Bilim ve Din

Bilim ve Din

14 Ekim 2015 Çarşamba

Burçlar ve Sağlığınız




Koç burcu
. Koç burcu; baş bölgesini ve o bölgeyle bağlantılı olan önemli organları, özellikle gözleri yönetir. Beyini de temsil eder. Koç burcu hayat dolu bir burçtur ve içinden geldiği gibi davranır, bu da bilhassa baş ve yüz bölgelerine olan kaza olasılığını arttırır.
. Ateş grubundan olan Koç burcu; ateş oluşturur, bundan dolayı da iltihaplanmalar ve ateşlenmeler sık olur. Tipik şikayetler baş ağrılarıdır.
. Koç burcu insanları çok enerjik insanlardır. Enerjilerini fiziksel olarak kullanmaya ihtiyaç duyarlar. Eğer enerjilerini dışa dönük olarak kullanmazlarsa; sinirli, endişeli ve morali bozuk olurlar.
. Koç burcu olanlar stresli ve sinirli hale gelebilirler. Bir tür fiziksel egzersizle rahatlamayı öğrenmeye ihtiyaçları vardır.
. Çok hızlı yemek yemek hazımsızlığa ve yenilen yiyeceğin besin değerlerinin vücutta emilmemesine yol açar. Koç burcu insanı aşırı hızlı yememelidir.


Boğa burcu
. Boğazları, boynu, kulakları, tiroit bezini ve bademciklerle lenfatik sistemi yönetir.
. Dengede olmadığında, boğaz ve bademciklerde yanma, kulak iltihapları oluşur.
. Boğa burcu tiroit bezini yönettiği için, Boğa burcu insanları yiyeceği kullanılabilir enerjiye dönüştüremediklerinden dolayı kilolu olurlar.
. Boğa burcu mensupları hayattaki güzel şeyleri severler. Sindirim sisteminde sindirim bozukluklarına ve bağırsak problemlerine yol açan lezzetli yiyeceklere dayanamazlar.
. Genellikle güçlü yapıları vardır ve kolay kolay hastalanmazlar. Fakat hastalanırlarsa, diğer burçlardan daha uzun zamanda iyileşirler.


İkizler burcu
. İkizler burcu elleri, kolları, omuzları, sinir sistemini, ciğerleri, göğüs kafesini ve vücudun bağlantı noktalarını yönetir.
. İkizler burcu insanları sinir hastalıkları, yorgunluk ve zatürre, akciğer zarı iltihabı ve astıma yakalanmaya meyillidirler.
. Zihinsel konularda meydan okumak İkizler burcu insanı için önemlidir. Zihinsel aktivitelerini ve düşüncelerini dışarıya ifade edemeyen İkizler burcu insanları endişe ve üzüntü çekerler. Bu da genellikle başağrısı, migren, hazımsızlık ve uykusuzluk olarak dışarıya yansır.
. Sağlık konusundaki zayıf noktaları böbreküstü bezleri ve sinir sistemidir.


Yengeç burcu
. Yengeç burcu göğüsleri, kadın üreme sistemini ve mideyi yönetir.
Yengeç burcu insanları genellikle hazımsızlık, midede yanma, ishal, akut stres rahatsızlığı, kolit ve ülserden şikayetçi olurlar.
. Pek çok Yengeç burcu kadını aylık adet dönemlerindeki hormonel değişimlerine karşı hassastır. Bu onlara sıklıkla duygusal semptomlar veya agresiflik, moral bozukluğu, ağlamaklılık ve vücutta ödem verir.
. Yengeç burcu mensupları yüzyüze gelip suçlama yapmaktan nefret ederler.


Aslan burcu
. Aslan burcu kalbi, sırtı ve omurgayı yönetir.
. Sırt, zorlama ve yaralanmalara karşı duyarlıdır.
. Kendine hayran kalınması onda sağlık ve mutluluk yaratır.
. Aslan burcu insanları iyi yaşamayı severler. Fazla yorulmak onlara göre değildir. Bu yorgunluklar onlarda sırt ağrılarına, üşütmelere ve nezleye yolaçabilir. Aslan burcu olanlar kendilerini dinlendirmelidirler, ağır objeleri dikkatli taşımalı, akıllıca bir diyet uygulamalı ve derin bir gece uykusu almalıdırlar.
. Sıcaklık ve konfor onlar için gereklidir.


Başak burcu
. Başak burcu bağırsakları, onikiparmak bağırsağını ve dalağı yönetir.
. Başak burcu insanlarının ishal, bağırsak gazı, karınzarı iltihabı, mide ülseri, apandisit ve kolit gibi bağırsak problemlerine karşı yatkınlıkları vardır.
. Başak burcu mensupları ne yediklerine  karşı çok dikkatli olmalıdırlar.
. Başak burcu olanlar genelde sağlık ve diyet konusunda psikolojik olarak takıntılıdırlar.
. Başak burcu insanlarının bazıları endişe ve sinir gerginliğinin sonucu olarak fiziksel bir şekilde hastalanırlar.


Terazi burcu
. Terazi burcu böbrekleri, böbreküstü bezleri ve vücuttaki asit/alkali dengesini yönetir.
. Terazi burcundan olan insanların böbreklerinin temizlenmesi için bol su içmeye ihtiyaçları vardır. Eğer içmezlerse bu onlarda cilt problemlerine, sistite, böbrek hastalıklarına, iltihaplarına ve taşlarına yolaçar.
. Uyumlu ilişkiler onlar için çok önemlidir. Eğer önemli ilişkileri yolunda gitmezse stres, endişe ve fiziksel rahatsızlık yaşarlar.
. Mutluluk verici bir ev ortamı da Terazi burcu insanları için strese en iyi gelen ilaçtır.
. Terazi burcu  olanlar genelde kararsız olurlar, kendilerini ortaya koymada sorun yaşarlar, bu da onlarda içsel gerginliğe yolaçar.


Akrep burcu
. Akrep burcu üreme sistemini, prostat bezini, kalın bağırsağı ve sidik torbasını yönetir.
. Pek çok Akrep burcu kadını ağrılı ve düzensiz adet dönemi, aşırı kanama, rahim uru ve adet öncesi sendromu gibi jinekolojik problemleri yaşar.
. Akrep burcu insanları ısrarcıdırlar ve duygusal kırgınlıkları kolay kolay bırakmazlar. Bu da onlarda sağlık sorunlarına yolaçar. Bağışıklık sistemleri sıklıkla sorun yaşar, enfeksiyon kapmaya meyilli olurlar. Negatif davranışlardan kurtulmaya ihtiyaç duyarlar.


Yay burcu
. Yay burcu kalçaları, uylukları, karaciğeri ve siyatik siniri yönetir.
. Yay burcu mensubu olanlar spor yapmaya bayılırlar ve sıklıkla kalçaların, uylukların, kuyruksokumunun ve kuyruk kemiğinin zedelendiği spor yapmaya bağlı sakatlanmaları yaşarlar.
. Yay burcu insanları hayattan zevk alan neşeli tiplerdir ve alkol de dahil zevk verici şeyleri severler. Sıklıkla aşırı kilo alma (obezite) problemleri yaşarlar.
. Yay burcu, vücut yağını da yönetir. Pek çok Yay burcu insanı kalça ve uyluklarında selülit ve varis problemiyle birlikte şişmanlık sorunu da yaşar. Düzenli yürüyüşler, besin değeri yüksek bir diyet ve bol su içmek vücuttaki toksinleri atmaya yardımcı olur.
. Yay burcu olanlar düzenli egzersiz yaptıkları sürece vücutlarını mükemmel şekilde iyileştirici güce sahip olurlar.


Oğlak burcu
. Oğlak burcu kemikleri, eklemleri, dizleri, tırnakları, dişleri ve saçları yönetir.
. Oğlak burcu insanları kas sertliğinden ve kemik, eklem kireçlenmesinden şikayetçi olurlar. Bu şikayetleri serin havalarda artar.
. Fiziksel elastikiyeti arttırmak, kemiklerin ve eklemlerin kireçlenmesini ortadan kaldırmak için düzenli egzersiz ve masaj şarttır.
. Oğlak burcu mensupları çok endişelidirler ve sık sık kendilerini bunalmış hissederler.


