Bilim ve Din

Bilim ve Din
Alzheimer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alzheimer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2026 Çarşamba

Bu Yaygın Vitaminin Bilişsel Puanlarda Yüzde 13 Daha İyi Sonuç Aldırdığı Meydana Çıktı

 

Şu an 7 milyondan fazla Amerikalı Alzheimer Demans’ıyla yaşıyor ve bu rakamın 2050 yılında yaklaşık 13 milyona çıkması bekleniyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Atlanta, Georgia’daki Emory Üniversitesi’nde yeni yapılan bir araştırma; yüksek D vitamini alımının artan demans (bunama) oluşumu riskine sahip yetişkinlerde daha güçlü bilişsel performansla ilişkili olduğunu ileri sürdü.      

Çalışma, demansın erken evreleriyle ilişkili uyku bozuklukları ve hafif bilişsel bozukluklara sahip 54 yetişkinin üzerinde yapıldı. Günde en az 5,000 IU D vitamini alan katılımcılar hiç D vitamini almayan katılımcılara nazaran bilişsel fonksiyon ölçümlerinde daha iyi sonuçlar aldılar.

Daha Yüksek D Vitamini Alımı Daha Yüksek Bilişsel Puanlarla Bağlantılıydı

Sleep Magazine (Uyku Magazin)de yakın zamanda (23 Ağustos 2026)‘da yayınlanan bulgular; araştırmacılar diğer faktörleri ayarlasalar bile günde 5,000 IU veya daha fazla D vitamini alan katılımcıların almayan katılımcılara nazaran Montreal Bilişsel Araştırması’nda yüzde 13 daha yüksek puan aldığını kanıtladı.

D2 Vitamini ve D3 Vitamini Benzer Sonuçlar Gösterdi

Araştırmacılar, D Vitamini formunun fark yaratıp yaratmadığını da incelediler.  Tipik olarak bitkiler veya mantardan alınan D2 Vitamini ve vücudun güneşe maruz kalmasından üretilen, hayvansal bazlı gıdalardan da alınan D3 Vitamini performansı birbirine benzerdi.

D Vitamini, vücudun kas ve sinir fonksiyonu için temel bir besin öğesidir ve uyku kalitesi, uyku-uyanıklık hallerinde rol oynar. Alzheimer hastalığına sahip olan insanlarda uyku problemleri yaygındır. Hafif ila orta seviyede Alzheimer hastalığına sahip olan insanlar uyku bozuklukları yaşadıklarını bildirmişlerdir, bu durum da az uyku ve bilişsel düşüş arasında iki yönlü ilişki olduğuna işaret etmektedir. 

Çeviren: Esin Tezer

https://www.sciencedaily.com/releases/2026/08/260822015138.htm’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

24 Mart 2026 Salı

Bilim İnsanları, Egzersiz Yapmanın Alzheimer Hastalığından Nasıl Koruduğunu Gözler Önüne Serdi

 

Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco’daki araştırmacılar; egzersiz yapmanın düşünmeyi ve hafızayı neden güçlendirdiğini açıklayan biyolojik süreci belirlediler. Onların bulguları; fiziksel aktivitenin beyinde inşa edilmiş savunma sistemini güçlendirdiğini, yaşa bağlı zarardan korumaya yardımcı olduğunu kanıtladı. (18 Şubat 2026)

İnsanlar yaşlandıkça, kan-beyin bariyeri daha hassas bir hale gelir. Bu sıkı bir şekilde olan kan damarı ağı, normalde beyni kan dolaşımında dolaşan zararlı maddelerden korur. Fakat zaman geçtikçe bu kan damarı ağı beyin dokusuna zararlı bileşiklerin girmesine izin verir, sızıntı yapar hale gelebilir. Bunun sonucu da, bilişsel azalmayla bağlantılı olan iltihaplanmadır. Bu iltihaplanmaya sıklıkla Alzheimer hastalığı gibi hastalıklarda rastlanır.

