Bilim ve Din

Bilim ve Din
longevity etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
longevity etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2022 Perşembe

Kahve İçmek Ömrü Uzatıyor

 

ESC1’in dergisi European Journal Of Preventive Cardiology’de bugün yayınlanan bir araştırmaya göre, günde iki ila üç fincan kahve içmenin hiç kahve içmemeyle karşılaştırıldığında ömrü uzattığı ve kardiyovasküler (kalp veya kan damarları hastalıkları) riskini azalttığı keşfedildi. Araştırmadaki bulgular; öğütülmüş kahve, su katılarak anında hazırlanan kahve ve kafeinsiz kahve çeşitleri üzerindeki denemelerden sağlandı.

Araştırmanın yazarı, Melbourne-Avustralya’daki Baker Kalp ve Diyabet Araştırma Enstitüsü’nde Profesör olan Peter Kistler konuyla ilgili şunları söyledi: "Bu öğütülmüş, su katılarak anında hazırlanan ve kafeinsiz kahve üzerinde yaptığımız büyük, gözlemsel çalışmada kahvelerin hepsinin eşit seviyede kardiyovasküler hastalık ve ölüm riskinin azalmasıyla ilişkili olduklarını keşfettik. Sonuçlar bize öğütülmüş, su katılarak anında hazırlanan ve kafeinsiz kahvenin makul seviyede içilerek sağlıklı yaşam stilinin bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiğini söylüyor.” 

Araştırma, düzensiz kalp atışı (aritmi) olmayan ve herhangi bir kardiyovasküler hastalığı olmayan toplam 449,563 katılımcı üzerinde yapıldı. Katılımcıların yaş ortalaması 58’di ve yüzde 55,3’ü kadındı. Katılımcılar, onlara her gün günde kaç fincan kahve içtiklerini, suyla anında hazırlanan, öğütülmüş kahve (kapuçino veya filtre kahve) veya kafeinsiz kahve içip içmediklerini soran soru testini tamamladılar. Daha sonra da kahveyi içme miktarına göre 6 gruba ayrıldılar: Günde hiç kahve içmeyenler, 1 fincandan az veya 1 fincan içenler, 2 ila 3 fincan kahve içenler, 4 ila 5 fincan kahve içenler ve 5 fincandan fazla kahve içenler. Araştırmadaki katılımcılar, en çok içtikleri kahve türünün suyla anında hazırlanan kahve olduğunu söylediler. 198,062 katılımcı, yani katılımcıların yüzde 44,1’i bu tür kahveyi tüketiyordu. Öğütülmüş kahve tüketen katılımcı sayısı 82,575’di, yani yüzde 18,4’dü ve kafeinsiz kahve tüketen katılımcı sayısı ise 68,416’ydı, yani yüzde 15,2’ydi. Karşılaştırma grubu 100,510 kahve içmeyen kişiydi, yani katılımcıların yüzde 22,4’ydü. 

Kahve içenler; kahve içmeyenlerle yaş, cinsiyet, etnik köken, aşırı şişmanlık (obezite), yüksek kan basıncı, şeker hastalığı (diyabet), uyku apnesi, sigara içme alışkanlığı, çay ve alkol tüketimi gibi faktörler göz önüne alınarak düzensiz kalp atışı, kardiyovasküler hastalık ve ölüm gibi durumlar hakkında karşılaştırıldı.

Araştırma boyunca katılımcıların 43,173’ünde (yani yüzde 9,6’sında) kardiyovasküler hastalık teşhis edildi.  Tüm kahve çeşitleri kardiyovasküler hastalığın azalmasıyla ilişkiliydi. En düşük risk grubu günde iki ila üç fincan kahve içenlerdi. Araştırma boyunca katılımcıların 30,100’ünde (yani yüzde 6,7’sinde) düzensiz kalp atışı teşhis edildi. Öğütülmüş ve anında suyla hazırlanan fakat kafeinsiz olmayan kahvenin atrial fibrilasyon da dâhil, düzensiz kalp atışının azalmasıyla ilişkili olduğu da keşfedildi. Günde dört ila beş fincan öğütülmüş kahve içenlerin kahve içmeyenlere nazaran kardiyovasküler hastalık riskinin yüzde 17 azaldığı gözlemlendi. Anında suyla hazırlanan kahveden günde iki ila üç fincan içenlerin ise hastalık riskinin yüzde 12 azaldığı görüldü.

