Bilim ve Din

Bilim ve Din
Ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2025 Cuma

Ölüm Esnasında Hatırlanan Deneyimler Bir Halüsinasyondan Daha Fazlası mı?

 

New York Üniversitesi Grossman Tıp Okulu’nun Yoğun Bakım ve Hayata Döndürme Merkezi’nin Direktörü olan Dr. Sam Parnia tarafından yönetilen ulusal ve uluslararası liderlerden oluşan çok branşlı bir ekip, “Ölüm Hakkındaki Araştırmanın Kılavuz İlkeleri, Standartları ve Ölümün Hatırlanmış Deneyimleri” adlı fikir birliği açıklamasını yayınladı. Ekip ayrıca New York Bilimler Akademisi’nin bir yıl içerisinde gerçekleşen olaylarının kayıtlarında önerilen gelecek gidişatını da yayınladı.    

Araştırmadaki araştırmacılar Nörobilim, Yoğun Bakım, Psikiyatri, Psikoloji, Sosyal Bilimler ve İnsanoğlu da dâhil pek çok tıp bilim dalını temsil ediyorlar. Ayrıca araştırmacılar Harvard Üniversitesi, Baylor Üniversitesi, Kaliforniya Riverside Üniversitesi, Virginia Üniversitesi, Virginia Commonwealth Üniversitesi, Wisconsin Tıp Okulu ve Southhampton Üniversitesi, London Üniversitesi de dâhil dünyanın pek çok saygı duyulan akademik kuruluşlarını da temsil ediyorlar.

Araştırmanın Sonuçları:

1.Hayata Döndürülme ve Yoğun Bakım Tıbbındaki gelişmeler sayesinde pek çok insan ölüm esnası ve ölüme yakın deneyimlerinde hayatta kaldı. Yakın zamanda yapılan nüfus çalışmalarına dayanarak tahmini olarak dünya üzerindeki yüz milyonlarca insanı kapsayan bu insanlar, tutarlı şekilde evrensel temalarla özgün zihinsel hatıralarını içeren ölüm esnasında hatırlanmış deneyimlerini tarif ettiler.

2.Ölüm esnasında hatırlanan deneyimler, yakın zamanda yayınlanan birçok araştırmaya göre halüsinasyonlar, illüzyonlar veya hayal gördüren ilaçlarla bağlantılı olan deneyimler değildiler. Bunun yerine, belirli anlatımı içeren algılamaya sahiptiler:

A. Vücut yükselmiş, yüce bir bilinç algısıyla bedenden ayrılır ve bu “Ölüm” kabul edilir. B.  Bir varış noktasına seyahat edilir. C. Başkalarına karşı olan tüm eylemleri, maksatları ve düşünceleri de kapsayan anlamlı ve amaç dolu yaşamı gözden geçirme meydana gelir. “Ev” gibi hissettiğin bir yerde bulunma algısı olur ve E. Hayata geri dönüş gerçekleşir.

3.Ölüm deneyimi, yakın zamanda tanımlanmamış, ayrı alt temaları zirveye çıkartmaktadır ve pozitif uzun-vadeli psikolojik dönüşüm ve büyümeyle ilişkilidir.

4. Ölümle ilgili EEG’deki yükselmiş bilinç seviyelerinin sıradan bir işareti olan Gama aktivitesinin ve elektriksel artışların ortaya çıktığını ispatlayan araştırmalar, parlak ışığı gördüğünü ve yükselmiş bilinci deneyimlediğini bildiren milyonlarca insanın iddiasını desteklemektedir.

5.Ölümle ilgili korku verici veya üzücü deneyimler; çoğu kez ne aynı temaları ne de aynı anlatımları, ölümün üstün özelliklerini, kelimelerle anlatılamamasını ve pozitif dönüştürücü etkilerini paylaşıyorlar!

Araştırmanın önde gelen yazarı Parnia sözlerine şöyle devam etti: "Ani Kalp Durması (Kardiyak Arest)” bir kalp krizi değildir, fakat bir hastalığın veya kişinin ölmesine yol açacak bir olayın son safhasını belirtir. Kalp ve ciğerlere ait (Kardiyopulmoner) Yoğun Bakım (CPR)’ın olması bize ölümün nihai gerçeklik hali değil, bunun yerine bazı insanlarda başladıktan sonra bile tersine dönme potansiyeline sahip bir süreç olduğunu ispatladı. Ölümün bilimsel çalışmasını kolaylaştıran şey de, kalp durduktan sonra dakikalar içindeki oksijen yoksunluğunda bile beyin hücrelerinin değiştirilemez bir şekilde zarar görmemesiydi. Bunun yerine, bu hücrelerin saatler içinde ölmeleriydi. Bu da bilim insanlarının ölümle ilgili olan fizyolojik ve zihinsel olayları objektif şekilde çalışmalarına olanak tanıdı.”      

Parnia sözlerini şöyle tamamladı: "Az miktarda yapılan araştırma, objektif ve bilimsel bir şekilde öldüğümüz zaman ne yaşandığını keşfetti. Bu bulgular, insanlarda bilincin nasıl var olduğu ve ileride bunun hakkında araştırma yapılması için ilgi çekici iç görüleri sunabilirler".

https://www.sciencedaily.com/releases/2022/04/220407100956.htm’den  alıntı yapılarak çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer 

 


2 Ağustos 2023 Çarşamba

Ölmek Üzere Olan Beyinde Bilinçli Haldekine Benzer Bir Aktivite Olduğu İspatlandı

 

Ulusal Bilim Akademisi Raporları (Proceedings of the National Academy of Science) dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, ölmek üzere olan beyinde bilinçle bağlantılı aktivite dalgasının ilk deliline rastlandı.

Araştırmayı yürüten Dr. Jimo Borjigin; Michigan Üniversitesi Moleküler ve Bütüncül Fizyoloji ve Nöroloji Bölümlerinde Doçent doktor. Dr. Borjigin, ekibiyle beraber Michigan Üniversitesi, Bilinç Bilimi Merkezi’nin kurucu yöneticisi Dr.George Mashour’la birlikte hayvanlar üzerinde neredeyse 10 yıldır yürütülen araştırmaların devamı niteliğindeki bu araştırmayı gerçekleştirdi.

Ani kalp durmasından (Kardiyak Arest) sonra oksijen kaybına uğrayan, ölmek üzere olan hayvan ve insan beyinlerinde Gama aktivasyonunun benzer işaretleri kaydedildi.

Dr. Mashour, konuyla ilgili şunları söyledi: "Ölme süreci içerisindeki işlevsiz beyinden bu kadar canlı bir deneyimin açığa çıkması bir nörobilim çelişkisidir! Dr. Borjigin, nörofizyolojik mekanizmaların altında yatanları açıklayan önemli bir araştırmaya ışık tuttu.”

Ekip, hastanede EEG Monitarizasyonu esnasında ani kalp durması sonucu vefat eden dört hastayı belirledi. Tüm bu dört hastanın hepsi de koma halinde ve tepkisiz hastalardı. Artık tıbbi olarak yapılacak bir şey kalmadığından dolayı da, ailelerinin izniyle tıbbi yaşam desteğinden alınmışlardı.

İki hastada solunum cihazı desteği alındıktan sonra bilinçle bağlantılı en hızlı beyin aktivitesi olarak kabul edilen beyin Gama dalga aktivitesiyle beraber kalp atış hızında artış gözlemlendi.

Daha da fazlası; aktivite, beynin arkasındaki Temporal, Paryetal ve Oksipital lobların birleşme yeri arasında, beyinde bilincin “Sıcak Bölgesi” diye adlandırılan nöral bölgede keşfedildi. Bu bölge; rüya görme, Sara (Epilepsi) hastalığındaki görsel halüsinasyonlar ve diğer beyin çalışmalarındaki değişmiş bilinç seviyeleriyle ilişkiliydi. 

Bu araştırmayı yürüten Dr. Borjigin’le birlikte çalışan, 2015 yılından beri yoğun bakım ünitesinde vefat etmiş hastaların EEG verilerini toplayan Dr. Nusha Mihaylova; bu iki hastanın daha önceden hastalık nöbeti raporlarının bulunduğunu fakat ölmeden önceki saatte hiç nöbet geçirmediklerini söyledi. Diğer iki hastada ise yaşam desteği alındıktan sonra ne aynı kalp atışı artışına ne de artan beyin aktivitesine rastlandı.

