Bilim ve Din

Bilim ve Din
AHMEDHULUSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AHMEDHULUSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2025 Cumartesi

Yalnızlığın Kalp Hastalığı, Felç Riski Ve Enfeksiyona Duyarlılıkla Bağlantılı Olduğu Keşfedildi

 

Yeni yapılan bir araştırma, dostlar ve ailemizle olan ilişkilerimizin bizi sağlıklı kıldığını çünkü bunun bağışıklık sistemimizi desteklediğini ve kalp hastalığı, felç ve tip 2 diyabet gibi hastalık risklerini de azalttığını kanıtladı!

İngiliz ve Çinli araştırmacılar bu sonuca İngiliz Biobank’ten 42,000’den fazla yetişkinin kan örneğinden alınan proteinlerin üzerinde çalışarak ulaştılar. Araştırmanın bulguları bugün Nature Human Behaviour dergisinde yayınlandı.

Biyolojik mekanizmaları incelemenin bir yolu, kanda dolaşan proteinleri incelemektir. Proteinler, genlerimiz tarafından üretilen moleküllerdir ve vücudumuzun düzgün çalışması için gereklidirler.

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi ve Çin’deki Fudan Üniversitesi’ndeki bilim insanları tarafından yönetilen bir ekip, İngiltere’deki Biobank’de 40-69 yaş arasındaki yetişkinlerin 42,000’den fazla kan örneğindeki “Proteom”ları inceledi.

Ekip Proteom’ları incelediğinde ve yaş, cinsiyet ve sosyoekonomik geçmişi ayarladığında sosyal izolasyon ilişkili 175 protein ve yalnızlıkla ilişkili 26 protein olduğunu keşfetti. Bu proteinlerin pek çoğu iltihap tepkisi, viral enfeksiyon ve bağışıklık tepkilerimizin bir parçası olarak ve hatta kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet, felç ve erken ölümle de bağlantılı olarak üretilmişti.

Yalnızlık sonucu yüksek seviyede salgılanan proteinlerden bir tanesi de ADM proteiniydi. Daha önce yapılan çalışmalar, bu proteinin strese tepki verme ve “Sevgi hormonu” olarak adlandırılan, stresi azaltan ve ruh halini iyileştiren Oksitosin gibi olan stres hormonlarını düzenlemede rol oynadığını kanıtladı.

Ekip, ADM proteini ve bedenimizin içerisinde neler olup bittiğini algılayan beyin duyusu olan İnsula arasında güçlü bir ilişki olduğunu keşfetti. ADM proteini seviyeleri arttıkça, bu bölgenin hacmi azalıyordu. Yüksek ADM seviyeleri duygusal, ödül ve sosyal süreçlerle ilişkili olan beyindeki Sol Kaudat’ın hacminin daha az olmasıyla da bağlantılıydı. Buna ilaveten, ADM’nin yüksek seviyeleri erken ölüm riskinin artmasıyla da ilişkiliydi.

Diğer tanımlanmış proteinler insülin direnci gelişimi, Ateroskleroz (Atardamarların kireçlenmesi) ve kanser oluşumu gibi rolleri oynarken; proteinlerin bir diğeri olan ASGR1 ise yüksek kolesterol ve kardiyovasküler hastalık riskinin artmasıyla ilişkilidir.

https://www.sciencedaily.com/releases/2025/01/250103125029.htm den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer

17 Kasım 2024 Pazar

Yeni Bir Araştırma Kalp Şekli Ve Kardiyovasküler Hastalık Arasında Bir İlişki Olduğunu İspatladı

 


İkiden fazla ulusa ait bir araştırma, kalbin şeklinin kısmen genetik tarafından etkilendiğini ve kardiyovasküler hastalıkların riskini tahmin etmeye yardım ettiğini gözler önüne serdi.

Birleşik Krallık Londra’daki Queen Mary Üniversitesi, King’s College, Zaragoza Üniversitesi ve London College Üniversitesi ve de İspanya Coruna Complexo Hospitalario Üniversitesi’ndeki araştırmacılar; ilk önce 3 boyutlu gelişmiş imajlama ve makina öğrenme tekniğini kullanarak, kalbin sol ve sağ karıncıklarının genetik temelini incelediler.

İlk yapılan araştırma öncelikli olarak kalbin büyüklüğü, hacmi ve belirli boşlukları üzerine odaklandı.

Ekip; her iki kapakçığın üzerinde de çalışarak kalbin şeklinin daha karmaşık, çok boyutlu özelliklerini yakaladı.

Bu yeni kalp şeklini keşfetme yaklaşımı, kalple ilişkili yeni genlerin keşfine ve kardiyovasküler hastalığın kalp şekliyle bağlantılı olan biyolojik yollarını daha iyi bir şekilde anlamaya yardımcı oldu.

Kardiyovasküler hastalık, Birleşik Krallık’ta ve dünyada başlıca ölüm sebeplerinden bir tanesidir.

Bu çalışmanın bulguları, kalp hastalıkları riskinin nasıl geliştiğini değiştirebilir.

Kalp şekliyle bağlantılı olan genetik bilgi, kliniksel ayarlarda erken potansiyeli ve kişiye özel değerlendirmeyi sunarak kalp hastalığı riski skorunu verebilir.

Araştırmanın eş yazarı ve Queen Mary Üniversitesi’nde Moleküler Tıp Profesörü olan Patricia B. Munroe, konuyla ilgili şunları söyledi: "Bu çalışma, kalp hastalığı riski hakkında ne düşündüğümüz konusunda bizlere yeni bir bilgi verdi. Uzun zamandır kalbin büyüklüğü ve hacminin önemli olduğunu biliyorduk fakat şeklini inceleyerek genetik riskler konusunda yeni anlayışları ortaya çıkardık. Bu keşif, klinik tedavi uzmanlarına hastalığı önceden ve daha doğrulukla tahmin etme konusunda değerli ilave destek programlarını sağlayabilir."

Ekip; kapakçıkların 3 boyutlu modellerini yaratmak için Birleşik Krallık Biobank’teki 40,000’den fazla kişinin kardiyovasküler emar görüntülerini, büyük biyomedikal veritabanı ve araştırma kaynağından yarım milyon İngiliz katılımcının genetik ve sağlık bilgisini kullandı.  

Araştırmacılar, istatiksel analiz aracılığıyla kalp şeklindeki ana farklılıkları tanımlamak için 11 kalp boyutunu belirledi.

Sonrasındaki genetik analiz, insan genomundaki farklı kalp şekilleriyle ilişkili 45 belirli bölgeyi keşfetti.

Bu bölgelerin 14’ü daha önce kalp özelliklerini etkilediği bilinmemekteydi.

https://www.sciencedaily.com/releases/2024/11/241114125445.htm ‘den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer