Bilim ve Din

Bilim ve Din

6 Şubat 2020 Perşembe

Yıkıcı Ve Negatif Düşünceler, Ergenlik Döneminde Beyin Tarafından Aktif Hale Getiriliyor


Cambridge Üniversitesi ve Londra Kolej Üniversitesi'nden bir ekip, ergenlik çağındaki beynin gelişimini daha iyi anlamamızı sağlayan önemli, yeni bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı.

Araştırma, yaşları 14 ila 25 arasında değişen 298 sağlıklı ve genç kişi üzerinde yapıldı. Fonksiyonel Manyetik Rezonans İmajlama (fMRI) tekniğiyle deneklerin beyin aktivitelerinin verileri toplandı. Denekler üzerinde aralıklar halinde (6 ila 12 ay arayla) üç defa çalışma yapıldı. Her tarama seansında katılımcılar, tarama cihazının içine sakin bir şekilde yattılar. Araştırmacılar da onların beyinleri dinlenme halindeyken farklı beyin bölgelerinin bağlantı örneklerini analiz ettiler. 
  
Ekip, insan beyninin fonksiyonel bağlantısını keşfetti. Bir başka deyişle; beynin farklı bölgelerinin birbirleriyle nasıl konuştukları ve ergenlik çağındaki iki ana değişim keşfedilmiş oldu! Görme, hareket ve diğer temel duyular için önemli olan beyin bölgeleri 14 yaşındayken birbirlerine güçlü bir şekilde bağlıydılar. 25 yaşındayken ise daha da güçlü bir şekilde bağlıydılar. Bilim adamları bunu "Muhafazakar" değişim örneği olarak adlandırdılar. Ergenlik çağı başlangıcında zengin bağlantıya sahip olan beyin bölgeleri yetişkinlik dönemine geçerken daha da zengin bağlantılara sahip oluyor. Fakat "Zihin Teorisi" olarak adlandırılan, birinin nasıl düşündüğü veya hissettiğini hayal edebilme gibi daha gelişmiş sosyal yetenekler için önemli olan beyin bölgeleri ise çok farklı değişim örneği gösterdiler. Ergenlik boyunca zayıf olan bu bölgelerdeki bağlantılar kuvvetli, kuvvetli olan bağlantılar ise zayıf hale dönüştüler. Bunu, bilim adamları "Yıkıcı-Ezber Bozan" bir değişim örneği olarak adlandırdılar. Araştırmacılar; beyinle ilgili diğer verinin fMRI sonuçlarını bu sonuçla karşılaştırıp sinir hücreleri arasındaki bağlantıların aktif  yeniden oluşumuyla ergenlik çağındaki yüksek metabolik aktivitenin bağlantılı olduğunu keşfettiler.  
   
Çalışma tezinin ortak yazarı ve Zihinsel Sağlık Araştırma Hayır Kuruluşu MQ'nun üyesi olan Dr Petra Vértes şöyle dedi: "Beyin taramaları sonuçlarından ergenlik çağındaki yeni, daha yetişkin yeteneklerin ediniminin beyin bölgeleri arasındaki aktif, yıkıcı yeni bağlantıların oluşumundan kaynaklandığını öğrendik. Bu bağlantılar; yeni beyin ağlarını ilk kez çevrimiçi (online) hale getirip, insanlar yaşlandıkça onların gelişmiş sosyal yeteneklerinin ve diğer yeteneklerinin açığa çıkmasını sağlıyor." 

Tezin ortak yazarı ve Cambridge Üniversitesi'nde Psikiyatri bölümü başkanı olan  Profesör Ed Bullmore ise şöyle konuştu: "Depresyon, endişe ve diğer zihinsel sağlık düzensizliklerinin ilk kez ergenlik çağında ortaya çıktığını biliyorduk ama neden bunun böyle olduğunu bilmiyorduk. Bu sonuçlar bize beyin ağlarının aktif, yeniden oluşumunun 13-19 yaş arası olduğunu kanıtlıyor. Beyin gelişiminin daha derin haldeki anlayışı da, bize genç insanların zihinsel hastalıklarının nedenlerini anlamamız için daha derin bir anlayış sunabilir."

Çeviren: Esin Tezer
https://www.sciencedaily.com/releases/2020/01/200129104705.htm'den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

9 Ocak 2020 Perşembe

Beyindeki Dopamin'in Aşırı Şişmanlıkla Bağlantılı Olduğu Keşfedildi





1976-1980 yılları arasında Amerikalı yetişkin insanların %15'i aşırı şişmandı (obezdi). Bugün ise yetişkin Amerikalıların % 40'ı aşırı şişman, %33'ü de şişman.


Kilo artışıyla birlikte kalp hastalıkları, şeker hastalığı (diyabet), kanser hastalığı ve aşırı şişmanlıktan kaynaklanan hipertansiyon gibi olan sağlık sorunları da çok arttı. Alzheimer hastalığının bile aşırı şişmanlık ve fiziksel hareketsizlikten kaynaklandığı ispatlanmış durumda.

Virginia Üniversitesi'nde Biyoloji Profesörü olan Türk doktor Ali Güler,"Amerika Birleşik Devletleri'ndeki diyet ve diğer ülkelerdeki diyet son 50 yıl içinde inanılmaz bir biçimde değişti. İşlemden geçirilmiş ve ucuz olan hazır gıdalar gündüz-gece farkı olmadan her an hazırlar. Bu gıdaların pek çoğu şeker, karbonhidrat ve kalori bakımından yüksek gıdalar. Bu şekilde yıllarca tüketildiklerinde de sağlıksız bir diyeti meydana getiriyorlar" şeklinde konuştu. 

Current Biology dergisinde Perşembe günü yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, Güler ve çalışma arkadaşları beynin Dopamin kimyasalını üreten zevk merkezinin ve günlük fizyolojik ritimleri düzenleyen beynin ayrı biçimde çalışan biyolojik saatinin (sirkadiyen saat) birbirleriyle bağlantılı olduğunu ispatladılar. Araştırmacılar, çalışmada fareleri kullanarak 7 gün 24 saat (7/24) hazır olan yüksek yağ içerikli diyeti fareler üzerinde uyguladılar. Günün herhangi bir saatinde yenen atıştırmaların aşırı şişmanlık ve sağlık problemleriyle bağlantılı olduğunu kanıtladılar.

Güler'in ekibi; yüksek yağ içerikli diyeti yemeyen, egzersiz yapan farelerin normal bir şekilde yemek yediklerini, şişmanlamadıklarını keşfetti. Fakat yağlı ve şekerli, yüksek kalorili diyetleri yiyen fareler ise gece-gündüz atıştırdılar ve sonunda da aşırı şişman bir hale geldiler! 

Buna ilaveten araştırmada, gen ifadesi durdurulmuş farelerin (knockout mice-nakavt fareler) Dopamin sinyalizasyonu bozuldu. Yani fareler normal yemek yeme düzeninde kaldılar, yüksek yağ içerikli diyeti yeme ödülünün hazzını yaşamadılar ve 7 gün 24 saat yüksek kalorili besinlere maruz bırakılsalar bile aşırı şişman hale gelmediler. Dr. Güler, sözlerini şöyle tamamladı: "Beyindeki Dopamin sinyalizasyonunun 24 saatlik biyolojiyi yönettiğini, enerjisi yoğun gıdaları öğün araları ve başka saatlerde tüketmeye yönelttiğini de keşfetmiş olduk. Diğer çalışmalar da öğün aralarında ve dinlenme saatlerinde yüksek yağ oranlı gıdalarla beslenen farelerin normal beslenme zamanlarında depoladıklarından daha fazla kaloriyi depoladıklarını gösterdi. Bu da sonunda aşırı şişmanlık ve diyabet gibi aşırı şişmanlıkla bağlantılı olan hastalıklara yol açıyor. İnsanları etkileyen hastalıkların yarısı, aşırı şişmanlıkla daha da kötü bir hale geliyor. Bu da, kişiler ve yaşadığımız toplum için daha fazla tıbbi tedavi ve daha pahalı sağlık hizmetleri demek."

Çeviren: Esin Tezer
https://www.sciencedaily.com/releases/2020/01/200103111717.htm'den alıntı yapılarak çevrilmiştir.