Bilim ve Din

Bilim ve Din

21 Mayıs 2015 Perşembe

Deepak Chopra ve Rudolph Tanzi ile "SÜPER BEYİN" üzerine bir röportaj




"SÜPER BEYİN" kitabının yazarları; sağlık, mutluluk ve manevi gelişimi başarma anahtarı olan beyninizi nasıl kullanacağınızı açıklayan "SÜPER BEYİN" üzerine konuşuyorlar...

Beyniniz  olağanüstü biçimde iyileşebilir ve sürekli olarak kendini yeniden şekillendirebilir. Beyninizle kurduğunuz yeni ilişkiyle hayatınızı değiştirebilirsiniz. "SÜPER BEYİN" de, Deepak Chopra ve Rudolph Tanzi, insan evriminde sıçramayı tasavvur eden büyüleyici bir seyahata kılavuzluk ediyorlar.

Deepak Chopra ve Rudolph Tanzi ile bir röportaj

Soru: "Süper beyni" nasıl tanımlarsınız?

Cevap: O şu andaki, ama kapasitesi en yüksek seviyeye gelmiş olan beyninizdir. Beyni herkes her an kullanır, fakat onu bilinçsiz bir şekilde kullanır. Beyni yeniden şekillendirmemiz gereken gücün farkında olmadan onu geri planda mahvederiz. Gücünüzü uygulamaya başladığınızda "taban çizgisindeki beyin" diye adlandırdığımız her gün kullandığınız beyin, "Süper beyin" yönüne doğru ilerlemeye başlar.

Soru: Beyni yeniden şekillendirme de nedir? Biraz daha açık konuşur musunuz?

Cevap: Bu, kendi düşüncelerinin ve duygularının daha fazla farkında olmak ve beyninin idaresini ele geçirmede daha aktif olmak manasına geliyor. Her birimiz beyinle bağlantılı  dört rolü oynarız: Beyni idare ederiz, ona ilham veririz, keşfederiz ve onu kullanırız. Pek çok insan beyinlerini aktif olarak kullanmaz. Onlar duygularının ve düşüncelerinin hayatlarını kontrol altında tutmasına pasif  bir şekilde izin verirler. Ya da beyinlerini, ona fazla ilham veya yöneticilik vermeden kullanırlar. Beyinlerini kullanmak için yeni yöntemleri keşfetmezler; veyahut da her günkü aynı rutine ve tekrar eden düşüncelere ayak uydururlar. Fakat eğer tüm bu dört role hükmederseniz, kendi "Süper beyninizi" oluşturursunuz! Uzun lafın kısası kendi duygularınızın ve düşüncelerinizin aktif gözlemleyicisi olduğunuzda, beyninizin kullanıcısı haline gelirsiniz. "Süper beyniniz size hizmet eder, siz ona değil!"

Soru: "Süper beyni" oluşturmak için olan bu gücü nasıl keşfettiniz?

Cevap: Direkt olarak nöro-bilimdeki buluşlardan keşfettik. Modern beyin-tarama teknolojisi, her kişinin tamamen kendine özgü bir beyni şekillendirdiğini gözler önüne serdi. Diğer çalışmalar da arzu ettiğiniz dünyanızı oluşturmadaki zihin gücünüzle yeniden şekillenebilen beynin hayret verici yenileyici yeteneğini kanıtladı! Bunu bilerek şu soru ortaya çıktı: Neden bilinçli tercihinizi kullanıp, istediğiniz beyni yaratmak için bilincinizi kullanmıyorsunuz?

Soru: Pratik prensip derken neyi kastediyorsunuz?

Cevap: Kitapta buna pek çok işaret ettiğimiz nokta var, fakat en çabuk yanıt verebileceğimiz şu: Tüm deneyimler beyniniz için ya pozitiftir ya da negatiftir. Eğer pozitif olanların kapasitesini en yüksek seviyeye getirirseniz, beyninizi istediğiniz dünya için şekillendirirsiniz!

Soru: Beyin için olan "pozitif yaşam stiliyle" ilgili birkaç örnek verebilir misiniz?