Kova burcu
. Kova burcu dizler ve bilekler de dahil bacakları yönetir. Kan dolaşımından da sorumludur.
. Kova burcu olanlar varis, bilek burkulması, dolaşım ve kalp hastalıklarına karşı meyillidirler.
. Kova burcu insanları genellikle sağlam bir yapıya sahiptirler fakat sürekli düşünmekten ve iletişim kurmaktan yorulabilirler.
. Kova burcu mensupları aşırı yemek yemek ve diyetteki dikkatsizliklere karşı kendilerini korumalıdırlar.


Balık burcu
. Balık burcu ayakları, karın ve bağırsak bölgesiyle bağlantılı olan refleks topluluğunu yönetir.
. Balık burcu insanları çok hassastırlar, duygusal kişilerdir ve stresle bağlantılı olan bağırsak rahatsızlıklarına, duygusal üzüntülere meyillidirler.
. Pek çok Balık burcu insanı uyuşturucu ve alkol kullanabilir.
. Balık burcu mensupları ayaklarını güçlendirmelidirler (düzenli olarak yapılan ayak masajları işe yarayabilir) ve kaliteli ayakkabılar kullanmaya dikkat etmelidirler. Balık burçları, yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçının!
. Balık burcu olanlar çevresel toksinlere, alerjiyle bağlantılı durumlara karşı hassastırlar ve alerji testinden geçmelidirler.


https://www.blackmores.com.au/everyday-health/ your-star-signs-and-your-health'den alıntı yapılarak çevrilmiştir.
Çeviren: Esin Tezer

26 Eylül 2015 Cumartesi

Bilim DUA etmenin iyileştirici gücünü kanıtladı

 
DUA, hiç tartışmasız olarak iyileştirme gücüne sahip!

Şimdilerde Amerika Birleşik Devletleri'nin en önde gelen hastaneleri ve üniversiteleri Tanrı'ya inanmanın sizin için iyi olduğunu, sizi daha sağlıklı ve mutlu yaptığını, daha uzun yaşamanıza yardımcı olduğunu kanıtlıyorlar!


ABD'nin Kuzey Karolina eyaletinin Durham 
Duke Üniversitesi'nden Dr. Harold G. Koenig; Newsmax Health'e araştırmalarda DUA'nın insanları hasta olmaktan koruduğunu, hastalansalar bile daha hızlı iyileşmelerine yardımcı olduğunu kanıtladıklarını söyledi.

Koenig,1,500'den fazla yapılan araştırmanın daha dindar olan ve daha fazla DUA eden insanların daha iyi zihinsel ve fiziksel sağlığa sahip olduklarına işaret ettiğini belirtti.
Dr. Harold G. Koenig, sağlık ve düzenli DUA etme ile bağlantılı 125 araştırmadan 85'inin düzenli olarak kiliseye giden insanların daha uzun yaşadığını ispat ettiğini, bununla ilgili çok kanıt olduğunu anlattı.


Duke Üniversitesi'nde Spiritüalite, İlahiyat ve Sağlık merkezinde direktör olan, iman ve iyileşmeyle ilgili bir çok kitabın yazarı Dr. Koenig
; Southern Medical Journal'da yayınlanan ilgi uyandıran bir yazıda DUA etmenin işitme ve görme engelli hastalarda da hayret verici bir etkiye sahip olduğunu anlattığını belirtti.Hastaların görsel ve işitsel testlerde inanılmaz gelişmeler gösterdiklerini söyledi.

Dr. Koenig; dini bir çevreye ve bağlantıya sahip insanların herşeyin daha iyi üstesinden geldiğini ekledi. Genel olarak stresle daha iyi başa çıkıyorlar, kendilerini daha iyi hissediyorlar çünkü daha fazla umutları var, daha az depresyon ve endişe yaşıyorlar, intihara da daha az kalkışıyorlar. DUA eden insanların daha güçlü bağışıklık sistemi var, daha az kan basıncına ve muhtemelen de daha iyi kardiyovasküler fonksiyona sahipler.