GPLD1, Beyin İltihaplanmasını Nasıl Azaltıyor?

Bilim insanları, GPLD1 adlı enzimin “TNAP” adlı diğer proteini de etkilediğini keşfettiler.  *GPLD1,egzersizle karaciğerden salgılanan ve yaşlanan beyni gençleştirerek bilişsel işlevleri iyileştiren bir enzimdir.

Araştırmada fareler yaşlanmaya başladıkça, TNAP kan-beyin bariyerini oluşturan hücreleri biriktirdi. Bu birikim, bariyeri zayıflattı ve sızma durumunu arttırdı. Fareler egzersiz yapmaya başlayınca, karaciğerleri kan dolaşımına GPLD1 enzimini salgıladı. Enzim, beyini çevreleyen kan damarlarına doğru seyahat etti ve o hücrelerin yüzeyinden TNAP proteinini kaldırdı, bariyeri onarmaya yardımcı oldu.

Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco (UCSF) Bakar Yaşlanma Araştırma Enstitüsü’nde Yardımcı Yönetici olan Dr. Saul Villeda konuyla ilgili şunları söyledi: "Bu keşif bizlere beyin yaşlandıkça vücudu anlamanın nasıl bağlantılı olduğunu gösterdi. Villeda, 18 Şubat 2026’da Hücre Dergisi’nde (Cell Journal) yayınlanan tezin kıdemli yazarıdır. 

https://www.sciencedaily.com/releases/2026/02/260219040752.htm’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer


9 Aralık 2025 Salı

Bilim İnsanları, Beynin Hafıza Merkezindeki Gizli Katmanları Keşfetti


 Hipokampüste yeni keşfedilen dört katmanlı bir plan, bilim insanlarının hafıza ve nörolojik hastalıklara ilişkin anlayışlarını değiştiriyor…

Bilim insanları, beynin hafıza, yön bulma ve duygu merkezlerinden biri olan hipokampal CA1 bölgesinin içinde gizlenmiş şaşırtıcı dört katmanlı bir yapıyı keşfettiler. Gelişmiş RNA görüntüleme teknikleri kullanan ekip, on binlerce nörondan 330.000'den fazla genetik sinyali haritalayarak, hipokampüs boyunca uzanan net ve değişken hücre tipi bantlarını meydana çıkardı. Bu katmanlı organizasyon, CA1'in farklı bölümlerinin neden farklı davranışları desteklediğini ve Alzheimer hastalığı ve epilepsi gibi hastalıklarda bazı nöronların neden daha kolay parçalandığını açıklamaya yardımcı olabilir.

Amerika Birleşik Devletleri, USC Keck Tıp Fakültesi'ndeki Mark ve Mary Stevens Nörogörüntüleme ve Bilişim Enstitüsü'ndeki (Stevens INI) araştırmacılar; beynin öğrenme ve hafıza için önemli bölgelerinden birinde daha önce hiç fark edilmemiş bir organizasyonel örüntüyü (Örüntü: Belli bir kurala göre devam eden sayı ya da şekil dizisi) ortaya çıkardılar. Nature Communications (6 Aralık 2025) dergisinde bildirilen bulgulara göre, bir farenin hipokampüsünün CA1 bölümü dört ayrı özel hücre tipi katmanından oluşuyor. Hipokampüs; hafıza oluşturmada, mekansal navigasyonu yönlendirmede ve duyguları etkilemede önemli bir rol oynuyor ve bu katmanların keşfi, bilginin beynin bu bölümünde nasıl hareket ettiğine dair yeni bilgiler sağlıyor. Ayrıca, bazı hücre tiplerinin Alzheimer hastalığı ve epilepsi gibi durumlarda neden özellikle savunmasız olduğuna dair ipuçlarını da sunuyor.