Profesör Kistler sözlerini şöyle tamamladı: "Kafein, kahvenin en bilinen öğesidir fakat bu içecek 100 biyolojik aktif bileşenden fazlasını içeriyor. Kafeinsiz olan bileşimlerin kahve içme, kardiyovasküler hastalık ve hayatta kalma arasındaki pozitif denklemden daha sorumlu olması muhtemel. Bulgularımız, makul miktarda içilen her tür kahveyi içmekten vazgeçilmemesini ve bunun kalp sağlığını koruyan bir davranış haline getirilmesinden keyif alınması gerektiğini destekler nitelikte.”

https://www.sciencedaily.com/releases/2022/09/220926200838.htm’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer


6 Temmuz 2022 Çarşamba

Stres Bağışıklık Sisteminin Yaşlanmasını Hızlandırıyor

 

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC) tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre travmatik olaylar, iş stresi, her gün yaşanan stresler ve ayrımcılıktan kaynaklanan stres bağışıklık sisteminin yaşlanmasını hızlandırıyor; kişinin kanser, kardiyovasküler hastalık ve Kovid-19 gibi bulaşıcı hastalık riskini arttırıyor. Araştırmanın sonuçları Ulusal Bilimler Akademisi Bildirileri’nde (PNAS) 13 Haziran 2022 tarihinde yayınlandı.

Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde (USC) Leonard Davis Yaşlılık Hastalıkları Bilimi (Gerontoloji) Okulu’nda Doktora sonrası bilim insanı olan, araştırmanın başyazarı Eric Klopack konuyla ilgili şunları söyledi: "Dünyanın yaşlı yetişkin nüfusu arttıkça, yaşa bağlı sağlığın farklılıklarını anlamak gerekli bir şey haline geliyor. Bağışıklık sistemindeki yaşa bağlı değişimler, sağlığın zayıflamasında kritik rol oynuyorlar. Bu çalışma, bağışıklık sisteminin yaşlanmasını hızlandıran mekanizmaları açığa çıkarmaya yardımcı oldu."

İnsanlar yaşlandıkça bağışıklık sistemi doğal olarak dramatik bir biçimde düşüşe geçer, buna “İmmün Yaşlanma” denir. Olgun yaştaki bir kişinin bağışıklık sistem profili zayıflar ve bitkin durumdaki beyaz kan hücreleri dolaşıma geçerler. Az miktardaki taze ve henüz denenmemiş olan beyaz kan hücreleri ise yeni istilacı mikroplara karşı hazırdırlar.

Bağışıklık sistemi yaşlanması sadece kanserle değil; kardiyovasküler hastalık, zatürre riskinin artması, aşıların etkinliğinin azalması ve organ sistemi yaşlanmasıyla da alakalıdır.

Araştırmada yaşlı yetişkin Amerikalıların ekonomik, sağlık, evlilik, aile durumu, halk ve özel destek sistemlerinin bir ulusal çalışması olan Michigan Üniversitesi Sağlık ve Emeklilik çalışmasından çok miktarda veri sorgulandı ve ilişkilendirildi.

Araştırmacılar, değişik şekillerdeki sosyal stresi hesaplamak için 50 yaş üzeri 5,744 yetişkinin sorulara verdikleri yanıtları analiz ettiler. Beklendiği gibi yüksek stres skoruna sahip olan insanların immün (bağışıklık sistemi) profilleri daha yaşlıydı, hastalıklarla savaşan taze beyaz kan hücreleri azdı ve yıpranmış beyaz kan hücrelerinin yüzdesi daha fazlaydı.    

Bağışıklık sisteminin kritik bir parçası olan T-hücreleri; kalbin tam önünde ve üstünde, Timus bezinde yer alırlar. İnsanlar yaşlandıkça Timus bezindeki bu doku bağışıklık sistemi hücrelerinin üretiminin azalması sonucu küçülmeye başlar ve yağlı bir dokuya dönüşür. Geçmişte yapılan bir araştırma; bu sürecin sağlıksız diyet, yeterli seviyede egzersiz yapmamaktan kaynaklanan ve sosyal stresle ilişkilendirilen yaşam stili faktörleriyle hızlandığını ileri sürmektedir.

Araştırmanın başyazarı Klopack sözlerini şöyle tamamladı: "Bu çalışmadaki istatistiklerde sağlıksız diyet ve yeterli seviyede egzersiz yapmamanın stres ve hızlanmış bağışıklık sistemi yaşlanmasıyla ilgili bağlantısı o kadar güçlü değildi. Fakat bu, aslında şu manaya geliyor: Daha fazla stres yaşayan insanlar daha sağlıksız bir diyete ve yeterli egzersiz yapmama alışkanlığına sahipti. Bu da kısmen onların neden daha hızlı yaşlanan bir bağışıklık sistemine sahip olduklarını açıklıyor!”

Yaşlı olan yetişkinlerin uyguladıkları diyet ve egzersiz alışkanlıklarını değiştirmek, bağışıklık sistemi yaşlanmasıyla ilişkili stresi ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir.

Çeviren: Esin Tezer

https://www.sciencedaily.com/releases/2022/06/220613150648.htm’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.