İmanın tıbbi faydaları olduğu ile ilgili derin araştırmayı yaptıktan sonra ateist olmaktan vazgeçen ve düzenli olarak ibadet eden araştırmacı yazar Tom Knox, DUA'nın gücü olduğunun ispatının başdöndürücü olduğunu söylüyor.
Knox, onu şaşırtan şeyin 30 yıldan fazladır artan ve çoğu farkedilmeyen bilimsel araştırmaların dini inancın tıbbi, sosyal ve psikolojik olarak yararlı olmasını ispat etmesi  olduğunu itiraf ediyor.


Araştırmalar, iman sahibi olmanın daha uzun ömür de verdiğini kanıtlıyorlar. Texas Üniversitesi'ndeki popülasyon araştırmacıları

kiliseye ne kadar fazla gidilirse o kadar daha uzun yaşandığını keşfettiler. Dini katılımla ölüm oranı birbiriyle ilişkili. Hiç kiliseye gitmeyen bir kişiyle her hafta kiliseye giden arasında 7 yıl daha az veya 7 yıl daha fazla yaşama farkı var!

Amerikan Halk Sağlığı Dergisi yaklaşık 2000 tane yaşlı Kaliforniyalı üzerinde 5 yıldır araştırma yapıyor. Dini hizmetlere katılan insanların o süre içerisinde katılmayan insanlardan yüzde 36 daha az öldüğünü gösterdi.


Amerikan Jerontoloji Dergisi, altı yıllık süre içerisinde yaklaşık 4000 yaşlı yetişkin üzerinde yaptığı araştırmada ateist insanların imanlı insanlara nazaran çok daha yüksek ölüm oranına sahip olduğunu keşfetti.
Dindar insanlar düzenli olarak ibadethaneye gitmeseler bile ateistlerden daha uzun yaşıyorlardı.


Amerikan Hipertansiyon Komitesi, 2006'da kiliseye gidenlerin inançsız olanlara nazaran daha düşük kan basıncına sahip olduğunu yayımladı.


Bilim adamları inançlı insanların inançlı olmayan insanlara nazaran daha kolay göğüs kanserini atlattıklarını, koroner arter hastalığı ve romatizma artrit hastalığına karşı daha kolay iyileştiklerini ve  çocuklarının da daha az menenjite yakalandığını gözler önüne serdi.


San Francisco General Hastanesi'nde 393 kalp hastası üzerinde yapılan araştırmada, duanın etkisi incelendi. DUA eden yabancıların yarısı hastaların sadece adlarını biliyordu! Kendisine DUA edilen hastalarda daha az komplikasyonlar ve zatürre vakasına rastlandı ve daha az ilaç tedavisine ihtiyaç duyuldu. Ayrıca daha çabuk iyileştiler ve hastaneden daha erken ayrıldılar.


Knox sözlerini şöyle tamamladı: "Ateistler inançla alay edip onu küçümseyebirler ama bilimin kendi taraflarında olduğunu varsayamazlar!"


http://www.newsmax.com/t/newsmax/article/635623
Çeviren: Esin Tezer

10 Eylül 2015 Perşembe

REFLEKSOLOJİ:Stresi azaltmak ve metabolizmayı arttırmak için 7 basınç noktası



Sol ayak tabanının altındaki

HİPOTALAMUS BEZİ: İştahı denetler.

HİPOFİZ BEZİ: Master bezdir. Diğer tüm bezlerin salgılarını denetler ve gelişimi etkiler. 

TİROİT BEZİ: Metabolizmayı dengeler.

KARIN BOŞLUĞUNDAKİ SİNİR AĞI veya DİYAFRAM: Stresi azaltır ve nefes almayı kolaylaştırır. 

ADRENALİN BEZİ: Kalorileri yakmak için enerjiyi arttırır. 

İDRAR KESESİ: Vücutta tutulan fazla sıvıyı boşaltır.

KALIN BAĞIRSAK VE İNCE BAĞIRSAKLAR: Dışkıyı çıkartır ve şişkinliği azaltırlar. 