Çalışmanın kıdemli yazarı ve Fizyoloji, Sinirbilim ve Biyomedikal Mühendisliği Yardımcı Doçenti Dr. Michael S. Bienkowski, konuyla ilgili şunları söyledi: "Araştırmacılar uzun zamandır hipokampüsün CA1 bölgesinin farklı kısımlarının öğrenme ve hafızanın farklı yönlerini yönettiğinden şüpheleniyorlardı, ancak altta yatan hücrelerin nasıl düzenlendiği net değildi" dedi. Bienkowski, sözlerini şöyle tamamladı: “Çalışmamız, CA1 nöronlarının, her biri benzersiz bir moleküler imzayla tanımlanan farklı bir nöron tipini temsil eden dört ince, kesintisiz bant halinde düzenlendiğini gösteriyor. Bu katmanlar sabit değil; bunun yerine, hipokampüs boyunca ince bir şekilde kayıyor ve kalınlıkları değişiyor. Bu kayma örüntüsü, CA1'in her bir bölümünün kendi nöron tipi karışımını içerdiği anlamına geliyor ve bu da farklı bölgelerin neden farklı davranışları desteklediğini açıklıyor. Bu aynı zamanda, Alzheimer hastalığı ve epilepsi gibi durumlarda belirli CA1 nöronlarının neden daha savunmasız olduğunu da açıklayabilir: Bir hastalık belirli bir katmanın hücre tipini hedef alıyorsa, etkiler CA1'de o katmanın hangi hücre tipini en belirgin olarak etkilediğine bağlı olarak değişecektir.”

https://www.sciencedaily.com/releases/2025/12/251206030752.htm’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer

 

2 Kasım 2023 Perşembe

Dişlerinizi Fırçalayın, Alzheimer Hastalığı’na Yakalanma Riskini Erteleyin

 

Norveç’teki Bergen Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, Diş Eti Hastalığı ve Alzheimer Hastalığı arasında belirgin bir bağlantı olduğunu keşfettiler. İyi bir ağız temizliğini koruduğunuzda yalnızca dişlerinizin aralarında oluşacak boşlukları önlemekle kalmayıp, Alzheimer Hastalığı’na yakalanma riskini de erteliyorsunuz.

Araştırmacılar, Diş Eti Hastalığı’nın (Gingivitis)  o kişide Alzheimer Hastalığına yakalanma riskini belirlemede etkili olduğuna karar verdiler.

Bergen Üniversitesi’ndeki Klinik Bilim Bölümü Broegelmanns Araştırma Laboratuarı’nda araştırmacı olan Piotr Mydel, konuyla ilgili şunları söyledi: "DNA’ya dayanan kanıtımıza göre, Diş Eti Hastalığı ağızdan beyine geçebilir.”

Mydel’e göre bakteri; hafıza kaybı ve en sonunda da Alzheimer Hastalığı’na yol açan, beyindeki sinir hücrelerine zarar veren bir proteini üretiyor.

Daha İyi Bir Hafıza İçin Dişlerinizi Fırçalayın

Mydel; bakterinin yalnızca Alzheimer Hastalığı’na yol açmayıp, var olmasının büyük ölçüde Alzheimer Hastalığı’nın oluşma riskini arttırdığını ve hastalığı hızlandırdığına işaret etti. Bununla beraber, olumlu haber ise çalışmanın Alzheimer Hastalığı’nın oluşma riskini yavaşlatmak için bir şeyler yapabileceğimizi ispatlaması.

Mydel sözlerine şöyle devam etti: "Dişlerinizi fırçalayın ve diş ipi kullanın." Mydel; bunun önemli olduğunu, eğer sizde Diş Eti Hastalığı, ailenizdeki bir kişide Alzheimer Hastalığı varsa diş doktorunuza düzenli gitmenizin ve dişlerinizi düzgün şekilde temizlemenizin önemli olduğunu sözlerine ilave etti.

