikimini içeriyordu. Bir protein yanlış katlandığında,  hücre onu genellikle kullanılmaz hale getirir, fakat kişi yaşlandıkça bu kalite-kontrol mekanizması bozulmaya başlar ve işe yaramaz proteinleri biriktirir. Örneğin Huntington hastalığında, pek çok hücre fonksiyonu için kullanılan huntingtin proteini yanlış katlanır ve birikir. Adale zorlukları, sinirlilik, hafıza azalması, zayıf dürtü kontrolü ve idraksal bozulma birikime eşlik eder. Artan kanıt; nörodejeneratif hastalıklara sadece yanlış katlanmış proteinlerin damgasını vurmadığını, bir hücreden bir diğerine proteinlerin yayılmasının da hastalığın ilerlemesine neden  olduğunu ileri sürüyor. Araştırmacılar, Alzheimer ve Parkinson hastalığında yanlış katlanmış proteinlerin hücreler arasında seyahat ettiğini gördü. Ağustos ayındaki Nature Nörobilim dergisinde bildirilen bir dizi deney, aynısının Huntington hastalığı için de doğru olduğunu ileri sürüyor.

İsviçre'deki araştırmacılar testlerinde, hastalanmış beyin dokusundaki mutasyona uğramış huntingtin proteininin birlikte yerleştirildiğinde sağlıklı beyin dokusunu ihlal edebileceğini gösterdi. Ve ekip mutasyona uğramış proteini canlı farenin beynine enjekte ettiğinde, protein bir ay içinde nöronlar aracılığıyla yayıldı. Araştırmayı yürüten Bazel'deki BiyoMedikal Araştırma Novartis Enstitüsü'nden Francesco Paolo Di Giorgio, bunun prionlara benzer şekilde bir yayılma olduğunu söylüyor. Prionlar; beden boyunca seyahat eden ve deli dana hastalığında da görüldüğü gibi,  proteinlerine hastalığa neden olan özellikleri veren yanlış katlanmış proteinlerdir. Fakat Di Giorgio'ya göre, onun Huntington hastalığıyla bağlantılı olan yanlış katlanmış proteinleri gerçek prionların yaptığı gibi diğer proteinlere dönüştürüp dönüştürmediği bilinmiyor. Çalışmaya katılmayan San Diego'daki Kaliforniya Üniversitesi'nde genetikçi Albert La Spada, bilim adamlarının hastalığın ilerlemesinde kötü proteinlerin hareketinin son derece önemli olduğunun doğruluğunu ortaya koymadıklarına işaret ediyor. La Spada, "Fakat seyahat etmenin gerekli olduğu çıkarsa, bu durumda terapiler yolu hedef gösterebilir. Bunun nasıl olduğunu eğer bulabilirsek, o zaman onu önlemek için de tedaviler önerebiliriz. Ve o tedaviler, olanak dahilinde diğer nörodejeneratif hastalıklara uygulanabilir.

Bir sonraki adım çok önemli. Araştırmacılar yanlış katlanmış proteinlerin yayılmasını engellemeye çalışacaklar  ve bunun hastalığın belirtilerini iyileştirip iyileştirmediğine veya hastalığın ilerlemesini yavaşlatıp yavaşlatmadığına bakacaklar. Bu hastalıklar için tedaviler bulmak olağanüstü. Yalnızca Parkinson hastalığının 50,000 yeni vakası  her yıl Amerika Birleşik Devletleri'nde teşhis edilmekte ve uzmanlar, yaygınlığın yaşlanan popülasyondan ötürü 2030 yılına kadar en azından ikiye katlanacağını tahmin ediyorlar.  

Çeviren: Esin Tezer
Scientific American Ekim 2014 sayısı sayfalar:19-20

Yapılan bir çalışma, bunama işaretleri başlamadan önce yapılan basit bir testin Alzheimer'ı saptamaya yardımcı olabileceğini gösterdi




York Üniversitesi araştırmacıları; kişide düşünme ve hareketi birleştiren basit bir testin, bunamanın davranışsal işaretleri başlamadan önce bile Alzheimer hastalığı gelişiminin yüksek riskini saptamaya yardım edebileceğini söylüyor.

