Bilim ve Din

Bilim ve Din
praying etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
praying etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2025 Cumartesi

Beyninizi 12 Dakikada Dönüştürün

 

Bazen “Spiritüel Nörobilim” olarak da adlandırılan Nöroteoloji, insan beyni ve maneviyat arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışan yeni bir bilim alanıdır. Bu disiplinler arası araştırma; nörobilim, psikoloji ve teoloji gibi prensiplerin dua ve meditasyon gibi manevi uygulamaların bilişsel ve nöral fonksiyonları nasıl etkilediğini keşfetmek için bir araya getirdi.

Bu alanın en önemli kişisi ise dini ve manevi deneyimlerin nörofizyolojik etkileri üzerindeki araştırmasıyla ünlü nörobilim adamı Dr. Andrew Newberg. Dr. Newberg'ün çalışması; bilhassa SPECT görüntüleme ve MRI taramaları kullanarak yaptığı beyin imajlama teknikleri, duanın beyin aktivitesini ve yapısını değiştirdiğini anlamamıza yardımcı oldu.

Neuroplastisite ve Dua: Duanın Dönüşümsel Gücünü Gözler Önüne Sermek

Duanın beyni nasıl şekillendirdiğini anlamanın temelinde Nöroplastisite kavramı yatıyor. Nöroplastisite bize beynin katı, değişmeyen bir yapıya değil; dinamik, deneyimlerimiz, düşüncelerimiz ve uygulamalarımıza tepki veren sinaptik bağlantılarını yeniden organize edebilen, gitgide gelişen bir organ olduğunu gösterdi.

Araştırması duanın manevi disiplini ve somut nörolojik değişim arasındaki boşluğa etkili bir köprü olan Bilişsel Nörobilim insanı Dr. Caroline Leaf’in çığır açan çalışması da buna katılıyor. Dr. Leaf'in çalışmaları, 12 dakikalık odaklanılmış duanın bile beyni sekiz haftadan fazla sürede büyük bir etkiyle manevi aydınlığa kavuşturduğunu ispatladı. Bu disiplinli günlük dua uygulaması, sadece manevi bir egzersiz değil; beyni dikkat çekici şekilde kuvvetlendiren ve geliştiren nörolojik bir antrenmandır.

Dr. Leaf, araştırması boyunca istikrarlı olarak yapılan duanın beynin yapısını ve fonksiyonunu pozitif olarak etkilediğini, bilhassa bunun merhamet, empati ve sosyal etkileşim gibi bölgelerle ilişkili olduğunu kanıtlamıştır.  

Beynin Frontal Lob Etkinleşmesi: Nörolojik Dua Uyumu

Dua, beynin Frontal Lob bölgesini meşgul ederek duygusal tepkilerimizi yumuşatır, stres ve endişe duygularını azaltır. Yapılan çalışmalar, düzenli olarak dua eden insanların kortizol gibi stres hormonları seviyelerinin daha düşük olduğunu, huzur ve kendini iyi hissetme duygularına sahip olduklarını bildirdiklerini kanıtlamıştır.

https://www.thebridgemm.com/devotionals/transform-your-brain-in-twelve-minutes’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer

24 Mart 2021 Çarşamba

YENİ YAPILAN BİR ARAŞTIRMAYA GÖRE DUA ETMEK, AFFETMEYİ ARTTIRIYOR

 

Hepimizin dönem dönem yanlış bir davranışta bulunduktan sonra kendini suçlu hissettiği olur. Bu; mükemmel davranışlarda bulunan aydınlanmış bir insan olmadığımızdan ötürüdür. Hepimiz karşımızdaki insanı incitici davranışlarda bulunabiliriz, onun güvenini sarsabiliriz ve bunun sonucunda da bağışlanmayı dileyebiliriz.

Bu, basit bir gerçek ve şu da bir gerçek: 10 Amerikalıdan 9’u dua ettiğini söylüyor, en azından zaman zaman. Florida Eyalet Üniversitesi’nde Psikolog olan Nathaniel Lambert, bu iki gerçeği bir araya getirdi ve kendine şu soruları sordu: Neden dua etmeyi bize hatalı davranışta bulunmuş olan kişilere karşı yapmayalım? Acaba yönlendirilmiş dua, dua edenlerde affetmeye yol açıyor mu ve ilişkileri korumaya yönlendiriyor mu?

 Lambert ve onun çalışma arkadaşları, Amerikan Psikoloji Derneği’nin dergisi olan Psikoloji Bilim’de yayınlanacak iki bilimsel deneyi yapmaya karar verdiler. İlk olarak, bir grup erkek ve kadın denek romantik partnerlerinin iyiliği için dua etti. Diğerleri, yani deney kontrol grubu ise partnerlerini tarif etti; ses kayıt cihazına konuştu. Daha sonra da affediciliğin ölçümünü yaptılar. Bilim adamları, “affetme”yi bir kişi haksızlığa uğradığında onda beliren negatif duyguların azalması olarak tanımladılar. Sonuçlar, partneri için dua edenlerin daha az kin dolu düşünceler ve duygulara sahip olduklarını gösterdi. Affetmeye ve onlarla yaşamlarına devam etmeye hazırdılar.

 Eğer bir tek dua duygularda böylesine çarpıcı bir fark yaratıyorsa, bir ilişki için bir süredir edilen dua ne sonuçlar yaratırdı? Bilim adamları, ikinci yaptıkları çalışmada 4 hafta boyunca yakın arkadaşları için dua eden bir grup erkek ve kadın üzerinde araştırma yaptı. Diğer denek grubu ise sadece ilişkilerini anlattı, ilişkileri hakkında pozitif düşünceler düşündü fakat arkadaşları için dua etmedi. Bilim adamları, araştırmaya farklı bir boyut daha ilave ettiler. Araştırmada, başka insanlar için “özverili ilgi ölçeği” kullanıldı. Bu ölçek; belirli bir kişi için değil, genel olarak diğer insanlar içindi. Bilim adamları; dua etmenin “özverili ilgi”yi arttırdığını, bunun sonucunda da affetmenin artış gösterdiğini ispatladılar.

Bu, keşfettikleri şeydi!  Fakat bu neden böyleydi? Sıradan bir dinî (spritüal) uygulama iyileştirici etkilerini nasıl ortaya koyuyordu? Psikoloji bilim insanları şu kanıya vardılar: Pek çok zaman çiftler birbirlerine itiraflarda bulunurlar ve paylaştıkları hedeflere inanırlar ama zor bir dönem geçirdiklerinde ise intikam ve kızgınlık gibi düşmanca hedeflere sahip olurlar.  Bu düşmanca hedefler, zihinsel odağı benliğe dönüştürür ve bu benliği de ortadan kaldırmak epey zordur. Dua etmek, dikkati öz benlikten diğer insanlara çevirir ve bunun sonucunda da kızgınlıklar teker teker ortadan kalkar.

Çeviren: Esin Tezer

https://www.sciencedaily.com/releases/2010/01/100127134607.htm’den çevrilmiştir.