Yeni İlaç Geliştiriliyor

Araştırmacılar, yakın bir zamanda Diş Eti Hastalığı’na yol açan bakterinin ağızdan beyine yerleşebileceğini ve salgılanan zararlı enzimlerin de beyindeki sinir hücrelerine zarar verebileceğini keşfetti. Şu anda Mydel’in insan beyinlerindeki bu süreç için ilk kez bir DNA kanıtı var. Mydel ve çalışma arkadaşları, Alzheimer hastası olan 53 kişiyi inceledi ve bu sorunda enzimin yüzde 96 etkili olduğunu keşfetti. Mydel’e göre, bu bilgi araştırmacılara Alzheimer Hastalığı’na karşı atak yapmak için yeni bir yaklaşım sunuyor.

Piotr Mydel sözlerini şöyle tamamladı: "Alzheimer Hastalığı’nın gelişimini erteleyen, bakterideki zararlı enzimleri engelleyen bir ilacı geliştirdik. Bu yıl içerisinde bu ilacı test etmeyi planlıyoruz.”

https://www.sciencedaily.com/releases/2019/06/190603102549.htm’den  çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer

5 Haziran 2023 Pazartesi

Orta Yaşta Sigara İçmek Hafıza Kaybı ve Kafa Karışıklığını Arttırıyor

 

Yeni yapılan bir araştırmaya göre, orta yaşta sigara içenlerin hiç sigara içmeyenlere nazaran daha fazla hafıza kaybı ve kafa karışıklığı yaşadığı kanıtlandı. Ayrıca, sigara bağımlısı olan birinin sigarayı yeni bıraksa bile idrak kaybını daha az yaşadığı ispatlandı.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Ohio Eyalet Üniversitesi’nin yaptığı bu araştırma, ilk kez sigara içme ve idrak kaybı arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma niteliğinde oldu. Çalışmada deneklere kendi kendini değerlendirme testi uygulandı. Deneklere ayrıca hafıza kaybının ve kafa karışıklığının daha kötüye gidip gitmediği ve daha sık yaşanıp yaşanmadığı gibi sorular soruldu.    

Alzheimer Hastalığı Dergisi’nde (Journal of Alzheimer’s Disease) yayınlanan araştırmanın başyazarı olan Jenna Rajczyk konuyla ilgili şunları söyledi: ”Geçen seferki araştırmada sigara içme, Alzheimer hastalığı ve diğer türdeki bunama (demans) hastalığı arasındaki ilişkiyi belirleyen bulgular; bize bu hastalığın belirtilerinin erken yaşlarda belirlenmesi için fırsat sundu.”

Ohio Eyalet Üniversitesi’nde Halk Sağlığı bölümünde Doktora öğrencisi olan Rajczyk ve aynı üniversitenin Epidemiyoloji bölümünde Öğretim Üyesi olan araştırmanın kıdemli yazarı Jeffrey Wing, şöyle konuştu:” Sigarayı bırakma yalnızca solunum ve kardiyovasküler hastalıklara iyi gelmiyor. Sigarayı bırakmanın nörolojik sağlığı korumak için de iyi olduğu kanıtlandı.

Wing, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu gördüğümüz ilişki 45-59 yaş arası olan grupta en kayda değer olan ilişkiydi. Bu da bize şunu ispatlıyor: Eğer o yaşlarda sigarayı bırakırsanız, idraksal sağlığınıza faydalı olur. Aynı farklılığı daha yaşlı olan grupta keşfetmedik, ne kadar erken yaşta sigarayı bırakırsanız o kadar fazla yarar görürsünüz.”

Araştırma için olan veri, 2019 Ulusal Davranışsal Risk Faktörü Denetleme Sistemi’nden elde edildi.

Anket; araştırma ekibinin şu anda sigara içen, yakın zamanda sigarayı bırakan ve yıllar önce sigarayı bırakan kişiler arasında sübjektif idraksal azalma ölçümlerini (SCD) karşılaştırmaya olanak tanıdı. Analiz, 45 yaş ve üzeri 136,018 kişiyi kapsadı ve bunun %11’i ölçümlerde rapor edildi.

Çalışmada; sigara içenler, sigara içmeyenlere nazaran 1,9 kat daha fazla risk taşıyordu. 10 yıldan daha az zaman önce sigarayı bırakanlar sigara içmeyenlere nazaran 1,5 katı daha fazla riske sahipti. 10 yıldan daha fazla süre önce sigarayı bırakanlar ise sigara içmeyen grubun hemen biraz üzerinde bir riske sahipti.

Jenna Rajczyk sözlerini şöyle tamamladı: "Bu bulgular, bize sigara içmeyi bırakma süresinin gerçekten önemli olduğunu ve idraksal neticeyle bağlantılı olduğuna işaret ediyor.”

Ohio Eyalet Üniversitesi’nde Epidemiyoloji bölümünde Profesör olan Amy Ferketich de bu araştırma ekibinde yer aldı.

Çeviren: Esin Tezer

https://www.sciencedaily.com/releases/2022/12/221221121301.htm’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

 

 


20 Nisan 2021 Salı

Alüminyum, Ailesel Alzheimer Hastalığının Nöropatolojisiyle Yakından İlişkili

 

Alzheimer Hastalığı Raporları Dergisi’nde yeni yayınlanan bir araştırmaya göre; alüminyum, Alzheimer hastalığının oluşumuna katkıda bulunuyor, hastalığın hastalık sebebini  (patogenez’i) oluşturuyor. Araştırmacılar, Alzheimer hastalığının ilk belirtisi olan fosforlanmış tau proteininin alüminyumla eş konumlu olduğunu keşfettiler. Bu çalışma, aynı ekip tarafından daha önce yayınlanmış iki teze dayanıyor.

Yeni veri; alüminyumun, fosforlanmış tau proteiniyle eş konumlu olarak Alzheimer hastalığının başlangıcında veya ailesel Alzheimer hastalığıyla beyindeki nöronlarda “dolaşıklık” yaparak ortaya çıktığını gösterdi.  Birleşik Krallık Staffordshire’daki Keele Üniversitesi’nde Lennard-Jones Laboratuvarları Birchall Merkezi’nde araştırmayı yürüten baş araştırmacı Dr. Matthew John Mold, "Bu dolaşıklıkların varlığı, nöronal hücrelerin ölümüyle yakından ilişkili ve bu dolaşıklıklardaki alüminyumun gözlemlenmesi alüminyumun bu hastalığın oluşumundaki rolüne dikkat çekiyor,” şeklinde konuştu.  

Daha önce yapılan araştırma, ailesel Alzheimer hastalığında beyin dokusundaki alüminyum ve amiloid-beta proteini yaygın lokalizasyonuna ışık tuttu. Araştırmacılar, araştırmada alüminyum zenginleştirilmiş floresan mikroskopiyle birlikte “bağışıklık etiketlemesi” (immunelabelling) metodunu kullandılar. Beyin dokusunda dolaşık haldeki fosforlanmış tau proteini, kendilerinde ailesel Alzheimer hastalığı tespit edilmiş olan Kolombiyalı donörlerde de aynı tertipteydi. Tezin eş yazarı Profesör Christopher Exley,  “Alzheimer hastalığındaki alüminyumun rolünün tau proteiniyle olan açık ilişkisi amiloid-beta ile olan ilişkisi kadar bilinmemekteydi. Bu dokularda alüminyumun amiloid’le tau proteininden çok daha fazla kümelenmesi var ve çoğunlukla hücre içi kümelenmeye sahip,” dedi.  