Çalışmayı yürüten Sağlık Fakültesi Profesörü ve Doktora adayı Kara Hawkins, katılımcıların dizüstü bilgisayarların ikili ekranındaki dört tane gitgide daha fazla çaba gerektiren  görsel-mekansal  ve idraksal-motor (hareket ettirici) görevini tamamlamalarını istedi. Test; hastalığın görünen işaretlerini göstermese bile, idraksal zorluk yaşayanlardaki Alzheimer eğilimini saptamayı amaçlıyordu.
Kinezyoloji ve Sağlık Bilimi Okulu'ndan Sergio, "Bir kişinin beyninin önce ve el hareketleri esnasında düşünmesini gerektiren, ekrandaki görsel hedefin ters yönündeki bilgisayar faresine ihtiyaç duyan bir görevi ilave ettik. Bu; hafif seviyedeki idraksal bozulma (MCI), soy geçmiş ve iki kontrol grubu arasında bulduğumuz en göze çarpan farklılıktı" diyor.

Hawkins; buna ilaveten, "Gerçekten de iyi öğrenilmiş, basmakalıp motor davranışların  Alzheimer hastalığı iyice ilerleyene kadar sürdürüldüğünü biliyoruz.  Bunlar, yürüme gibi rutin hareketleri de içeriyor. İletişimdeki aksama, hareketler, kişinin gerçekten ne yapmaya çalıştığını düşünmesini gerektirdiğinde belirgin olacaktır" diyor.

Katılımcılar, test için üç gruba ayrıldılar: Hafif seviye idraksal bozulma teşhisi konanlar veya Alzheimer hastalığı soy geçmişi olanlar ve ailesi hastalığın soy geçmişine sahip olmayan genç yetişkinler ve daha yaşlı yetişkinler.

Alzheimer Hastalığı Bülteni'nde yayınlanan 'Artan Alzheimer Hastalığı Riskine Sahip Daha Yaşlı Yetişkinlerdeki Vizyo-Motorlarda Azalmalar' çalışması; katılımcıların yüzde 81.8'inin Alzheimer hastalığının soy geçmişine sahip olduğunu ve hafif seviyede idraksal bozukluğa sahip olanların vizyo-motor gerektiren en idraksal görevlerde zorluklar yaşadıklarını gözler önüne serdi.

Sergio, "Beynin görsel ve duyumsal bilgiyi alma ve onu fiziksel hareketlere dönüştürme yeteneğinin beynin arkasındaki paryetal alan ve ön bölgeler arasında iletişim gerektirdiğini" açıklıyor. Sergio; Alzheimer hastalığının artan riskine sahip katılımcılarda gözlemlenen bozulmaların yaradılıştan var olan beyin değişimini veya hipokampal, paryetal ve frontal beyin bölgeleri arasındaki ortak beyin iletişiminin bozulmasına yol açan nöro-patoloji başlangıcını yansıtabileceğini söylüyor.

Hawkins; "Düşük Alzheimer riskini ve yüksek Alzheimer riskini kategorize edebilmek için, o kinematik ölçümleri kullanmada gayet iyiydik. Bu grup, hareketlerinde daha az doğruluk ve dikkatlilik olduğu gibi; daha yavaş reaksiyon ve hareket zamanına sahipti" diyor.

Hawkins bulguların, kimde Alzheimer hastalığının oluşacağını tahmin etmediğini fakat hafif seviyede idraksal bozukluğa sahip olan veya hastalığın aile soy geçmişine sahip katılımcıların pek çoğunun beyninde farklı bir şeyin olduğunu gösterdiğini söylüyor.

