Bilim ve Din

Bilim ve Din
fear etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fear etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2024 Perşembe

 Korku Dolu Hatıralar Bazı Beyinlerde Nasıl Saklanıyor

İsveç’teki Linköping Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, beyinde saklanan korku dolu hatıraların gücünü arttıran biyolojik bir mekanizmayı keşfetti. Araştırma, fareler üzerinde yapıldı ve bilimsel Moleküler Psikiyatri dergisinde yayınlandı. Çalışma; endişeyle bağlantılı mekanizmalarla ilgili yeni bir bilgi sağladı ve endişe, alkol bağımlılığı ardındaki ortak mekanizmaları belirledi.

Beynin bazı bölgeleri korkuyla bağlantılı hatıraları işlemden geçirmek için önemlidir. Amigdala, tehditlerle karşılaşınca aktif hale gelir ve duyguları düzenlemek için önemli olan beynin ön lob bölümleri “Prefrontal Korteks”le birlikte çalışır.

Araştırmayı yürüten, Linköping Üniversitesi’nde Sosyal ve Etkili Nörobilim (CSAN), Biyomedikal ve Kliniksel Bilimler Bölümü’nde (BKV) Öğretim Üyesi olan Estelle Barbier konuyla ilgili şunları söyledi: "Amigdala’yı beynin ön loblarına bağlayan sinir hücreleri ağının korku tepkileriyle ilişkili olduğunu biliyoruz. Bu beyin yapıları arasındaki bağlantılar, insanlarda Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PTSD) ve diğer endişe hastalıklarına yol açıyor.”

Her nasılsa, bununla ilişkili olan moleküler mekanizmalar uzun zamandır bilinmiyordu. Çalışmadaki araştırmacılar “PRDM2” adlı pek çok gen ifadesini bastıran epigenetik bir enzimi, proteini araştırdılar. Araştırmacılar, yakın zamanda PRDM2 seviyelerinin alkol bağımlılığında daha düşük olduğunu ve aşırı stres tepkilerine yol açtığını keşfettiler.

Yeni hatıraların sonsuza dek sürmesi için onların sabitleştirilmiş olmaları ve “Uzun-süreli hatıra” olarak saklanmaları gereklidir. Bu süreç “Sağlamlaştırma (Konsolidasyon)”  olarak bilinir.  Çalışmayı yürüten araştırmacılar, korku dolu hatıralar süreçten geçerken PRDM2’nin azalmış seviyelerinin etkilerini araştırdılar.

Estelle Barbier konuyla ilgili sözlerine şöyle devam etti: "Frontal loblar ve Amigdala arasındaki ağın artan aktivitesinin, öğrenilmiş korku reaksiyonlarını arttırdığı bir mekanizmayı belirledik.PRDM2’nin aşağı regülasyonunun korku dolu hatıraları sabitleştirmeyi arttırdığını kanıtlamış olduk.”

Araştırmacılar, PRDM2 seviyesi azaldığında etkilenen genleri de belirlediler. Bunun da, Frontal loblara ve Amigdala’ya bağlayan sinir hücrelerinin aktivitesinde artışa neden olduğu netlik kazandı.

Çeviren: Esin Tezer

https://www.sciencedaily.com/releases/2022/09/220920211230.htm’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

8 Haziran 2022 Çarşamba

Araştırma Korku Hatırasının Neden Beyinlerimize Yerleştiğini İnceledi -NOREPİNEFRİN

 

Korkutucu bir olayı yaşamak, unutamayacağınız bir şeydir. Fakat zaman geçtikçe diğer şeyleri unutsanız da, neden onu hatırlarsınız?

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Tulane Üniversitesi Bilim-Mühendislik Okulu ve Tufts Tıp Okulu’ndan bir nörobilim ekibi, beynin duygusal merkezi olan Amigdala’daki korku hatıralarının oluşumu üzerine çalıştı ve burada bir mekanizmanın var olduğunu keşfetti. 

Kısacası, araştırmacılar Noradrenalin olarak da bilinen stres nörotransmiter’i (sinir taşıyıcısı) “Norepinefrin” in tekrarlayıcı elektriksel boşalma yüklü modelleri oluşturmak için Amigdala’da bazı baskı altında tutulan (inhibitör) nöronlar topluluğunu uyarıp, beyinde korkuyu işlemden geçirdiğini keşfettiler. Bu yüklü elektriksel aktivite modeli, Amigdala’daki beyin dalga salınımının frekansını dinlenme halinden korku dolu hatıraların olduğu heyecanlanmış hale geçiriyor.