Alzheimer Hastalığı Dergisi’nde Yazı İşleri Müdürü olan Dr. George Perry, şunları söyledi: "Alüminyum birikiminin Alzheimer hastalığıyla olan ilişkisi neredeyse yarım yüzyıldır biliniyordu fakat Dr. Mold ve Dr. Exley’nin derinlemesine araştırmaları, alüminyumun ve diğer çok değerlikli metallerin Alzheimer hastalığının patolojisinin oluşumunda kritik bir rol oynadığını gözler önüne serdi. Yeni veri,  alüminyumun tau proteininin hücrelerarası kümeleşmesini sağlayan hücre dışı yaşlılık (senil)  plaklarıyla da ilişkili olduğunu ileri sürüyor. Dr. Mold, “Hem amiloid-beta hem de tau proteini arasındaki bu ilişkiler; beyin dokularında yüksek miktarda alüminyum olduğu gözlemlenen ailesel Alzheimer hastalığına sahip donörlerle,  nörodejeneratif hastalık teşhisi konulmayanlar arasındaki olanları bize açıklıyor. Tau proteini ve amiloid-beta’nın Alzheimer hastalığındaki nörotoksisite üretmede eş etkinliğe (sinerji) sahip oldukları biliniyor ve verimiz, bu süreçte alüminyumun rolü olduğunun yeni ispatını gözler önüne serdi,” şeklinde konuştu. 

Çeviren: Esin Tezer

https://www.sciencedaily.com/releases/2021/04/210409124748.htm’den çevrilmiştir.


12 Mart 2020 Perşembe

Alzheimer Hastalığı'na Çare Bulundu


Beyin, vücut enerjisinin büyük miktarını kendisi kullanır. Beynin düzgün çalışması için nöronlar ve onu çevreleyen hücreler, bilhassa da astrositler (Beyin ve Omurilik'te bulunan yıldız şeklindeki glial hücre türü) işbirliği halinde olmalıdırlar. Alzheimer hastalığının erken evresi; bu enerji metabolizmasının azalması olarak nitelendiriliyor fakat şu ana kadar bu azalmanın Alzheimer hastalığının idraksal semptomlarıyla direkt olarak bağlantılı olup olmadığını bilmiyorduk. 
  
Alzheimer hastalığının fare modeli üzerinde yapılan ortak bir çalışma, astrositler tarafından kullanılan glukoz kullanımındaki azalmanın L-serine (Sentetik Amino Asit)  üretimini azalttığını ispatladı. Bu Amino Asit, bu beyin hücreleri tarafından üretiliyor ve hastalarda onun biyosentez yolu bozulmuş oluyor. L-serine; beyin fonksiyonu ve hafızanın oluşturulması için gerekli olan, NMDA reseptörlerini uyaran D-serine'in başlangıç kimyasalıdır (prekürsördür). Dolayısıyla daha az L-serine üretildiğinde ise astrositler; nöronal plastisite ve onunla ilişkili hafıza kapasitelerinde tahribat yapan reseptörlerdeki aktivitenin azalmasına sebep oluyorlar. Bilim adamları, farelerdeki hafıza fonksiyonlarının L-serine besin takviyesi yapıldığında onarıldığını kanıtladılar! 
  
L-serine'in bellek bozukluklarındaki rolünün ve L-serine besin takviyesinin deneysel faydasının tespit edilmesiyle; Alzheimer hastalığının ve Parkinson, Huntington gibi metabolizmayı zayıflatan diğer hastalıkların erken semptomlarıyla mücadele etmek için tıbbi tedavide  yeni stratejiler geliştirilebilir. L-serine besin takviyesi olarak mevcut olduğu için, bu bileşim insanlar üzerinde kliniksel deneyler aracılığıyla dikkatli bir biçimde test edilebilir. 

