Bilim ve Din

Bilim ve Din
DUA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DUA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2025 Cumartesi

Beyninizi 12 Dakikada Dönüştürün

 

Bazen “Spiritüel Nörobilim” olarak da adlandırılan Nöroteoloji, insan beyni ve maneviyat arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışan yeni bir bilim alanıdır. Bu disiplinler arası araştırma; nörobilim, psikoloji ve teoloji gibi prensiplerin dua ve meditasyon gibi manevi uygulamaların bilişsel ve nöral fonksiyonları nasıl etkilediğini keşfetmek için bir araya getirdi.

Bu alanın en önemli kişisi ise dini ve manevi deneyimlerin nörofizyolojik etkileri üzerindeki araştırmasıyla ünlü nörobilim adamı Dr. Andrew Newberg. Dr. Newberg'ün çalışması; bilhassa SPECT görüntüleme ve MRI taramaları kullanarak yaptığı beyin imajlama teknikleri, duanın beyin aktivitesini ve yapısını değiştirdiğini anlamamıza yardımcı oldu.

Neuroplastisite ve Dua: Duanın Dönüşümsel Gücünü Gözler Önüne Sermek

Duanın beyni nasıl şekillendirdiğini anlamanın temelinde Nöroplastisite kavramı yatıyor. Nöroplastisite bize beynin katı, değişmeyen bir yapıya değil; dinamik, deneyimlerimiz, düşüncelerimiz ve uygulamalarımıza tepki veren sinaptik bağlantılarını yeniden organize edebilen, gitgide gelişen bir organ olduğunu gösterdi.

Araştırması duanın manevi disiplini ve somut nörolojik değişim arasındaki boşluğa etkili bir köprü olan Bilişsel Nörobilim insanı Dr. Caroline Leaf’in çığır açan çalışması da buna katılıyor. Dr. Leaf'in çalışmaları, 12 dakikalık odaklanılmış duanın bile beyni sekiz haftadan fazla sürede büyük bir etkiyle manevi aydınlığa kavuşturduğunu ispatladı. Bu disiplinli günlük dua uygulaması, sadece manevi bir egzersiz değil; beyni dikkat çekici şekilde kuvvetlendiren ve geliştiren nörolojik bir antrenmandır.

Dr. Leaf, araştırması boyunca istikrarlı olarak yapılan duanın beynin yapısını ve fonksiyonunu pozitif olarak etkilediğini, bilhassa bunun merhamet, empati ve sosyal etkileşim gibi bölgelerle ilişkili olduğunu kanıtlamıştır.  

Beynin Frontal Lob Etkinleşmesi: Nörolojik Dua Uyumu

Dua, beynin Frontal Lob bölgesini meşgul ederek duygusal tepkilerimizi yumuşatır, stres ve endişe duygularını azaltır. Yapılan çalışmalar, düzenli olarak dua eden insanların kortizol gibi stres hormonları seviyelerinin daha düşük olduğunu, huzur ve kendini iyi hissetme duygularına sahip olduklarını bildirdiklerini kanıtlamıştır.

https://www.thebridgemm.com/devotionals/transform-your-brain-in-twelve-minutes’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer

13 Ekim 2024 Pazar

İki Lisan Bilme Beyni Daha Etkin Hale Getiriyor, Bilhassa Genç Yaşta Öğrenildiğinde

 

Nöroplastisite; beynin kendi içinde bağlantılar kurma, etrafındaki çevreye adapte olma yeteneğidir. Beyin; çocuklukta çok esnektir, lisan gibi bir uyarı reaksiyonu olarak yeni bağlantı yollarını oluşturur.

Daha önce yapılan araştırma ikinci öğrenilen lisanın dikkati pozitif bir şekilde arttırdığını, sağlıklı yaşlanmayı ve hatta beyin hasarından sonra iyileşmeyi bile sağladığını ispatladı.

Kanada’daki McGill Üniversitesi (Montreal Nörolojik Enstitü-Hastanesi), Ottawa Üniversitesi ve İspanya’daki Zaragoza Üniversitesi; kavramanın iki lisandaki rolünü detaylandırdılar, beyin bölgeleri arasında artan iletişim etkinliğini kanıtladılar.

