Bilim ve Din

Bilim ve Din
healthylife etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
healthylife etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2024 Pazartesi

Hurmanın Kanıtlanmış Sağlığa 8 Faydası

 

Hurmanın Kanıtlanmış Sağlığa 8 Faydası

Bu yazı, hurma yemenin kanıtlanmış sağlığa 8 faydasından ve onu diyetinize nasıl dahil edebileceğinizden bahsediyor.

1. Hurmanın Besin Değeri Çok Yüksektir

Hurma, mükemmel besin değeri profiline sahiptir. Hurmalar kuru oldukları için kalori içerikleri diğer pek çok taze meyveden daha yüksektir. Hurmanın kalori içeriği diğer kuru meyveler üzüm ve incire benzerdir. Hurma bir sürü vitamin ve minerale sahip olduğu gibi, lif ve antioksidana da sahiptir. Fakat kuru bir meyve olduğu için yüksek kalorilidir.

2. Hurma, Yüksek Liflidir

Yeteri kadar lifli gıda almak sağlığımız için önemlidir.

100 gr.’lık hurmanın neredeyse 7 gramı lif olduğu için, hurmayı diyetinize ilave etmek lifli gıda alımınızı arttırmanın harika bir yoludur. Lif, bağırsaklarınızdaki gazı önleyerek sindirim sisteminize yardımcı olur. Dışkı oluşumuna katkıda bulunarak, düzenli bağırsak hareketlerini arttırır.

Daha da fazlası hurmadaki lif, kan şekeri kontrolü için de faydalıdır. Lif, hazmı yavaşlatır ve yemek yedikten sonra kandaki şeker seviyesinin yüksek olmasını önler.  

3. Hurma, Hastalıkla Savaşan Yüksek Antioksidanlara Sahiptir

Hurma; birçok hastalığın riskini azaltmak dahil, sağlığa çok yararı olan çeşitli antioksidanları bulundurmaktadır.

Antioksidanlar; hücrelerimizi serbest radikallerden, yani; vücudumuza zararlı reaksiyonlara yol açabilen, kolayca çürüyen ve hastalığa yönelten moleküllerden korur. Kuru incir ve eriğe nazaran hurma, en yüksek antioksidan içeriğine sahiptir. Hurmadaki en etkili 3 Antioksidan şunlardır:

Flavonoid’ler: Flavonoid’ler, iltihapları azaltan kuvvetli antioksidanlardır ve Flavonoid’lerin diyabet riskini, Alzheimer hastalığı riskini ve belirli kanser türlerini azaltmadaki potansiyeli üzerinde araştırmalar yapılmıştır.

Karotenoid’ler: Karotenoid’lerin kalp sağlığını arttırdığı ve Sarı Nokta Hastalığı gibi gözle ilgili hastalıkların riskini azalttığı kanıtlanmıştır.

Fenolik Asit: İltihaplanma önleyici özelliği bilinen Fenolik Asitler kanser ve kalp hastalığı riskini azaltırlar.

4. Hurma Yemek, Beyin Sağlığını Arttırır

Hurma yemek, beyin fonksiyonunu iyileştirir. Laboratuvar çalışmaları, hurmanın Alzheimer hastalığı gibi nörolojik dejeneratif hastalıkların riskini arttıran beyindeki interlökin (IL-6) gibi inflamatuvar belirteçleri azalttığını da keşfetti.

5. Hurma Yemek, Doğal Yoldan Olan Doğumu Kolaylaştırır

Hamileliğin son haftalarında hurma yemek rahim ağzının açılmasını artırır ve başlatılmış doğum sancısını azaltır.

6. Hurma, Doğal Tatlandırıcıdır

Hurma; meyvelerde doğal tipte bulunan şeker olan früktoz kaynağıdır.

7. Hurmanın Sağlığa Olan Diğer Yararları

Kemik Sağlığı: Hurma; fosfor, kalsiyum ve magnezyum da dahil pek çok minerale sahiptir.

