Bilimin “CENNET” hakkındaki süregelen inancımızı da dâhil, her şeyi açıklayacağına inanan insanlar var. Buradaki tez ise çok basit: “CENNET”, gerçek bir mekân değildir veya hatta bir süreç veya süper doğaüstü bir olay da değildir. O, öldüğünüz vakit beyninizde oluşan bir şeydir.
Bu fikirle ilk kez “CENNET: Ahiret Yaşamına Süregelen Yoğun
İlgimiz” adlı yeni kitabıma araştırma yaparken karşılaştım. Babası yazar olan
arkadaşım James Dickey ve iş arkadaşım olan Christopher Dickey’le öğlen yemeği
yiyorduk. Christopher bana babasının en yakın arkadaşlarıyla birlikte yüzme
havuzunda oturup sohbet ettikleri bir Cennet hayaline sahip olduğunu söyledi. Chris,
“CENNET” hakkında bildiğini düşündüğümüz her şeyin ölümden çok kısa bir süre
önce meydana geldiğine inanıyordu.
İngiliz Bilim Dergisi The Lancet’te 2000 yılında yayınlanan
bir makaleye göre, Ölüme Yakın Deneyim’e (NDE)
sahip insanların yüzde 9 ila 18’i de böyle bir deneyime sahipti. Ve Ölüme Yakın
Deneyim anketleri de detaylarda çok benzerlikler gösteriyorlardı. Ölüme Yakın
Deneyim’e sahip olan insanlar tünel, ışık, çıkış kapısı veya bir kapı, bedenden
dışarı çıkma hissi, tanıdıkları veya adını duydukları insanlarla buluşma,
kendilerini Tanrı’nın huzurunda bulma ve daha sonra da geri dönme, değişim gibi
bazı dini hayalleri de tarif ettiler.
Andrew Newberg, meditasyon yaparken coşkulu deneyimler
yaşayan dindar insanların (rahibelerin ve rahiplerin) beyin taramalarının
üzerinde yaptığı araştırmalarla ünlenen Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Pennsylvania
Üniversitesi’nin Radyoloji Bölümü’nde Yrd. Doçent Dr’dur. Dr. Newberg, “Tünel”
ve “Işık” olaylarının kolayca açıklanabileceğine inanmaktadır. Newberg’ün
varsayımına göre, görme keskinliğiniz kayboldukça ilk olarak Periferik
bölgeleri (Tıp dilinde merkez dışındaki uç organ ve dokuları)
yitirirsiniz. Dr. Newberg şöyle konuştu: "Bu yüzden tünel hissine
kapılırsınız. Parlak bir ışık görürseniz, bu görsel sistemin en nihayetinde
kapanmasının merkezi kısmı olabilir.”
Dr.Newberg, bir sonraki vurguladığı senaryonun varsayım
olduğunu ileri sürdü. İnsanlar öldükleri zaman, genellikle birbirine zıt olarak
çalışan beynin iki kısmı da işbirliği içinde çalışırlar. Bedendeki neredeyse
her organa yayılan ve Omurilik aracılığıyla sinirler ve nöronlar ağına akan
Sempatik Sinir Sistemi uyarılma ve heyecandan sorumludur. Bu sistem, sizi
harekete geçirir. Sempatik Sistemin etrafını saran Parasempatik Sistem ise sizi
sakinleştirir ve yeniler. Yaşamda, bir sistemi harekete geçirmek diğer sistemi
kapatmaya yönlendirir. Sempatik Sinir Sistemi, bir araba anayolda önünüzü
kestiğinde devreye girer. Parasempatik Sistem ise siz uykuya daldığınızda
devrededir. Ama bu gizemli deneyimleri bildiren insanların beyinlerinde ve
belki de ölümde, her iki sistem de tamamen devreye giriyor. Bir sistem kişiye
yavaşlama ve bedensizlik hissini verirken; diğer sistem de önemli insanların
hatıraları ve geçmiş olaylar da dâhil her şeyi canlı bir biçimde kişiye
gösteriyor.
Çeviren:
Esin Tezer
https://www.newsweek.com/can-science-explain-concept-heaven-69641’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.