Bilim adamları; ya Fransızca, ya İngilizce veyahut da iki dili de konuşan 151 katılımcıyı işe aldılar ve onların ikinci lisanı öğrenme yaşını kaydettiler.

Araştırmada, katılımcıların beyinleri daha önce yapılan araştırmalardaki gibi belirli bölgeler üzerine odaklanılarak değil; tüm beyin aktiviteleri beyinlerinin dinlenme halleri fonksiyonel manyetik rezonans imajlamayla  (fMRI) kayıt edilip tarandı.  

fMRI taramaları, iki lisan bilen katılımcıların tek lisan bilen katılımcılara nazaran beyin bölgeleri arasında bağlantının arttığını ve bunun bilhassa genç yaşta öğrenenlerde daha fazla olduğunu gözler önüne serdi.

Bu etki, bilhassa beyindeki Serebellum ve Sol Frontal Korteks bölgeleri arasında kuvvetliydi. Araştırmanın sonuçları; beyin bölgelerinin ayrı şekilde çalışmadığını, fakat diğer insanları anlamak ve lisanı konuşmak için iletişim halinde olduklarını gösteren daha önce yapılan araştırmalara örnek teşkil etti.

Araştırma, tüm beyin etkinliğinin bilişsel performansa da yardımcı olduğunu da kanıtladı.

Bu en yeni yapılan araştırma; iki lisan bilmenin etrafımızdaki dünyayı düşünmede, iletişim kurmada ve deneyimlemede nasıl etkilediğini gözler önüne serdi.

https://www.sciencedaily.com/releases/2024/10/241010142538.htm ‘den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer

24 Mart 2021 Çarşamba

YENİ YAPILAN BİR ARAŞTIRMAYA GÖRE DUA ETMEK, AFFETMEYİ ARTTIRIYOR

 

Hepimizin dönem dönem yanlış bir davranışta bulunduktan sonra kendini suçlu hissettiği olur. Bu; mükemmel davranışlarda bulunan aydınlanmış bir insan olmadığımızdan ötürüdür. Hepimiz karşımızdaki insanı incitici davranışlarda bulunabiliriz, onun güvenini sarsabiliriz ve bunun sonucunda da bağışlanmayı dileyebiliriz.

Bu, basit bir gerçek ve şu da bir gerçek: 10 Amerikalıdan 9’u dua ettiğini söylüyor, en azından zaman zaman. Florida Eyalet Üniversitesi’nde Psikolog olan Nathaniel Lambert, bu iki gerçeği bir araya getirdi ve kendine şu soruları sordu: Neden dua etmeyi bize hatalı davranışta bulunmuş olan kişilere karşı yapmayalım? Acaba yönlendirilmiş dua, dua edenlerde affetmeye yol açıyor mu ve ilişkileri korumaya yönlendiriyor mu?

 Lambert ve onun çalışma arkadaşları, Amerikan Psikoloji Derneği’nin dergisi olan Psikoloji Bilim’de yayınlanacak iki bilimsel deneyi yapmaya karar verdiler. İlk olarak, bir grup erkek ve kadın denek romantik partnerlerinin iyiliği için dua etti. Diğerleri, yani deney kontrol grubu ise partnerlerini tarif etti; ses kayıt cihazına konuştu. Daha sonra da affediciliğin ölçümünü yaptılar. Bilim adamları, “affetme”yi bir kişi haksızlığa uğradığında onda beliren negatif duyguların azalması olarak tanımladılar. Sonuçlar, partneri için dua edenlerin daha az kin dolu düşünceler ve duygulara sahip olduklarını gösterdi. Affetmeye ve onlarla yaşamlarına devam etmeye hazırdılar.