Çeviren: Esin Tezer
https://www.sciencedaily.com/releases/2020/03/200303113357.htm'den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

5 Eylül 2019 Perşembe

Alzheimer Hastalığına Yol Açan Gen Keşfedildi - Dr. Rudolph Tanzi


Alzheimer hastalığına yol açan nedenler tam olarak anlaşılamamış olsa da, genetiğin bu hastalığın oluşmasında önemli bir rol oynadığını biliyoruz. Yakın zamanda yapılan bir araştırmada araştırmacılar, Alzheimer hastalığına neden olan Alzheimer genini keşfettiler.

Araştırmada; "Spinoserebellar Ataksi (Kas Koordinasyon Bozukluğu) tip 1" diye bilinen, seyrek görülen bir nörolojik hastalıkla ilişkili olan "ATXN1" adlı genin Alzheimer hastalığıyla da ilişkili olduğu keşfedildi. 

Daha önce yapılan bir araştırmada, APOE geni gibi çeşitli genlerin Alzheimer hastalığının gelişimine yol açtığı bulunmuştu. Yeni yapılan araştırmada ise araştırmacılar, yeni terapilerin keşfi için ATXN1 adlı geni araştırıyorlar. 

Alzheimer Hastalığı ve ATXN1 Geni Fonksiyonu
Araştırmanın altyapısı, Massachusetts General Hastanesi'nde Genetik ve Yaşlanma Araştırma Birimi'nin Yöneticisi ve McCance Beyin Sağlığı Merkezi'nin Yardımcı Yöneticisi olan Nöro-bilim adamı Dr. Rudolph Tanzi'nin çalışmasıyla 2008 yılında başladı. Tanzi ve araştırma ekibi, ATXN1 genini ve onun Ataksi-1 adlı proteini yapmak için taşıdığı genetik koddaki rolünü saptadı. 

Daha önce araştırmacılar ATXN1 adlı gendeki bazı mutasyonların Spinoserebellar Ataksi tip 1'e (SCA1) yol açtığını biliyorlardı. SCA1; dengede, koordinasyonda, konuşmada problemler yaratan ve kas sertliğine yol açan, hareket bozukluğuyla ilgili bir hastalıktır. Spinoserebellar Ataksi tip 1 hastalığı ileri düzeyde olduğunda, bilişsel (kognitif) bozukluğa ve hafıza kaybına neden olmaktadır. 

Dr. Tanzi, Nöro-bilim adamı Dr. Jaehong Suh'la birlikte ATXN1 ve Ataksi-1 protenini ve Alzheimer hastalığına nasıl neden olduklarını araştırmak istedi. Basın açıklamasında Dr. Tanzi, " Denge bozukluğuyla ilgili olan bir gen, nasıl olur da Alzheimer hastalığı riskini nasıl arttırabilir?" şeklinde konuştu. 

Tanzi ve Suh, ATXN1 'i üreten protein Ataksi-1 üzerinde yoğunlaşmaya karar verdiler. Araştırmacılar, ATXN1 geni çıkarılmış fareleri yetiştirdiler. Dolayısıyla bu farelerde Ataksi-1 proteini de yoktu. Ataksi-1 proteinine sahip olmayan farelerde Beta Sekretaz 1 (BACE1) adıyla bilinen enzim yüksek seviyelerde bulundu.

Beta Sekretaz-1 (BACE1); Alzheimer hastalığına yol açan, sinir hücreleri kümesinin zarar görmesine neden olan Amyloid Beta Plakları'nın oluşumuna katkıda bulunuyor. Ataksi-1 proteinine sahip olmayan farelerde yüksek seviyede beyin dokusu iltihabı, öğrenme ve hafızadan sorumlu beyin bölgelerinde ise daha az yeni nöron olduğu görüldü. 