Çeviren: Esin Tezer

http://www.sciencedaily.com/releases/2014/09/140919110645.htm

1 Ekim 2014 Çarşamba

Evrenin ekseni vardır



 
1997'de profesörler Borge Nodland ve John P. Halston tarafından yapılan bir keşif olan "EVRENİN EKSENİ VARDIR"; kozmosun evrenin merkezindeki kara delik etrafında döndüğü, ve tüm galaksilerin ve onların kara deliklerinin veya eksenlerinin ortak merkezin etrafında döndüğü anlamına gelmektedir. Ve; atomlardan galaksilere 'trompet evrendeki' her şey tek helezon yolu ve yönü, Mekke'deki Tavaf gibi saatin ters yönünü takip eder. 
Astronomlar galaksi süper kümeleri araştırmalarında, kırmızıya kayma olaylar dizisinin yaklaşık 400 milyon ışık yılı bir ölçeğe yayılan süper kümelerin kanıtını sunduğunu keşfettiler. 1994'teki çalışmalar, galaksilerin saniyede yaklaşık 700 km birleşik hızla tümünün aynı yönde sabit hızla hareket eden tek tip bir dağılımla yayıldığını gözler önüne serdi. Evren bir eksenin etrafında tek bir hareketle dönen yatay bir disk, bir süper galaksi oluşumu gibi tekamül etmektedir. Saatin ters yönü rotasyonun, evrende "tercih edilen" yön olduğuna dair bazı kanıtlar vardır. Evrenin saatin ters yönünde dönmesinin bir nedeni var mı? Toohoku Üniversitesi'nden Prof. Hayasaka; sol dönüşlü cayro pusulanın hiç ağırlık yitirmemesine rağmen, sağ dönüşlü cayro pusulanın ağırlığından birazını yitirdiği sonucuna vardığı raporunu yazarken, rotasyonun yerçekimsel kuvvet üzerindeki etkisi üzerinde çalışmaktaydı. Deneyleri, saat yönünde dönen cayro pusulanın yerçekimsel kuvveti azalttığını kanıtladı.  

Çeviren: Esin Tezer
http://www.trumpetuniverse.net/universalaxis.html

Atomlar, moleküller ve DNA



BİLGELİK-SEVGİ'NİN İLÂHİ-İNSAN VORTEKSİ (MANEVÎ NUR)
|
ELEKTRO-MANYETİK ALAN (FITRÎ NUR)
|
UYUMLU ATOMLAR HELEZONU (PERİYODİK ELEMENTLER)
|
UYUMLU MOLEKÜLLER HELEZONU (UYUMLU BİLEŞİMLER)
|
ÇİFT HELEZON DNA MOLEKÜLLERİ
|
FAYDALI BİTKİLER
|
FAYDALI BALIKLAR/KUŞLAR/HAYVANLAR
|
İNSANLAR
|
FITRÎ MELEKLER (NATURAL ANGELS)
|
RUHANÎ MELEKLER (SPIRITUAL ANGELS)
|
SEMAVÎ MELEKLER (CELESTIAL ANGELS) 
Atomlar, moleküller ve DNA molekülleri rastgele oluşturulmuş değillerdir; onlar Bilgeliğin-Sevginin yüksek-boyutlu alanlarına uygun olarak uyumlu şekilde oluşturulmuş ve düzenlenmişlerdir. Fiziksel dünya; Cennet'in yüksek-boyutlu alanlarından uygunluk ve akışla  ortaya çıkmıştır. Böylelikle atomlar, Bilgeliğin-Sevginin yüksek-boyutlu alanına uygun olan elektro-manyetik alan tarafından oluşturulmuşlardır. Aslına bakılırsa doğal elementler, Sevginin vorteksine uygun olarak helezonik oluşurlar. Elementlerin periyodik tablosu, helezonik atomların artan yoğunluğunun etkisi altındadır. Uyumlu olan atomlar daha sonra durağan molekülleri oluşturmak için birbirleriyle kaynaşırlar. Uyumlu olan atomlar manevi manyetizmaya (sevgiye) uygun doğal manyetizma aracılığıyla birleşirler; uyumlu olmayanlar ise Bilgeliğe uygun elektrikle ayrılırlar. DNA molekülü de Sevgi vorteksine uygun olan bir vorteks veya çift-sarmaldır. Sevgi daha sonra tekamül etmeye devam eder ve faydalı bitkiler, hayvanlar, insanlar ve melekler tarafından karşılıklı olarak ileri geri hareket eder. Bitkilerin, balıkların, kuşların ve hayvanların çeşitli türleri; insan zihninin ve kalbinin içerisindeki bilgilerin, düşüncelerin ve duygulanımların çeşitli türlerine uyarlar. İnsan en sonunda hakiki inançlar, sevgi dolu muhabbet ve faydalı (ihlaslı) ameller vasıtasıyla yenilendiğinde; Cennet'in sonsuz alanlarında varlığını sürdürebilen sevgi dolu muhabbetler ve hakiki inançların yüksek-boyutlu topluluğunu (zümresini) meydana getirir. O, daha sonra Cennet'in uyumlu ruhani çevrelerindeki diğer meleklere katılır. 

Çeviren: Esin Tezer
http://www.scienceofcorrespondences.com/atoms--molecules-and-dna.htm