Kan Şekeri Kontrolü: Hurma; düşük glisemik indekse, lif ve antioksidanlara sahip olduğu için kan şekerini düzenleme potansiyeline de sahiptir.

8. Hurmayı Diyetinize Kolaylıkla İlave Edebilirsiniz

Hurma yemenin pek çok farklı yolu vardır. Hurma çoğunlukla sade şekilde yenir fakat diğer popüler yemeklere katılıp yenebilir. 

Çeviren: Esin Tezer

https://www.healthline.com/nutrition/benefits-of-dates ‘den alıntı yapılarak çevrilmiştir.


9 Şubat 2022 Çarşamba

Araştırma, Aralıklı Oruç Diyeti’nin Zayıflamaya Yardımcı Olduğunu ve Sağlığa İyi Geldiğini İspatladı

 

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Chicago Illinois Üniversitesi’ndeki araştırmacıların yaptığı yeni bir araştırmanın tezine göre, Aralıklı Oruç Diyeti hem büyük ölçüde zayıflamaya yardımcı oluyor hem de aşırı şişmanlık (obezite) sorunu olan kişilerin metabolik sağlığına iyi geliyor.

Chicago Illinois Üniversitesi’ndeki Sağlık Bilimleri Departmanı’nda Beslenme Profesörü olan Krista Varady, "Aralıklı Oruç Diyeti’nin düzenli diyet yapmaktan çok daha farklı olmadığını fark ettik. İki diyet de aynı miktarda zayıflama olduğunu ve kan basıncında, kolesterol, iltihap (enflamasyon) değişimlerinde de aynı değişiklikleri gösterdi.

İnceleme, üç tür Aralıklı Oruç Diyeti’yle ilgili 25 araştırmanın çalışmasını kapsadı: 1. Değişimli Olarak Yapılan Oruç Diyeti. Bu oruç diyeti, belirli günlerde tutulan bir oruçtu, bir öğünde 500 kalori yakılıyordu.2. 5-2 Diyeti ise Değişimli Olarak Yapılan Oruç Diyeti’nin değiştirilmiş haliydi. Haftada 5 gün normal diyet, 2 gün oruç tutulan bir diyetti. 3. Sınırlandırılmış Zamanlı Diyet de günde 4 ila 10 saat arası yemek yemeyle sınırlandırılmış bir diyetti. Bu diyette yemek yeme süresince hiçbir kalori kısıtlaması uygulanmıyordu. Sınırlandırılmış Zamanlı Diyet araştırması, bu diyeti uygulayan aşırı şişman katılımcıların yemek yeme dilimi ne kadar zaman olursa olsun vücut ağırlıklarının yüzde 3’ünü yitirdiklerini ispatladı.

Araştırmalar, Değişimli Olarak Yapılan Oruç Diyeti’nin katılımcıları 3 ila 8 hafta içinde yüzde 3 ila 8 zayıflattığını gösterdi. Sonuçlar 12 haftada zirveye ulaştı. Değişimli Olarak Yapılan Oruç Diyeti’ndeki katılımcılar belirli günlerde aşırı yemek yemediler ya da içki içmediler. Araştırmaya göre, hafif ila orta zayıflama halini yaşadılar.

5-2 Oruç Diyeti üzerine yapılan çalışmalar Değişimli Olarak Yapılan Oruç Diyeti’yle benzer sonuçları gösterdi. Bu da araştırmanın yazarları tarafından şaşkınlıkla karşılandı. 5-2 Oruç Diyeti’ne katılan denekler, Değişimli Olarak Yapılan Oruç Diyeti’ne katılan deneklerden daha az sıklıkta oruç tuttular fakat kilo verme sonuçları hemen hemen aynı gibiydi.

Hem Değişimli Olarak Yapılan Oruç Diyeti hem de 5-2 Oruç Diyeti,daha geleneksel, günlük kalori sınırlandırmalı diyetlerle kıyaslanabilir. Ve her iki oruç diyeti de kişilerin yılda ortalama yüzde 7 oranında zayıfladığını gözler önüne serdi. Varady, araştırmanın Aralıklı Oruç Diyeti’yle ilgili bazı yanlış kanıları da ortaya çıkardığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:” Aralıklı Oruç Diyeti ne metabolizmayı negatif bir şekilde etkiler ne de düzensiz yemek yemeye neden olur. Araştırmanın sonuçları bunu gösteriyor.”

Araştırma, Aralıklı Oruç Diyeti’ni denemek isteyen kişilere pratik tavsiyeleri de kapsıyor. Bunlar şunlar: Alışma Zamanı – Katılımcılarda oruç diyetine başlandıktan sonra 1 ila 2 hafta içerisinde baş ağrısı, baş dönmesi ve gaz sorunu gibi yan etkilere rastlandı. Oruç tutulurken yaşanan sıvı kaybını gidermek için oruç tutulmadığı zamanlarda daha fazla içilen suyun baş ağrılarını azalttığı da gözlendi.

Egzersiz – Oruçluyken orta ila yüksek seviyedeki dirençle egzersiz yapılabilir. Bazı katılımcılar oruç tuttukları günlerde daha fazla enerjiye sahip olduklarını söylediler. Bununla beraber araştırmalar, Değişimli Olarak Yapılan Oruç Diyeti’nin öğününün egzersizden sonra yenilmesi gerektiğini tavsiye ediyor.

Oruç tutarken yapılan Diyet – Aralıklı Oruç Diyeti esnasında ne tür gıdalar tüketilmesi gerektiği ile ilgili belirli tavsiyeler yok ama meyve, sebze ve tam tahıl tüketmek lifli gıdaların alımını arttırır. Oruç tutulduğu zamanlarda olan mide ve bağırsak gazından kurtarır.

Alkol ve Kafein – Değişimli Olarak Yapılan Oruç Diyeti veya 5-2 Oruç Diyeti planını uygulayan kişilere oruç tuttukları sürede alkol kullanmaları tavsiye edilmiyor. Sınırlı kaloriler beslenmeyi destekleyen sağlıklı gıdalar için alınmalı.

Araştırmaya göre Aralıklı Oruç Diyeti tavsiye edilmeyen gruplar da var. Bu gruplardaki kişiler şunlar: * Hamile olan ve emziren bayanlar. *12 yaşın altındaki çocuklar. *Yemek yeme bozukluğu yaşamış kişiler. *Vücut kitle ağırlığı 18,5 BMI’dan düşük olan kişiler. *Vardiyalı olarak çalışan işçiler. Araştırmalar bu kişilerin vardiyalı çalışma düzeninde oruç tutmayla ilgili sorunlar yaşadıklarını gösterdi. *İlaç kullanan, dolayısıyla ilaç kullandığı zamanda da önce yemek yemesi gereken kişiler.

Çeviren: Esin Tezer

https://www.sciencedaily.com/releases/2021/10/211012102652.htm’den derlenip çevrilmiştir.


16 Haziran 2021 Çarşamba

Sabahları Erken Uyanmak Depresyonu Önlüyor

 

JAMA Psychiatry dergisinde 26 Mayıs 2021 tarihli yayınlanan yeni genetik bir araştırmaya göre, sabahları uyandığı saatten 1 saat önce uyanmak bile kişinin depresyon riskini %23 azaltıyor!

ABD’deki Colorado Boulder Üniversitesi, MIT ve Harvard Üniversiteleri’nin Enstitülerindeki araştırmacılar tarafından 840,000 kişi üzerinde yapılan çalışma; kişinin geç bir saatte uyuma eğiliminin depresyon riskini arttırdığının güçlü kanıtını gözler önüne seriyor. Araştırma, çok veya az bir değişimin zihinsel sağlığı da ne kadar etkilediğini gösteren ilk çalışmalardan bir tanesi durumunda yer alıyor. Evden çalışma ve evden okula gitme sonucunda da pandemi sonrası insanlarda daha geç saatlerde uyuma eğilimi oluştu.