Tulane Üniversitesi’nde Hücre ve Moleküler Biyoloji, Catherine ve Hunter Pierson Nörobilim Bölümü Profesörü olan Jeffrey Tasker ve onun doktora öğrencisi Xin Fu tarafından yürütülen araştırmanın tezi çok yakın bir zamanda Nature Communications adlı dergide yayımlandı.

Tasker, araştırmada silahlı soygun örneğini kullandı. Dr. Tasker, sözlerine şöyle devam etti: "Eğer namlunun ucu size doğrultulduysa, beyniniz adrenalin hücumuna uğramış gibi stres nörotransmiter’i olan Norepinefrin’i salgılamaya başlıyor. Bu da, Amigdala merkezli duygusal beyninizin belirli devrelerinin elektriksel boşalma modelini değiştiriyor. Dolayısıyla korkutucu olduğu için de beyindeki bağlantılar hatıraların, korku hatıralarının oluşturulmasını kolaylaştırıp; coşmuş uyarılma haline geçiyorlar. Bu işlemin Travma Sonrası Stres Bozukluğu (PTSD) ‘de de aynı şekilde olduğunu düşünüyoruz, bundan dolayı travmatik deneyimlerinizi unutamıyorsunuz!”

Çeviren: Esin Tezer

https://www.sciencedaily.com/releases/2022/06/220601133030.htm’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

 


30 Mayıs 2020 Cumartesi

Korku, Genetik mi?


Yeni belirlenen genomik bölge; endişe dahil, beyin gelişimi ve fonksiyonuyla alakalı pek çok geni de içeriyor. İleri analiz, korkuyla bağlantılı yeni nöral mekanizmaları gözler önüne serebilir…    
Araştırma, Finlandiya’daki Helsinki Üniversitesi’nde araştırmacı olan Profesör Hannes Lohi’nin araştırma grubu tarafından gerçekleştirildi. Araştırmada 120 Danua cinsi köpekten (Danimarka cinsi köpekten) toplanan veri kullanıldı. Çalışmanın sonuçları,Translational Psychiatry dergisinde yayınlandı. Danua cinsi köpek, dünyadaki en büyük köpek ırkıdır.
Helsinki Üniversitesi’nde doktora tezi yapan Riika Sarviaho, konuyla ilgili şöyle konuştu: "Korku, doğal ve yaşamsal bir reaksiyondur fakat aşırı korku rahatsız edici olabilir ve davranışsal rahatsızlıklara yol açabilir. Özellikle büyük köpeklerin durumunda, korku dolu olmak bayağı sorun yaratan bir şeydir. Çünkü böyle durumlarda köpeği kontrol altına almanız daha da güçleşir.”
Araştırmayı yürüten Profesör Lohi, çalışmanın amacını şöyle açıkladı: "Yakın zamanda yapılan çalışmalar, köpekgillere özgü endişenin ve korku dolu olmanın insanlardaki endişe bozukluklarına benzediğini ileri sürüyor. Aslına bakılırsa köpeklerdeki korku dolu olma halini araştırmak, insanların endişe rahatsızlıklarını daha fazla aydınlatabilir ve insan genetik alt yapısını daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.”
Korku dolu olmaya neden olan yeni genomik bölgenin keşfi 
Çalışmada köpek sahiplerine köpekleriyle ilgili sorular sorulup anket yapıldı. Katılımcıların sorulara köpeklerinin korku şiddetine yanıt vermeleri istendi. Genetik araştırmayla korku dolu olmaya ilişkin genomik bölgenin kromozom 11’de olduğu belirlendi. Profesör Lohi sözlerine şöyle devam etti: "Değişik bir risk tanımlanmasa bile genomik bölge ilginçti! Bu bölgeye endişe de dahil, yakın zamanda çeşitli çalışma modellerinde gördüğümüz nöral gelişim ve fonksiyonla ilişkili bazı genler de dahildi. Örneğin, MAPK9 geni beyin gelişimi ve sinaptik plastisite ile bağlantılı olduğu kadar endişeyle de bağlantılıdır. RACK1 geni ise yalnız nöral gelişimle bağlantılıdır ve N4BP3 geni ise nörolojik hastalıklarla bağlantılıdır.”
Lohi'nin araştırma grubu, yakın zamanda köpekgillerin korku ve sese hassasiyet duymasıyla bağlantılı iki genetik bölgeyi tanımladı. Genetik araştırma bulguları, korku dolu olma ve endişenin kalıtsal özellikler olduğu varsayımını destekliyor.  
Çeviren: Esin Tezer