Düşünceleriniz ve görselleştirmeleriniz vücudunuzdan başlayarak  etrafınızdaki dünyayı etkiler. Eğer hedefiniz kendinizin en iyi hali olmaksa bunu zihninizde canlandırın!
Hayal etme yeteneğiniz rahatlamış olduğunuzda en etkili haldedir. Bu sabah ilk uyandığınızda en iyi halinizi gözlerinizin önüne getirin ve bunu gece uyumadan önce de yapın.  

Refleksoloji hipnoz olmuşsunuz gibi sizi derin dinlenme ve rahatlamanın seviyelerine getirir. Kalbinizdeki arzuların açığa çıkmasına olanak tanıyan algısal bir yere giriş yaparsınız.
Beyniniz bir bilgisayar gibidir. Kendinizle ilgili olan ya da seçtiğiniz yaşamla ilgili olan her şeyi programlayabilir ve silebilirsiniz.  
  
Refleksoloji organlarınızı ve hormon bezlerinizi  kısaca vücudunuzun her kısmını, ayaklarınızdaki, ellerinizdeki,yüzünüzdeki ve kulaklarınızdaki refleks bölgelerini/noktalarını uyararak etkiler. 

Bu bölgelerde binlerce sinir vardır. Yalnızca ayağımızın altında on beş bin sinir vardır! Bu yüzden refleksolojinin etkileri yatıştırıcı ve sakinleştiricidir. 

Pek çoğumuz rahatlığı aşırılıkta ararız bu da sağlığımızda negatif etkilere yol açabilir. Refleksoloji kendimize zarar eren rahat düşkünlüğümüze karşı harika sağlıklı bir yenileme olabilir.Çoğu zaman stres ve gerginliğe karşı reaksiyon göstererek gereğinden fazla yemek yiyoruz! 
   
Kendinizi şımartmak için rahatlamanın her hangi türüne ayıracağınız bir zaman sizi ilgilenilmiş, sevilmiş, ayakları yere basan birisi yapacaktır ve size gerçekten kim olduğunuzu hissettirecektir. İster aşırı kilolardan kurtulmaya çalışan biri olun, ister daha iyi yaşam tarzı uygulamaya çalışın refleksoloji size yardımcı olacaktır. Şemada işaret edilen ayaktaki bölgeleri uyarmak, hormon bezleriyle organlara ve sinir sistemine  karşılıklı ilişki kurdurur. Sizin en iyi halinizle görünmenize ve kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olur.

Başparmağınızı veya işaret parmağınızı kullanarak yukarıda belirtilen bölgelerin her birine  beş saniye kadar bastırın. Not: Bu şema sol ayağı göstermektedir.

• Beyninizin Hipotalamus bölgesi (ayak başparmağınızın dışı) iştahınızı ve susuzluğunuzu denetler.

• Hipofiz bezi veya master bez (ayak başparmağının ortası) diğer tüm bezlerin hormonel salgılarını etkiler ve dengeler.


• Tiroit hormonunuz (ayak başparmağının altı) metabolizmanızı düzenler. 


• Karın boşluğunuzdaki sinir ağı ya da diyaframınız (ayak parmaklarının kökünün altı) stresi azaltır. 

• Adrenalin bezleri (ayak tabanının  ortasındaki ayak iç kenarına yakın) kalorileri yakmanız için enerji seviyelerinizi muhafaza etmenize yardımcı olurlar. 

•İdrar sistemini harekete geçirmek, vücuttaki su tutulumunu azaltmaya yardımcı olur.   

• Sindirim sisteminin kalın bağırsak ve ince bağırsakları  (ayağın altında tabanın ortasında)  dışkıyı atmak ve şişkinliği dindirmek için harekete geçirilmektedir.


Bahar aylarına girerken en iyi halinizi refleksoloji ile keşfedin!

Çeviren: Esin Tezer
http://www.mindbodygreen.com/0-18426/diy-foot-reflexology-7-pressure-points-to-reduce-stress-boost-metabolism.htmlden çevrilmiştir.

27 Ağustos 2015 Perşembe

TÜRK KAHVESİ İÇMENİN YARARLARI




Aşırı kahve tüketimi sağlığınıza negatif etkiler verse de; ölçülü bir şekilde kahve içmek,  sağlıklı bir alışkanlıktır. Ve, her tür kahvede olduğu gibi Türk kahvesi de sağlığınıza çeşitli yararlar sağlayabilir. Türk kahvesi  temel olarak demlenme veya kavrulmuş kahve çekirdeklerinin  hazırlanması metoduyla alakalıdır. Türk stili kahve için her hangi tür kahve kullanılabilir. Türk kahvesi genel olarak diğer her hangi bir türdeki demlenmiş kahve gibidir, sadece tat ve  sertlik bakımından farklıdır veya kendine özgüdür.

Kahve, en çok enerji veren etkisi ve anti oksidan içeriği bakımından sevilmektedir. Kahve, yüzyıllardır insanların günlük yaşamlarının bir parçası olmuştur. Pek çok araştırmacı, kahvenin aşırı kullanımının insan vücuduna olan etkisini ortaya çıkarmaya çalışsa da, kahvenin pek çok yararı olduğu gözler önüne serilmiştir. Kahveyi değerli bir içecek yapan sihirli içeriği kafeindir. Kafein, enerji arttırıcı özellikleri olduğu bilinen bir kimyasaldır. Kahve içmek, kafeini sağlıklı bir şekilde tüketmenin en iyi yoludur!

Aşağıdakiler, Türk kahvesi ve diğer kafeinli kahvelerin bilinen yararlarıdır:


Kahve, kanser riskini azaltabilir: Uzun süreli kahve tüketiminin kanser oluşumu olasılıklarını azalttığı kanıtlanmıştır. Bunun için en iyi örnek,  endometri kanseridir. Kahvenin bu kanser oluşumuna karşı vücudu yüzde 2 koruduğu keşfedilmiştir. Kahvenin ayrıca östrojen reseptörü negatif olan göğüs tümörleri (henüz vücuda yayılmamış olan meme kanseri) riskini de azalttığı bilinmektedir.   

Bu çalışmalar kimyasal olarak Fransız, Yunan ve Türk kahvesiyle aynı olan İskandinav demlenmiş kahvesini tüketen katılımcılarda gözlemlenmiştir. Kahve mağazasındaki kahveler aynı korumayı sağlamayabilir. Bu, filtre kahvenin kahveye özel yağ asitlerini yeteri kadar içermemesinden kaynaklanmaktadır. Bu kahveye özel yağ asitlerinin, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde kanser hücrelerinin gelişimini azalttığı ve durdurduğu kanıtlanmıştır.  Organik ve dürüst ticaret sertifikalı olan kahve, tüketim için en iyi seçimdir. Bu kahve, klorlu filtrelerle hazırlanmamalı ve demlenmemelidir. Aynı şekildeki kafeinsiz kahve de işe yarayabilir, fakat kafein içeriğini kaldırmak için kullanılan yoğun kimyasal işlemden dolayı daha az doğal bir seçimdir.

Kahve, diyabet (şeker hastalığı) riskini de azaltabilir: Kahve üzerine yapılan araştırmalar, kahve tüketiminin tip 2 diyabet riskinin gelişimine karşı koruyabileceğini gözler önüne sermektedir. Kahve, bunu kandaki cinsiyet hormonlarını bağlayan globulin (SHBG) seviyelerini arttırarak yapar. SHBG, tip 2 diyabet gelişiminde rol oynadığı düşünülen östrojen ve testosteron aktivitelerini düzenleyen bir proteindir.

Dört fincan kahve içen kadınların SHBG'nin daha yüksek seviyelerine sahip oldukları ve kahve içmeyenlere oranla yüzde 56 daha az hastalık gelişimine sahip oldukları keşfedilmiştir. Kahve tüketiminin vücut metabolizmasını arttırarak ve insülin hassasiyetini iyileştirerek glukoz toleransını geliştirdiği düşünülmektedir. 

Kahve, erken ölüm riskini de azaltabilir: Araştırmacılar, 50 yaş üzerindeki yetişkinlerde kahve içenlerin daha az erken ölüm riskine sahip olduklarını keşfettiler. Bu, günde ortalama dört ila beş fincan kahve içen erkek ve kadınlarda gözlemlenmiştir.

Tüm bunlara rağmen, haddinden fazla kahve içmek; endişeye, sinirliliğe, şiddetli baş ağrılarına ve mide problemlerine yol açabilir. 