Dr. Mihaylova sözlerini şöyle tamamladı: "Bu çalışmada yer alan aynı hastaların tepki deneyimiyle bilincin gözlemlenmiş nöral izleri arasındaki bağlantıyı henüz kuramıyoruz. Bununla beraber, gözlemlenmiş bulgular kesinlikle heyecan verici ve ölen insanlardaki gizli bilinci anlamak yeni bir yapıyı oluşturuyor!”

https://www.sciencedaily.com/releases/2023/05/230501163628.htm’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer


11 Kasım 2019 Pazartesi

Beynimiz Ölümden Sonra Da Çalışıyor


Yeni yapılan ürpertici bir araştırma; öldüğümüzde bunun farkında olduğumuzu ve etrafımızda olup biten her şeyi gördüğümüzü, çünkü beynimizin hâlâ çalıştığını ileri sürüyor!

Tıp uzmanları bu konu üzerinde uzun zamandır tartışıyorlardı. Ölümden sonra parlak ışık  veya heyecan uyandıran olayların görülmesi, kısacası bilinmeyeni keşfeden ölü insanları anlatan 'Flatliners (Çizgi Ötesi)' adlı film onların tartışma konuları arasındaydı. Fakat yeni yapılan bir araştırma, kişinin kalp atışları durduktan sonra ve bedeni hareket edemez hale geldikten sonra bile bilincinin çalışmaya devam ettiğini iddia ediyor! 

Araştırma, Ani Kalp Durması (Kardiyak Arest) yaşayan ve hayatta kalan hastaların ölü haldeyken bile etraflarında olup bitenin farkına vardıklarını gözler önüne serdi. Araştırmaya göre hastalar, doktorların onları kurtarmaya çalıştığının farkına vardı ve hayata döndürülmeden önce doktorların onlara söyledikleri sözleri hatırladı. Bu, şu manaya geliyor: Kişi doktorlar tarafından yapılan kendi ölüm anonsunu duyuyor fakat beden fonksiyonları artık çalışmadığı için hiçbir şey yapamıyor. 

Dr. Sam Parnia, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde ölümden sonra bilinç üzerine ve Kardiyak Arest vakaları üzerine incelemeler yapıyor. Dr. Parnia, ölümün ilk evresinde insanların hâlâ bilinçli olduklarını keşfettiklerini anlattı. Dr. Sam Parnia,  LiveScience internet sitesine yaptığı açıklamada Kardiyak Arest geçiren hastaların kalp atışları durmuş bile olsa etraflarında olup bitenin farkına vardıklarını ve normal hale dönünce de yaşadıklarını ona anlattıklarını söyledi. 

Dr. Parnia sözlerine şöyle devam etti: "Hastalar etraflarında onları hayata döndürmeye çalışan doktorların ve hemşirelerin farkına vardılar. Onların tüm konuşmalarını  duydular, görsel olan her şeyi gördüler. Bilinçleri yerinde olmasa, bunların hiçbirini tarif edemezlerdi."
New York'taki New York Üniversitesi Langone Tıp Okulu'nda Doçent Doktor olan Dr. Sam Parnia, yeniden yaşama döndürülen hastaların tüm detayları hatırlamalarının doktorları ve hemşireleri şoke ettiğini söyledi.

Dr. Parnia'nın araştırması; Kardiyak Arest geçiren hastaların beyinlerinde ne meydana geldiği, ölümden sonra bilincin devam edip etmediği ve ne kadar zaman devam ettiği, bir hastayı hayata döndürme kalitesini arttırma ve hastanın kalbi yeniden atmaya başladığında beyin hasarlarını önleme konularını inceledi.

Çeviren: Esin Tezer

https://www.msn.com/en-in/health/medical/when-you-die-you-know-youre-dead-because-your-brain-still-works-and-you-could-even-hear-your-death-announced/ar-AAtKt7o'dan alıntı yapılarak çevrilmiştir.

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Genler ölümden 48 saat sonra bile aktif haldeler!



Pek çok genin ölümden 48 saat sonra bile aktif halde olduğu keşfedildi!


Doktor, bir kişinin öldüğünü söylediğinde onun bedeni en azından 1 ya da 2 gün canlı halde oluyor! Hayvanlar üzerinde bulunan yeni kanıt, ölüm gerçekleştikten 48 sonra bile pek çok genin hâlâ aktif halde olduğunu ileri sürüyor!