Alzheimer Hastalığı İçin Yeni Terapiler
Dr. Tanzi; Being Patient internet sitemize Alzheimer hastalığının erken teşhisi ve tedavisi  için yeni terapiler geliştirmeye çalıştıklarını belirtti. Tanzi; “Eğer Ataksi-1 proteininin işlevleri ortadan kaldırılırsa, ATXN1 geninin etkileşimini dengede tutan (stabilize eden) ilaçları bulmayı deneyebiliriz. Etkileşimi dengede tutan ilaç taramalarını inceleyebiliriz. Gen terapisiyle ATXN1 geni sınırlandırılabilir. Transkripsiyon faktörlerini inceleyebiliriz ve belki de Beta-Sekretaz 1 (BACE1) seviyelerini düşüren bir gen terapisi de tasarlayabiliriz” diyerek sözlerini tamamladı. 

Çeviren: Esin Tezer
https://www.beingpatient.com/researchers-pinpoint-alzheimers-gene-linked-to-rare-neurological-disorder/'dan alıntı yapılarak çevrilmiştir.

19 Haziran 2019 Çarşamba

Dişlerinizi Fırçalayın, Alzheimer Hastalığından Korunun



Dişlerinizin çürümemesi için iyi bir ağız hijyenini sağlamaya ihtiyacınız var ama sadece bunun için dişlerinizi fırçalamıyorsunuz. Norveç'teki  Bergen Üniversitesi'nde araştırmacılar, diş eti hastalığı ve Alzheimer hastalığı arasında direkt bağlantı olduğunu keşfettiler! 

Araştırmacılar, diş eti hastalığının (gingivitis'in) kişinin Alzheimer hastalığına yakalanıp yakalanmamasında belirleyici rol oynadığına karar verdiler.

Bergen Üniversitesi Klinik Bilim Departmanı Broegelmanns Araştırma Laboratuarı'nda araştırmacı olan Piotr Mydel, "Gingivitis'e yol açan bakterinin ağızdan beyne taşındığının DNA-bazlı kanıtını keşfetmiş bulunmaktayız," şeklinde konuştu.  

Bakteri; beyindeki sinir hücrelerine zarar veren, daha sonra hafıza kaybına ve en sonunda da Alzheimer hastalığına yol açan bir proteine yol açıyor. 
   
Daha İyi Bir Hafıza İçin Dişlerinizi Fırçalayın
Mydel; bakterinin yalnızca Alzheimer hastalığına yol açmadığını, bakterinin hastalığın olma riskini arttırdığını ve hastalığı daha da hızlandırdığına işaret etti. Çalışmanın sonuçlarından çıkan iyi haber ise, Alzheimer hastalığının hızını düşüren bazı şeyleri kendinizin yapabileceği. 

Mydel, sözlerine şöyle devam etti: "Dişlerinizi fırçalayın ve diş ipini kullanın. Eğer sizde diş eti hastalığı varsa ve ailenizde de Alzheimer hastalığına yakalanan bir kişi varsa, diş doktorunuza düzenli olarak uğrayın ve dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın. 

Yeni Bir İlaç Geliştiriliyor
Araştırmacılar, gingivitis'e yol açan bakterinin ağızdan beyne doğru taşındığını ve burada da salgılama yapan zararlı enzimlerin beyindeki sinir hücrelerine zarar verdiğini keşfettiler. Mydel, insan beyinlerinde olan bu işlemin DNA-kanıtına da ilk kez sahip olduklarını belirtti.

Mydel ve çalışma arkadaşları, 53 Alzheimer hastası üzerinde inceleme yaptı ve vakaların yüzde 96'sında bu enzimi keşfetti. Mydel'e göre, bu bilgi araştırmacılara Alzheimer hastalığının gelişimini önleme bakımından yeni bir çözüm yöntemi sunuyor.

 Piotr Mydel, sözlerini şöyle tamamladı: " Bakterideki zarar veren enzimleri bloke eden ilacı geliştiriyoruz. Bu ilaç, Alzheimer hastalığının gelişimini erteliyor. Bu ilacı bu yıl içerisinde test etmeyi planlıyoruz." 

Çeviren: Esin Tezer
https://www.sciencedaily.com/releases/2019/06/190603102549.htm'den çevrilmiştir.