 Eğer bir tek dua duygularda böylesine çarpıcı bir fark yaratıyorsa, bir ilişki için bir süredir edilen dua ne sonuçlar yaratırdı? Bilim adamları, ikinci yaptıkları çalışmada 4 hafta boyunca yakın arkadaşları için dua eden bir grup erkek ve kadın üzerinde araştırma yaptı. Diğer denek grubu ise sadece ilişkilerini anlattı, ilişkileri hakkında pozitif düşünceler düşündü fakat arkadaşları için dua etmedi. Bilim adamları, araştırmaya farklı bir boyut daha ilave ettiler. Araştırmada, başka insanlar için “özverili ilgi ölçeği” kullanıldı. Bu ölçek; belirli bir kişi için değil, genel olarak diğer insanlar içindi. Bilim adamları; dua etmenin “özverili ilgi”yi arttırdığını, bunun sonucunda da affetmenin artış gösterdiğini ispatladılar.

Bu, keşfettikleri şeydi!  Fakat bu neden böyleydi? Sıradan bir dinî (spritüal) uygulama iyileştirici etkilerini nasıl ortaya koyuyordu? Psikoloji bilim insanları şu kanıya vardılar: Pek çok zaman çiftler birbirlerine itiraflarda bulunurlar ve paylaştıkları hedeflere inanırlar ama zor bir dönem geçirdiklerinde ise intikam ve kızgınlık gibi düşmanca hedeflere sahip olurlar.  Bu düşmanca hedefler, zihinsel odağı benliğe dönüştürür ve bu benliği de ortadan kaldırmak epey zordur. Dua etmek, dikkati öz benlikten diğer insanlara çevirir ve bunun sonucunda da kızgınlıklar teker teker ortadan kalkar.

Çeviren: Esin Tezer

https://www.sciencedaily.com/releases/2010/01/100127134607.htm’den çevrilmiştir.

 


18 Nisan 2020 Cumartesi

Dua Etmenin Pozitif Gücü



Dindar toplumlarda insanlar birbirlerine sıklıkla şöyle derler: “Sana dua edeceğim” veya şöyle sorarlar:” Sana ne için dua etmemi istersin?” Fakat dindar olmayan toplumlarda da dindarlar, Tanrı’ya iman ettikleri için ve sağlık gibi kişisel meselelerine bile mucizevi bir gücün ilahi bir şekilde müdahale ettiğine inandıkları için sert eleştiriler işitirler!       
Ben, şunu keşfettim: Bilim Tanrı’nın varlığını kanıtlamakta zorlansa da, bilimsel araştırmalar dua etmenin işe yaradığını gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde okuduğum bilgi kaynakları, Tanrı var olsa da olmasa da dua etmenin unsurlarının tüm dinlerde, geleneklerde ve âdetlerde evrensel geçerliliğe sahip olduğunu söylüyor. Dua etmenin fizyoloji üzerine yararlı etkileri de var.
Dua etmek; [Budizm’de meditasyon yapmak veya Yoga’daki konsantrasyon ve nefes alma tekniklerini yapmak dua etmek gibidir] kişinin zihin, ruh ve fiziksel hallerini uyumlu hale getiren, kortizol hormonu seviyelerini düşüren, oksijen kullanımını arttıran ve psikolojik yararlar sağlayan beden ve zihindeki odak noktasına odaklanılmasına sebep olur.  
Klinik Araştırma Uzmanı ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan Dr.Marilyn Schlitz, Ph.D., şöyle diyor: “Epidemiyoloji (Salgın hastalıkları inceleyen bilim) verisindeki korelasyonlu çalışmalardan apaçık gözüküyor ki; dini ibadetler, başka  maneviyat uygulamaları ve sağlık sonuçları arasında pozitif bir ilişki var.” Schlitz, sözlerine şöyle devam ediyor: “Yaptığımız bir araştırmada ve dua edilerek yapılan teyit araştırmasında dua etme gruplarının test sonuçlarında dikkate değer bir iyileşme sağladıklarını, klinik araştırmayla uyumlu olduklarını kanıtladık.”
Heritage Foundation’daki (Kuruluşu’ndaki) araştırmacılar şöyle söylüyorlar: “Dinin zihinsel sağlık aracılığıyla fiziksel sağlığa, sosyal destek artışına, sağlıklı davranışlara olan etkisinin mantıklı nedenlerini bulduk. Bunların hepsi fiziksel sağlığı etkiliyor. Dua etmek fayda sağlıyor! Gerçekten de işe yarıyor! Aslına bakarsanız, bugün 101 tıp okulu 1995’ten beri 17 müfredatına hasta maneviyatı programını ilave etti. Bu gerçek, bu prensiplerin tıp eğitimiyle birleştirildiğini ortaya koyuyor…”
Araştırmacılar Tanrı’nın dualara yanıt vermesi fikrine itiraz edip yanlış olduğunu kanıtlamaya çalışsalar da; pek çokları dua etmenin insanların yaşamında yarar sağladığını inkâr edemiyor. Vice dergisinden Shayla Love ise şöyle konuşuyor: “Dua etmek ve meditasyon yapmak hem bedene hem de zihne son derece yararlı olabilir!”
Çeviren: Esin Tezer