Bu hareketlilik fareler ve zebra balığı üzerinde gözlendi, fakat genlerin ölmüş insanlar üzerinde de aktif olduğuna dair ipuçları var. Bu keşif, organ nakillerinin güvenli olmasına ve patologların ölüm zamanını tam olarak saptamasına da yardımcı olabilir. 

Seattle'daki Washington Üniversitesi'nden Peter Noble, Alex Pozhitkov ve çalışma arkadaşları fareler ve zebra balığının ölümlerinden hemen sonra organları üzerindeki gen aktivitesini  incelediler. Bunu da mesajcı RNA miktarının ne kadar olduğunu ölçerek yaptılar. Bu genlerin hücrelere protein gibi maddeler oluşturmasını ilettiği mRNA'daki (mikro RNA ya da mesajcı RNA)  artış, genlerin daha aktif olduğuna işaret eder.

Noble’ın ekibi zebra balığı üzerindeki mRNA seviyelerini ölçtü, fareler üzerinde de düzenli aralıklarla ölümden dört gün sonrasına kadar beyin ve ciğer örnekleri alındı. Daha sonra da bu mRNA seviyelerini ölüm anındaki seviyelerle karşılaştırdılar.

Tahmin ettiğiniz gibi, toplam mRNA seviyesi zaman geçtikçe azaldı. Fakat 548 zebra balığı geni ve 515 fare geniyle ilişkili olan mRNA'da ölümden sonra bir ya da  birden çok aktivite görüldü.  Bu, bazı genlerin aktif hale gelmesi ve hayvan öldükten uzun bir süre sonra için aktif  halde kalması için yeterli enerjinin ve hücresel fonksiyonun olduğunu gösteriyordu.

Farklı fonksiyona sahip yüzlerce gen ölümden hemen sonra "uyandı".  Bu durum doğumdan sonra genelde aktif halde olmayan cenin gelişim genlerini ve yakın zamanda kanserli hale gelmiş olan genleri de kapsadı. Genlerin ölümden 24 saat sonraki aktiviteleri zirve yaptı!

Buna benzer olan bir süreç insanlarda da gerçekleşebilir. Yakın zamanda yapılan çalışmalar multipl travma, kalp krizi veya boğulmadan ölen insanların kalp kasını kasan ve yaraları iyileştiren genler de dahil bazı genlerinin ölümden sonra 12 saatten  fazla aktif halde bulunduğunu göstermiştir.

Peki, genler neden ölümden sonra uyanıyorlar? Pek çok genin ağır yaralanmadan sonra iyileşmeye yardımcı olan fizyolojik süreçlerin veya yaşama döndürülmenin parçası olarak aktif hale gelmesi muhtemeldir. Örneğin bazı hücreler ölümden sonra sanki vücut canlıymış gibi vücudu zarara karşı korumak için iltihap süreciyle ilgili olan genleri harekete geçirmek için yeterli enerjiye sahip olabilirler.

Birleşik Krallık'taki Huddersfield Üniversitesi'nde adli genetikçi olan Graham Williams, "Bu alanda böyle bir yolun kat edilmesini görmek güzel fakat konu üzerinde daha fazla çalışılması gerekiyor" dedi. 

Araştırma kalp atışının, beyin aktivitesinin ve nefes almanın sona erdiği "ölüm" diye adlandırdığımız şey hakkında da önemli soruları ortaya çıkarıyor. Eğer genler ölümden sonra 48 saat aktif halde kalabilirse, o zaman bu kişi bu durumda teknik olarak "hâlâ yaşıyor" olmaz mı?  Noble, “Ölüm üzerinde çalışmak yaşamın biyolojisi üzerine yeni bilgi sağlayacak" şeklinde konuştu.

Çeviren: Esin Tezer
https://www.newscientist.com/article/2094644-hundreds-of-genes-seen-sparking-to-life-two-days-after-death/'den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

13 Ekim 2014 Pazartesi

Bilim insanı Dr. Robert Lanza diyor ki:






"Bir kişi kesin bir surette varlığını yalnızca bedeniyle tanımladığında ve evrenin ayrı, sıradan, dışarıdaki bir şey olduğuna emin olduğunda, 'ÖLÜMÜN GERÇEK OLMADIĞINI' söylemek, sadece saçma değil; uydurmadır!


Robert Lanza, "BİYOMERKEZCİLİK (BIOCENTRISM)" adlı kitabından