Cevap: Biz bunu "içsel çalışma" ve "dışsal çalışma" diye ikiye ayırıyoruz. "Dışsal çalışma" diyet, egzersiz, stres yönetimi, sosyal meşguliyet, zihni harekete geçirme ve iyi bir uykuyu içine alıyor. Bu çok bilinen bir tavsiye, fakat bunu beyin için belirledik. "İçsel çalışma" ise daha da önemli ve önemi şimdiye kadar çok az anlaşıldı!

Soru: "İçsel çalışmayı" tarif edebilir misiniz?

Cevap: Beyin sürekli işlemden geçiren ve realitenizi oluşturan dinamik bir sistemdir. Eğer beyninizin başarılı olduğu tüm şeyleri dengelerseniz, beyniniz çok iyi çalışır. Beyin; adapte olabilme, esnek, yaratıcı ve akıllı olabilmede başarılıdır. Fakat o, rolünü oynama ve onda var olmada da başarılıdır. Eğer mümkünse her günkü dengeli bir yaşam onun ihtiyacını karşılar. Böylelikle, beynin her fonksiyonu canlanır ve zenginleşir.

Soru: "Çalışmanın" pek çok insana biraz fazla geleceğini düşünmüyor musunuz?

Cevap: "Çalışma" dediğimizde, kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şeyi kastediyoruz. Eğer ömür boyu sürecek olan iyi sağlığı, sağlam bir hafızayı, azalmış bir Alzheimer riskini ve içinizdeki potansiyelinizi iyi kullanmaktan doğan memnuniyeti istiyorsanız, beyniniz bunların hepsinde merkezi rolü oynar. Beyin, "kullan veya kaybet" atasözünü uygular. "Çalışma" aslında epey  basittir fakat sürekliliği gerektirir. Bir kişinin basitçe seçmesi gereken şey, beyninin ona getirdiği düşüncelerin ve duyguların gözlemcisi olmak ve onun için en uygun olan pozitif ve yapıcı dünyayı oluşturmaktır.

Soru: "Süper beyin", bizi gelecekte nereye götürecek?

Cevap: "Süper beynin" insan beyninin bir sonraki evrimsel sıçraması olduğuna inanıyoruz. İnsanlara akıl yürütme, ileriyi planlama, sevme, sevecenlik ve empatiyi hissetme, dünyaya anlam yükleme yeteneğini veren yüksek zekasal beyin olan neo-korteks sonuncu sıçrayıştı. Şimdi onun üzerine ekleme yapabiliriz. Seçim anahtardır, çünkü insanlar gelişmeyi seçebilen,  kaderlerini şekillendirebilen tek varlıklardır. Daha da fazlası, gerçek benliğimizi gözlemlememizi, üzerinde bir an durup düşünmemizi ve beyinlerimizin yaşamak istediği dünyayı yaratmaya  olanak sağlayan  "öz-farkındalık" hediyesi bizlere verildi. Bizim için, "Süper beyin" gelecektir ve o şimdi başlıyor! 

http://crownpublishing.com/feature/interview-with-deepak-chopra-and-rudolph-tanzi-on-super-brain/#.VVnWHpMyGTQ'den çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer




15 Mayıs 2015 Cuma

İnsan beynine zarar veren tahıl






Bağırsak ve beyin sağlığının birbiriyle yakından ilişkili olduğu (bağırsak-beyin aksı)  tıp profesyonelleri ve halk arasında gitgide daha fazla onay gördükçe, gluten içeren tahılların insan beynine zarar verebileceği kavramı daha da ciddiye alınmaya başlandı.   

New York Times'ın en iyi satan yazarlarından Dr. William Davis'in  'Buğday Göbeği' adlı kitabı, glutenin bağımlılık yaratan özelliklerini halkın bilincine yerleştirmede büyük başarı sağladı.   " 'Buğdayın Karanlık Yönü' adlı e-kitabım, genel olarak buğday ve tahılların  bağımlılık yaratan faktör olduklarını açıklıyor. Dr. David Perlmutter'ın yeni kitabı 'Tahıl Beyin' de bu bağlantıya dikkate değer bir vurgu yapıyor."