Colorado Boulder Üniversitesi’nde Bütünleyici Fizyoloji Bölümü’nün Asistan Profesörü olan, bu araştırmanın kıdemli yazarı Celine Vetter konuyla ilgili şunları söyledi: ”Uyuma zamanı ve ruh hali arasında bir ilişki olduğunun epey zamandır farkındaydık. Klinik tedavi uzmanları, insanların ruh hallerinin pozitif hale dönüşebilmesi için ne kadar zamana ihtiyaç duyulduğunu olduğunu bize soruyorlardı. Kişinin uyuduğu saatten 1 saat daha önce uyuması ve uyanması bile depresyon riskini epey bir azaltıyor!”      

Vetter, 2018 yılında uzun zamandır 32,000 hemşire üzerinde çalıştığı büyük araştırmasını yayınladı. Araştırmaya göre, sabah erken kalkanlar gelecek 4 yıl içerisinde %27 daha az depresyon riskine sahipti!

Araştırmanın başyazarı Dr.Iyas Daghlas, veriyi DNA test etme şirketi 23 and Me’den ve İngiltere Birleşik Krallığı Biobank’ın biyokimyasal veritabanından aldı. Amacı, erken uyanmanın gerçekten işe yarayıp yaramadığını ve ne kadar erken kalkmanın gerekli olduğunu keşfetmekti. Daghlas daha sonra genetik topluluğun sebep ve sonucunu çözmek için “Mendel Rastgele Sıralaması” adı verilen metodu kullandı. Mayıs 2021’de Harvard Tıp Okulu’ndan mezun olan Dr. Daghlas, sözlerine şöyle devam etti: "Genetiğimiz doğuştan diğer türlerdeki epidemiyolojik araştırmaları etkileyen önyargılara sahip fakat bu durum genetik çalışmaları etkilemiyor.”

340’dan fazla bilinen genetik varyasyon, “saat geni” diye bilinen PER2 varyasyonu da dahil, kişinin kronotipini etkiliyor ve Genetik bilimi uyuma zamanı tercihimizin %12 ila 42’sini açıklıyor. Araştırmacılar 850,000 kişiden bu varyasyonlardaki tanımlanmamış veriyi incelediler. Bu kişilerden 85,000’i haftanın 7 günü uyku izleyici cihazını kullandı ve 250,000’i uyku tercihi anketini tamamladı. Bu, daha detaylı bilgi vermiş oldu. Böylelikle araştırmacılar, uyuduğumuz ve uykudan uyandığımız zaman genlerdeki varyasyonların bizi nasıl etkilediğini incelemiş oldular.

Sonuçlar şu fikri destekliyor: Eğer bir kişi normalde gece 1’de uyumak yerine 12’de uyursa ve aynı uyku süresi uzunluğunda uyursa; o kişi depresyon riskini % 23 azaltıyor. Eğer kişi daha da erken, gece 11’de yatarsa o zaman da depresyon riskini %40 azaltmış oluyor.

Bu etkiyi ne açıklayabilir?

Bazı araştırmalar gün içerisinde daha fazla ışığa maruz kalmanın ruh halini etkileyen bir dizi hormonel etkilere sahip olduğunu ispatlıyor. Sabah erken kalkan kimseler de bu etkilerden yararlanıyorlar. 

Daha erken yatılan ve kalkılan uyku düzenine geçmek isteyenlere araştırmanın kıdemli yazarı Celine Vetter şu tavsiyeyi veriyor: ” Günleriniz aydınlık ve geceleriniz karanlık olsun… Sabah kahvenizi verandanızda yudumlayın. İşe ya yürüyerek ya da bisikletle gidin ve geceleri elektronik eşyalarınızı kapatın.”  

Çeviren: Esin Tezer

https://www.sciencedaily.com/releases/2021/05/210528114107.htm’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.