Kahve, yağları da eritebilir: Egzersiz yapmadan önce kahve içmek,  dayanma gücünüzü ve yağ yakma potansiyelinizi arttırabilir.  Bu, kafeinin yağ rezervlerini vücudunuzda  enerji olarak kullanmanıza yardımcı olma yoluyla kas yorgunluğunun başlamasını geciktirmesinden dolayıdır. Buna ilaveten, kafeinin egzersiz esnasında kas ağrısını azalttığı kanıtlanmıştır, böylece vücudunuz egzersize biraz daha fazla dayanabilir. 

Kahve, karaciğer yağlanmasını azaltabilir: Yeni yapılan bir araştırma, kahve tüketiminin alkole bağlı olmayan karaciğer hastalığından (NFLD'den) muzdarip olan hastalarda karaciğer yağlanmasını azalttığını keşfetti. Bu tür bir karaciğer hastalığı; şeker hastaları gibi karaciğeri etkileyen, önceden var olmuş durumlara sahip olan kişilerde ilerler. 

Türk kahvesinin tüketimi üstte belirtilen kafeinin yararlarından istifade etmenize yardımcı olabilir. Bu, esasen şu nedenlerden dolayıdır:

1.Çok güçlüdür: Türk kahvesi yoğun bir kahve olarak servis yapılmaktadır. Ufak boy olan fincanının içeriği,  normal boy kahve fincanındakine eşittir.

2. Uygun maliyetlidir: Türk kahvesi hazırlamak, espresso makinesini kullanmaktan daha ucuzdur. Filtresiz olduğundan dolayı, arzu ettiğiniz miktara göre daha çok veya daha az miktarı tercih edebilirsiniz. 

3.Lezzetlidir: Türk kahvesi; lezzetli bir kahve içeceğidir, çünkü demlenmiş içecek daha lezzetlidir ve ilave edilmiş olan şeker ve baharat miktarı da damak lezzetinize göre ayarlanabilir.


     Çeviren: Esin Tezer

15 Ağustos 2015 Cumartesi

BEYİN KÖTÜ ANILARI NASIL SİLİYOR?

Yeni araştırma, 'korku' olmaması için iki beyin bölgesi arasındaki işleme bağlantısının önemli olduğunu teyit ediyor!

Bize korku ve endişeyi unutturan yeni bir beyin devresi keşfedildi!

Beyin, tehditlere karşı bizleri alarma geçirmede çok başarılıdır: Yüksek sesler, zehirleyici kokular, yaklaşan yırtıcı hayvanlar! Hepsi de duyusal nöronlarımıza elektriksel dürtüleri yollar, beyinlerimizin korku devresini sıkıştırır ve bazı durumlarda da bizleri savaşmaya veya kaçmaya zorlar. Beyin, önceden olan tehdidin veya şaşırtıcı uyarının da zararsız olduğu ya da artık geçtiğini bilme konusunda da uzmandır. Fakat bu sistem  bazen işlemez ve hoş olmayan şeyler meydana gelir; bu aksaklığın Travma sonrası stres bozukluğu hastalığının (PTSD'nin) kökeni olduğu düşünülmektedir.  Yeni bir araştırma; beynin kötü anıları silmeden sorumlu nöronal  devresini, PTSD hastalığını ve diğer endişeye bağlı hastalıkların bulgularını belirledi.

Diğer pek çok duygu gibi korku da nörolojik olarak karmaşıktır. Fakat bundan önceki bir çalışma, beynin korku tepkilerini arttıran ve düzenleyen iki belirli alanını vurguladı. Şakaklarımızın altında çift kavisli beyin dokusu olan Amigdala, duygusal reaksiyonlardan sorumludur ve korktuğumuz zaman harekete geçer. Eğer belirli bir tehdit zararsız çıkarsa, alnın altındaki Prefrontal Korteks olarak adlandırılan  beyin bölgesi harekete geçer ve korku geçer. Üzüntü veren hatıraları yok etme yeteneğimiz Amigdala ve Prefrontal Korteks'in beraber yaptıkları çabaya bağlıdır. Ulusal Sağlık Enstitütüsü'nde Andrew Holmes tarafından yürütülen yeni bir çalışma, iki beyin arasında işleyen bağlantının korkmayı durdurmak için gerekli olduğunu teyit ediyor. 