4 Haziran 2018 Pazartesi

Duanın Gücü


Yeni bir araştırmanın eş yazarı olan Florida Devlet Üniversitesi'nden bir araştırmacıya göre, romantik  partner veya çok yakın bir dost için edilen dua; dua eden kişiyi o kişiye karşı daha yardımsever ve bağışlayıcı olmaya yöneltiyor... 
    
Florida Devlet Üniversitesi Aile Enstitüsü'nün bilim insanı ve direktörü olan  Frank D. Fincham, araştırmanın bulgularının kayda değer olduğunu söyledi. Partnerleri için dua eden kişiler, dua ettikleri partnerlerinin davranışlarında pozitif değişim gördüklerini bildirdiler. Fincham, bunu kanıtlayan ilk bilim insanı olduğunu sözlerine ilave ederek şöyle dedi: "Yaptığımız çalışmalar, edilen duanın konusuna göre dua edilen kişinin davranışının olumlu yönde değiştiğini gösterdi."
Buna ilaveten; araştırmaya dışarıdan katılan tarafsız gözlemciler partnerleri için dua eden tarafların, dua etmeyen taraflara nazaran partnerlerine karşı daha pozitif  bir davranış sergilediklerini keşfettiler. 
    
Fincham, şu anda Brigham Young Üniversitesi'nde asistan profesör olarak görev yapan eski Florida Devlet Üniversitesi doktora öğrencisi olan Nathanial Lambert tarafından yürütülen araştırmanın yazarlarından  bir tanesi. Tezleri, "İşbirlikçi ve Bağışlayıcı Eğilimlere Dönme: Partner odaklı dua etmek motivasyonu nasıl dönüştürüyor?"  Personal Relationships (Kişisel İlişkiler) adlı dergide yayınlandı.  Tezin yazarları arasında Lambert ve Fincham'dan başka Kentucky Üniversitesi'nden C.Nathan DeWall, Richard Pond ve Georgia Üniversitesi'nden  Steven R.Beach de var. Çalışma, 5 ayrı araştırmanın sonuçlarını kapsadı. Bulgular şöyle:

•Partneri için daha sık dua eden katılımcılar, partneri ona üzücü veya sinirlendirici bir davranış yapsa bile daha az kinciydiler.  
•Partnerleri için dua eden katılımcılar, partnerleri hakkında pozitif düşünceler düşünmeleri istenen katılımcılardan daha bağışlayıcı bir davranış içerisindeydiler.
•Partnerinin incitici davranışından sonra dua etmesi istenen katılımcılar, Tanrı'yı düşünmesi istenen katılımcılara nazaran partnerleriyle daha fazla işbirliği halindeydiler.
•Yakın ilişki partnerleri için dua eden katılımcılar, anlaşmazlığın dua ettikleri zaman dua etmedikleri zamana nazaran daha kolay çözümlendiğini bildirdiler. Daha  işbirlikçi ve bağışlayıcıydılar.
  
Araştırmaya katılan katılımcılar, hem kendileri hem de başkaları için dua etmeyi seven üniversite öğrencileriydi. Araştırmacılar, ileride yapılacak çalışmaların daha olgun yaşta veya daha değişik ırklardan olan çiftler üzerinde de yapılması gerektiğini söylediler. Partner odaklı dua etme araştırması, sadece genç yetişkin ilişkiler için yapılmış bir araştırma değildi! 
 