Eğer buğday, bağırsak hasarının (enteropati'nin) alışılagelmiş nedeniyse; bazen "enterik beyin" bazen de "ikinci beyin" olarak adlandırılan bağırsak hem çölyak hastalığı hem de non-çölyak hassasiyeti'nde glutenden zarar görüyorsa,  bu merkezi sinir sistemine de olumsuz etki verir!   
Doğrusunu söylemek gerekirse, GreenMedInfo'daki araştırma projemiz, Tıp Ulusal Kütüphanesi'nden  gelen kaynakla  200'den fazla olumsuz sağlık etkisinin gluten içeren tahıllarla olan bağlantısını belirledi! Tahılın etkileriyle ilişkili toksikliğin 21 farklı türünün nörotoksikliği en üst sıradaydı. Bu nörotoksik özellikler; nöropati'den ataksi'ye, psikiyatrik durumlar olan  manik depresif'den şizofreni'ye kadar uzanıyordu.

 Journal of Neurology, Neurosurgery and Psychiatry'de yayınlanan yakın zamandaki "Aşırı telaşlı beyin ve inatçı çölyak hastalığı: Yeni sendrom" başlıklı araştırma, yazarların "Aşırı telaşlı beyin ve inatçı çölyak hastalığı" olarak adlandırdıkları glutene bağlı olan rahatsızlıklar (GRD)" diye adlandırılan yeni sendromu tanımladı.
Araştırmaya göre, "Çölyak hastalığı (Gluten enteropatisi) GRD'nin en çok bilineni iken; serebellar ataksi, nöropati, duyusal ganglionopati ve ensefalopati (başağrıları ve beyaz maddede anormallikler) durumlar,  gastrointestinal sistem dışı yaygın belirtiler nörolojik bozukluklardır."

Glutenle uyarılmış toksikliğin  nörolojik açığa çıkışlarının bağırsak hasarının (enteropatisinin) kanıtı olsa da olmasa da olabileceğine işaret ederler. Buğdayla uyarılmış bağırsak hasarı pek çoklarının tahmin ettiğinden daha yaygın iken, ("Araştırma, buğdayın herkesin bağırsaklarına zarar verebileceğini kanıtlıyor" yazısını okuyun), glutenle olan problem " bağırsak-dışı tutulum" olarak adlandırılan bağırsak duvarının olumsuz sağlık etkilerinden daha ötesine uzanır!  Amiyane tabirle "gluten" olarak andığımız büyük ölçekli protein dizilimindeki pek çok peptik etkiler göz önüne alınacak olursa, (aslında 23,000'den fazla proteinden oluşmasına rağmen, o tek bir yapı gibidir) farmakolojik olarak psiko-aktiftirler.  Yemek yemeden sonra olumsuz nörolojik/duyusal sonuçların takip etmesi bir sürpriz değildir! 

Yeni çalışma, "Glutene bağlı hastalıkların (GRD'nin) nörolojik açığa çıkışlarını 540 hasta grubundan belirlenen 7 hastanın (5 erkek, 2 kadın) örnek olay incelemesini anlatıyor.  Bu hastalar yüzlerinde, dillerinde, bir kollarında veya  bir bacaklarında meydana gelen sonra da vücudun diğer kısımlarına yayılan istem dışı kas çekilmesi olan "miyoklonik nöbetler" belirtisi gösterdi.Nöbetler o kadar şiddetliydi ki, 5 hasta primer motor korteksindeki anormal elektriksel aktivite olan epilepsi türü  "Jacksonian nöbetlerden"  epileptik krizlere girdi ve salya artışı, dudak şaplatma, baş çevirme gibi davranışlara yol açtı. Daha da fazlası, tüm hastalar  kol ataksi'sini ( kol kaslarında kas koordinasyon bozukluğu) ve daha da belirgini yürüyüş ataksi'sini deneyimledi.

Elektrofizyoloji 'beyin testleri', "serebral korteks'in anormal çalışmasından dolayı olan kasların ani titremesi" olarak tanımlanan kortikal miyoklonus (kortikal   kas seğirmesi) olduğunun kanıtını gösterdi. Daha da kliniksel olanı, imajlama veya patolojik değerlendirmenin bazı serebellar ilişki olduğunu gözler önüne serdi, fakat bu ikinci haldi. Bu yeni durum,  gluten ataksi'den ayrıdır. Serebellar ataksi, vücudu en devre dışı bırakan  haldir.

http://www.greenmedinfo.com/blog/grain-damages-human-brain'den çevrilmiştir.
Çeviren: Esin Tezer