Genelde hiç durmaksızın gürültülü sesler dinletilen fareler yakın zamanda daha yumuşak sesler içeren bir "şokla" karşılaşınca bunun zararsız olduğunu anladılar ve korkmayı bıraktılar. Yazarlar Optogenetik teknolojisini, belirli nöronları ve hayvan davranışını ışığı kullanıp denetleyerek azalttılar. Amigdala-Prefrontal Korteks bağlantısını bozmanın farelerin yumuşak tonlu sesleri negatif ilişkilendirmelerini önlediğini keşfettiler. Nöro biyoloji deyişiyle, hafızanın yok olması ortadan kalktı. Bunun tersinin de doğru olduğunu keşfettiler. O devreyi uyaran korku dolu hatıraların yok olmasının artmasına da katkıda bulundu.

Araştırmalar şimdiye kadar  Amigdala-Prefrontal  Korteks bağlantı yolunun korkunun yok olmasını azalttığından emin değildiler. Her iki yapı da  diğer pek çok beyin bölgesiyle iletişim halindedir, bu nedenle davranış üzerindeki etkilerini ayrı tutmak  bir meydan okuma olurdu. Optogenetik bu keşfi mümkün hale getirdi, Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) grubu sadece iki beyin bölgesi arasında inceleme yapılmasına olanak sağladı. Nöronal aktivite ve davranış arasında daha doğru bir korelasyonu sağladı. 

Holmes, Amigdala ve Prefrontal Korteks'i karmaşık bir iletişim ağında iki ana merkez olarak görüyor. PTSD gibi korkunun yok olmaması olan bir hastalık durumunda ise merkezlerin kendisinde değil, sadece iki bölge arasında  bir bağlantı meydana geliyor. Holmes, "Korkuyu yok etmek için bana göre onu izole etmek ve iletişimin bir hattını tedavi etmek merkezleri yeniden düzenlemeye çalışmaktan  iyidir. Çoğu iyi çalışan tüm beyin fonksiyonları pek çok hattın iletişimini sağlar" diyor. 

Kemirgenler ve insanlar arasındaki korku devresindeki benzerlikler keşfedildikten sonra, yeni bulgular korku devresini tedavi eden ilaçlar dahil, endişe hastalıklarını iyileştirici yaklaşımlara yeni bir araştırma  sağlayabilir. Holmes, korkuyu yok etmenin "nöral plastisite yani nörotransmiter'ları düzenleyen bileşimlere, beynin kendi kannabinoid'lerinden (bağımlılık yapıcı maddeler) etkilenmesine, beynin yeni nöronal bağlantıları yapabilme yetisine bağlı olduğuna inanıyor.  Kannabinoid sistemi değiştiren ilaçlar korku devresini değiştirebilir, endişeyi azaltabilir. 

Nöro uyarma teknikleri, transkranial manyetik uyarma ve hatta optogenetik dahil, standart endişe tedavilerini arttırmak için tedavi edici bir şekilde kullanılabilir. Böyle olan tedavilerden bir tanesi hastaların artık onlara endişe yaratmayana  kadar kendilerini anormal şekilde stres dolu hissettikleri uyarılara maruz kaldıkları ekspozür tedavisidir. Belki de acı dolu hatıradan tekrarlananlarının korku devresini dışarıdan uyarması ve korkuyu arttıran uyarılara tekrar maruz kalmak PTSD ve diğer endişe bağlı hastalıkların semptomlarını yok etmede işe yarayabilir. 

Holmes'ün işaret ettiği gibi bu, ev internet bağlantınızın yavaş olmasından farksızdır: " Sinyalinizi arttırmak için telefon direğindeki hatalı kabloyu tamir etmeye çalışmak ve iletişimin pek çok hattını aksatmak yerine sadece iletişimin hatalı hattını tamir etmek daha iyidir.”

http://www.scientificamerican.com/article/how-the-brain-purges-bad-memories/?WT.mc_id=SA_WR_20150805

Çeviren: Esin Tezer