Fincham, sosyal bilim adamlarının bu zamana dek din, spiritüalite ve bilhassa da dua etme üzerinde araştırma yapmaktan çekindiklerini belirtti. Fincham'a göre, dünya üzerinde yaşayan 5 milyar insan ya da dünya nüfusunun yüzde 75'i dini bir inanca sahip.  Fincham, sözlerine şöyle devam etti: "Amerika Birleşik Devletleri'ndeki insanların yüzde 90'ı en azından arada sırada dua ediyor ve dua etmek Musevilik, Hristiyanlık ve İslamiyet de dahil tüm İbrahimi dinlerde spiritüel aktivitenin bir şekli. Dua etmenin Budizm, Hinduizm ve Şintoizm gibi diğer dini geleneklerle de güçlü bir paralelliği var. Buna rağmen, dua etmenin romantik ilişkilerdeki rolü hakkında çok az bir bilgiye sahiptik. Duanın ilişkiler üzerindeki etkisini ilk kez tarafsız göstergelerle kanıtlamış olduk."  

Çeviren: Esin Tezer
https://www.sciencedaily.com/releases/2013/05/130514184139.htm'den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

20 Ocak 2016 Çarşamba

DUA ETMENİN BİLİMSEL OLARAK KANITLANMIŞ 5 FAYDASI




1. Dua etmek, irade gücünü geliştirir
Araştırmalar, "irade gücünün" bir kas gibi olduğunu kanıtladı. Kaslar kullanılmadıkları zaman yorgun olurlar. Kaslarınızı çalıştırmadan önce bir dizi şınav çekmeniz gereklidir. Benzer  şekilde, irade gücünü gerektiren aktiviteler de yorucudurlar; "irade gücü kasınızı" daha fazla kullanmanızı gerektirip, daha iyi seçimler yapmanızı güçleştirirler. Bunun üzerinde bir düşünün...  Zihinsel olarak yorgun olduğunuzda, kendinizi kaybetmeye veya düşüncesizce yemek yemeye daha yatkın olursunuz. 

Yakın zamanda yapılan bir araştırma,  dua etmenin bu irade gücü kasınızı daha fazla kullanmanıza yardımcı olduğunu ispatladı. Araştırmaya katılanlar zihinsel olarak yorucu olan bir işten önce yapılan duanın irade gücünü daha iyi kullanmalarına yardımcı olduğunu söylediler. Buna ilaveten dua etme üzerine yapılan diğer araştırmalar da dua etmenin alkol tüketimini azalttığını, bunun da irade gücünü yansıttığını kanıtladılar. Bunun gibi olan bulgular, duanın güç verici bir etkiye sahip olduğunu ileri sürüyorlar. 

2. Dua etmek, sizi hoş bir insan yapar
Araştırmacılar, ihtiyacı olan insanlara dua edenlerin kendilerini sinirlendiren bir deneyimde  daha az sinirlilik hali gösterdiklerini keşfettiler. Bir diğer deyişle, dua etmek kendinizi kaybetmemenize yardımcı oluyor! 

3. Dua etmek, sizi daha bağışlayıcı yapar
Araştırmacılar, romantik partneri için veya arkadaşı için dua eden insanların o kişileri bağışlamaya daha fazla gönüllü olduğunu keşfettiler.  

4. Dua etmek, güveni arttırır
Yakın zamanda yapılan araştırmalar,  yakın arkadaşıyla dua eden insanların birlik ve güven duygularının arttığını keşfetti. Bu bulgu ilginç, çünkü diğer insanlarla dua etmenin insanları yakınlaştıran bir deneyim olduğunu ileri sürüyor. Toplumsal dua, yakın ilişkiler kurulmasına yardımcı olabilir. 

5. Dua etmek, stresin olumsuz etkilerine karşı korur
Araştırmacılar, diğer insanlar için dua eden kişilerin finansal stresle ilgili olan fiziksel sağlık etkilerine karşı daha az etkilendiklerini kanıtladılar.  Bu ayrıca, başkalarına odaklanarak dua etmenin "stresi tamponlama" etkilerine katkıda bulunmasıydı.  Maddi kazanç için dua etmek ise stresin etkilerini azaltmadı.  Dolayısıyla, başkalarının iyiliğini düşünmek; dua ederken kazandığımız kişisel faydaların çok önemli bir parçası olabilir. 

Dini eleştiren bilim adamları ve entelektüeller dini inancı saçma buluyorlar! 'Bilimsel bir kanıta sahip olmayan şeylere inanmakla zamanımızı niye harcayacağız' diyorlar!  Bu eleştiriler, bilimsel araştırmaların dini inancın yararlarını keşfetmesi üzerine başarısız oluyor! Burada tartıştığım gibi, din karmaşık bir olgudur. Çoğunlukla dinle ilişkilendirilen bir davranış olan dua etmenin kişiler ve toplum için faydalı olduğu hakkında  giderek artan kanıtlar var... 

https://www.psychologytoday.com/blog/more-mortal/201406/5-scientifically-supported-benefits-prayer'dan alıntı yapılarak çevrilmiştir.
Çeviren: Esin Tezer


22 Aralık 2015 Salı

Dua etmek, beyni ve bedeni nasıl değiştiriyor?




 Efendimiz (sav)'e sonsuz sâlât ve selâm olsun...

Tanrı kelâmını ispatlamak için bilime ihtiyaç duymasak da, onun beyni ve bedeni nasıl değiştirdiğini görmek çok etkileyici! Bazılarınız duanın beyni ve bedeni nasıl değiştirdiğini kendinizde ya da başkalarında görmüş olabilirsiniz. Eğer görmediyseniz, bunu kesinlikle görebilirsiniz.Bilim adamları, manevî deneyimi ve ilâhi güçle bağlantı kurduğuna inanan insanların beyinlerinde ve bedenlerinde neler meydana geldiğini anlamaya çalışıyorlar.Bu yeni araştırma alanı "nöroteoloji" olarak adlandırılıyor.  Bilim adamları, dua ve meditasyonla uğraşan insanların beyinlerinin farklı olduğunu keşfettiler. 

Nöroplastisite
Düşüncelerin ve hayalinde canlandırmanın beynimizi nasıl değiştirdiği hakkındaki önceki yazılarımdan beyinlerimizin verdiğimiz iyi veya kötü bilgiye dayanarak hiç durmaksızın kendini yapılandırdığını biliyoruz.
Pennsylvania'daki Thomas Jefferson Hastanesi ve Tıp Okulu'nda araştırma direktörü olan ve "Tanrı, Beyninizi Nasıl Değiştiriyor" kitabının yazarı olan Dr. Andrew Newberg, "Bir şeye ne kadar odaklanırsanız; (bu şey ister matematik olsun, ister araba yarışı olsun ya da Tanrı olsun hiç fark etmez) o şey sizin için ne kadar fazla gerçekleşirse, o kadar fazla beyninizin nöral bağlantılarına yazılmış olur" diyor. 
Nöroplastisite, spor salonuna gittiğimizde kaslarımızı şekillendirdiğimiz gibi beynimizi de şekillendirebileceğimiz gerçeğidir. Tanrı kelâmında güç olduğunu biliyoruz ve o DNA'mıza verdiği  hakikatlerin gücünü beynimizde aktive edebiliriz. 

Odaklanmış dikkat:Dua, beyni değiştiriyor
Dr. Caroline Leaf'e göre, 8 haftalık süre içerisinde günde 12 dakika "odaklanılmış" dua etmenin beyin taramasında ölçülebilecek düzeyde beyni değiştirebildiği keşfedildi. Bu tür bir dua, beyindeki sosyal etkileşim ve diğerlerine hassasiyet gösterme alanlarının aktivitesini arttırıyor. O, odaklanma ve yöneliş arttıkça beyindeki frontal lob aktivitesini de arttırıyor.
Bir başka çalışmada da bir yönelişle yapılan duanın beyni değiştirdiği gibi fiziksel maddeyi bile değiştirdiğine işaret ediliyor. Araştırmacılar 30 saniye kadar bir yönelişle düşünülen düşüncenin lazer ışığını etkilediğini keşfettiler.
Toksik düşünce  beyne zarar verse de, dua;  bu zararı tersine çevirebilir ve beynin ve bedenin gelişmesine neden olur. Beynin beynimizi ve hatta maddenin kendisini değiştirmesi için olan gücüne karşı artan bir ilgi var.  
Dr. Andrew Newberg, MRI beyin taramalarının dua etmenin ya da meditasyon yapmanın gücünü kanıtlayan çalışmasını yürüttü. Çalışma, duanın beyne fiziksel bir antrenman gibi olduğunu da kanıtladı. 
Şaşırmayın, bu bir egzersiz! Yaşam boyu devam eden bir yolculuk! Onu ne kadar çok uygularsanız, o kadar fazla yapılması kolay ve doğal hale gelir! 

http://renewingallthings.com/spiritual-health/how-prayer-changes-the-brain-and-body/'den alıntı yapılarak çevrilmiştir.
Çeviren: Esin Tezer


13 Haziran 2015 Cumartesi

DUA, iyileştirebilir mi? Beyin donanımımız maneviyat için mi yaratıldı?




Harvard bilim adamı Dr. Herbert Benson son 30 yıldır dua üzerine olan araştırmaları yürütüyor. Benson, zihnin vücudu nasıl etkilediğini anlamak için  bilhassa Budistlere has bir tür dua olan meditasyon üzerine odaklanıyor. Herbert Benson; her tür duanın  stresi yatıştıran, vücudu sakinleştiren ve iyileşmeye yardımcı olan bir rahatlama tepkisine yol açtığını söylüyor.

Benson, "Dua; seslerin, kelimelerin tekrarını içerir ve bunda da iyileştirici güç yatar. Budistler için dua, meditasyondur. Katolikler için tespihtir.  Musevilerde dua, "daven" diye adlandırılır. Protestanlar için  ise dua, "merkezleme duadır" (bir tür Hristiyan meditasyonudur). Her bir dinin kendine has dua etme yolu vardır" dedi. 

Benson, biri meditasyon yaparken vücutta meydana gelen fiziksel değişimleri gösteren MRI beyin taramalarını belgelendirdi. Pennsylvania Üniversitesi'nde yakın zamanda yapılan araştırmayla birleştirildiğinde ortaya çıkan şey, karmaşık beyin aktivitesiydi!

Kişi gitgide daha da derin yoğunlaştığında mekanda yöneliminin kontrolünü sağlayan, öz-benlik ve dünya arasındaki farklılıkları oluşturan beynin paryetal lob devrelerinde yoğun bir aktivite olmaya başlamaktaydı. Benson, daha sonra da tüm beyni kaplayan "huzuru" belgelendirdi.

Beynin aynı zamanda zamanı takip eden ve öz-farkındalığı oluşturan  frontal ve temporal lob devreleri serbest hale gelmişti. Benson, zihin-beden bağlantısının zamanla kaybolduğunu söyledi.

Özel olarak nitelendirdiğimiz " duygusal etiketleri" yapıştırmaktan sorumlu olan limbik sistem ise aktif hale gelmişti. Benson; limbik sistemin rahatlamayı düzenlediğini, sonunda da otonom sinir sistemini, kalp atışını, kan basıncını, metabolizmayı ve benzerlerini de denetlediğini söyledi.

Sonuç şuydu: Her şey duygusal olarak önemli izlenim bırakmaktadır. Belki de bu pek çoklarının hissettiği gibi huşu ve sessizlik algısının da sorumlusudur. Beden daha rahatlamış hale gelmekte ve fizyolojik aktivite daha da sakin düzenlenmektedir.

Bu; hepimizin yüksek varlıkla, yani Tanrıyla bağlantıda olduğu manasına mı geliyor? Aslına bakılırsa bizler, sadece bunu yapmak için mi imalathaneden bu donanıma sahip  olarak çıktık? Benson, WebMD'ye bu yorumun tamamen kendi bakış açısı olduğunu söyledi. Benson; "Eğer dindarsanız bu, Tanrı vergisidir. Eğer dindar değilseniz; o zaman bu, beyninizden kaynaklanmaktadır" dedi.

http://www.webmd.com/balance/features/can-prayer-heal?page=2'den çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer