Bilim ve Din

Bilim ve Din
ŞÜKÜR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞÜKÜR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2025 Pazartesi

Beyninize Şükrettiği İçin Teşekkür Edin

 


Beyninize Şükrettiği İçin Teşekkür Edin

Nörobilim dergisinde (JNeurosci) yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, şükür duygularını tetikleyen bir beyin ağının gizemi çözüldü. Çalışma, gelecekte bu “temel yapılar”ın sosyal bilgiyi karmaşık duygulara nasıl dönüştürdüğünü araştırmaya teşvik edebilir.

Yabancılardan gıda, barınma ve kıyafet kabul eden soykırımdan kurtulanlar olarak kendilerini hayal eden katılımcılarla yakın zamanda yapılan bir nöroimajlama araştırması; şükür duymayla ilişkili beyin bölgelerinin Medial Prefrontal Korteks ve Ön Singulat Korteks olduğunu belirledi. Bununla birlikte, bu beyin kısımlarının böyle bir yardımseverliği nasıl şükre çevirdiği hala bilinmemektedir.

Klinik Araştırmacı Xiaolin Zhou ve çalışma arkadaşları, bu soruya sosyal etkileşimli bir oyunu katılımcılara oynatarak cevap aradılar. Oyunda, katılımcının ağrı dürtüsünü önlemek için arkadaşı onun için farklı miktarlardaki parayı ödeyip ödememesi hakkında karar veriyordu. Araştırmacılar, arkadaş maliyetli aktive olmuş beyin bölgelerinin ödül sunumuyla ilişkili bölgelerde ağrı azalımı seviyelerini oluşturmaya kodlanmış olduklarını keşfettiler.

 Bağlantı analizleri, bu bölgelerin şükür duygularını izleyen Ön Singulat Korteks’e bilgi verdiklerini gözler önüne serdi. Zhou ve çalışma arkadaşlarının bulguları, şükrün Ön Singulat Korteks’teki ilişkili sosyal bilgiden meydana gelebileceğine işaret ediyor.

https://www.sciencedaily.com/releases/20tt18/05/180507134649.htm’den çevrilmiştir.

Çeviren: Esin Tezer

17 Nisan 2022 Pazar

Şükür ve Beyin: Şükrettiğimizde Beynimizde Neler Oluyor?


 Yıl içinde her gün şükretmek ve pozitif düşünmek, beyninizi ve hayatınızı değiştirebilir! Beynin duygular ve davranış bölümünü denetleyen bölgesi, odaklanma ve dikkat gibi üst seviye düşünme yeteneklerinizi de denetliyor. Kişinin bilgiyi analiz etme yeteneği, beynin pozitif düşünme ve şükretmeyle mutlu kalmasından yarar görür.

Negatif düşünce yapısı çoğu kez negatife yol açar fakat bir olay veya durum hakkında daha pozitif düşünmek şükür duygusuna yöneltir. Şükür daha sonra daha da yaratıcı düşünme, artan zihinsel performans ve daha fazla dikkat süresiyle sonuçlanabilir.

Negatif Düşünce’ye Karşı Pozitif Düşünce 

İster pozitif olsun ister negatif olsun, düşüncenin doğası; pozitif veya negatif alışkanlıkların bir yansımasıdır. Eğer olaylar hakkında sık sık negatif düşünüyorsanız ve negatif duygulara sahipseniz, bu duygularla beyin bu şekilde başa çıktığı için hep negatif düşüneceksiniz. Bir kişi negatif stres altında olduğunda, enerjisi zihin/beyin fonksiyonları için dağıtım merkezi olan Prefrontal Korteks’ten çekilir. Bu da beynin azalmış işlem yapmasına neden olur.   

Örneğin; sıklıkla “Ben yorgunum” diye düşünür veya söylerseniz, kendinizi yorgun hissedersiniz. Eğer bir öğrenci “Ben matematikte çok başarısızım” diye düşünürse ve bu düşünceyle birlikte negatif duygu hissederse, matematikte daha da başarısız olur. Diğer yandan, “Ben kendime güveniyorum”, veya “Şükran doluyum” gibi pozitif mantralar ise Prefrontal Korteks’i aktif hale getirecektir ve bu da kendine daha fazla güvenen bir davranışa ve daha iyi bir performansa yol açacaktır, kısacası şükredeceğiniz daha fazla şeyi size doğru çekecektir. 

Bu Konuyla İlgili Bilim Ne Söylüyor?

Bilim adamları, 2008 yılında pozitif düşünen ve şükreden insanların beyin aktivitelerini ölçmek için bir araştırma yürüttüler. Buldukları şey ise, şükretmenin birçok beyin bölgesinde senkronize etkinleşmeye yol açtığı, beynin ödül yollarının ve Hipotalamus’un ışık saçmasıydı. Kısaca söylersek, şükretmek Nörotransmitter Serotonin’ini arttırabilir ve beyin sapının Dopamin üretmesi için aktif hale gelmesine neden olabilir. Dopamin, beynimizin zevk kimyasalıdır. Ne kadar çok pozitif düşünürsek, şükür duyguları içinde olursak; kendimizi o kadar daha sağlıklı ve mutlu hissederiz.

Beynin elastikliğine ve plastisitesine şükürler olsun ki, pozitif düşünme yaşam biçimi haline gelebilir. Beyniniz pozitif düşüncelerle dolu olduğunda; ilişkileriniz, sağlığınız, okuldaki performansınız, hayallerinize ve hedeflerinize kavuşmanız ve daha fazlası da dâhil, hayatınızın her alanını geliştirmeyi umabilirsiniz…

Çeviren: Esin Tezer

https://www.brainbalancecenters.com/blog/gratitude-and-the-brain-what-is-happening’den alıntı yapılarak çevrilmiştir.

28 Haziran 2016 Salı

ŞÜKREDEN İNSANLARIN KALPLERİ DAHA SAĞLIKLI OLUYOR



"Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?" Rasulullah Efendimiz (sav)

Amerikan Psikoloji Birliği'nin yayınladığı bir araştırmaya göre, hayatta sahip olduğumuz şeyler için şükretmek; asemptomatik (herhangi bir belirti ve bulgu göstermeyen) kalp rahatsızlığı olan kişilerin zihinsel ve fiziksel sağlığına iyi geliyor.   

San Diego'daki Kaliforniya Üniversitesi'nde Aile Tıbbı ve Halk Sağlığı profesörü olan, önde gelen yazar Paul J. Mills; “Şükreden hastaların daha iyi ruh haline sahip olduklarını, daha iyi uyuduklarını, kalp sağlığıyla bağlantılı olarak da kalplerinin daha az yorgun olduğunu, daha az seviyede iltihaba neden olan biyo-işaretleyicilere sahip olduğunu keşfettik” dedi. Araştırma,  Spirituality in Clinical Practice® (Klinik Uygulamalarda Maneviyatın Yeri) dergisinde yayınlandı.

Şükür, yaşamınızın pozitif yönlerini takdir etmektir. Bu şükür duygusu bir evcil hayvan için de olabilir, bir kişi için de olabilir, Tanrı'ya şükretmemiz de olabilir. Bu duygu, maneviyatla da bağlantılıdır; çünkü daha önce yapılan bir araştırma, maneviyata bağlı  olan insanların fiziksel sağlıkları da dahil kendilerini daha iyi hissettiklerini ortaya çıkarmıştır. Mills ve onun çalışma arkadaşları, hem maneviyatın hem de şükür duygusunun hastalardaki olası sağlık işaretleyicileri üzerindeki rolünü incelediler. 

Araştırmacılar, standart uygulanan psikolojik testleri uygulayarak şükür ve manevi huzur puanlarını saptadılar. Daha sonra da onları şiddetli  duygusal çöküntü semptomu, uyuma kalitesi, yorgunluk, sorunlarla başa çıkabilme ve iltihaplı işaretleyiciler puanlarıyla karşılaştırdılar. Daha iyi ruh haliyle, daha iyi uykuyla, sorunlarla daha iyi başa çıkabilmeyle ve daha az iltihaplanmayla; kısacası ŞÜKÜR ve maneviyatın daha yüksek puan almakta olduğunu keşfettiler! İltihaplanma, çoğu zaman kalp yetmezliğini daha kötü bir hale getirir. 

Araştırmacıları bulgular hakkında şoke eden şey, şükürün ruhsal huzura tamamen ya da kısmen katkıda bulunmasıydı!

Paul J. Mills, konuyla ilgili olarak “Ruhsal huzurun daha iyi ruh hali ve uykuyla ilişkili olduğunu biliyorduk fakat bunları sağlayan şey ise maneviyatın şükür bakış açısıydı, sadece maneviyat değil," şeklinde konuştu.

Araştırmacılar bulgularını daha da fazla test etmek için, bazı hastaların sekiz hafta süre zarfında hafta boyunca şükrettikleri 3 şeyi kağıda yazmalarını istedi. Her iki grup da o zaman zarfı boyunca düzenli olarak klinik bakıma devam etti.

Mills, “Sekiz hafta boyunca şükür yazıları yazan hastaların yazı yazarlarken kalp hızı değişkenliği de dahil, bir çok önemli iltihaplanma biyo-işaretleyicilerinin dolaşım seviyelerinde azalmalar olduğunu keşfettik. Gelişmiş kalp atış değişkenliği, azalmış kardiyak riski olarak kabul edilir. Daha fazla şükür dolu olan kalp daha sağlıklı bir kalptir ve o şükür yazısı da kardiyak sağlığını desteklemenin kolay bir yoluydu" dedi.  

Bu yazı http://www.apa.org/news/press/releases/2015/04/grateful-heart.aspx'dn alıntı yapılarak çevrilmiştir.
Çeviren: Esin Tezer

3 Ağustos 2015 Pazartesi

ŞÜKRÜN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜ ELDE EDİN!





ŞÜKÜR; mutluluğumuzu arttırmak, sevgi dolu ilişkiler yaratmak ve hatta sağlığımızı iyileştirmek için kullanabileceğimiz son derece güçlü bir kuvvettir. 
  
Dünyaca ünlü psikologlar Robert Emmons ve Michel McCullough'un yaptığı araştırma ve pek çok bilimsel araştırma, bilinçli bir şekilde şükretmeye odaklanan insanların kendilerini şükretmeyen insanlardan daha iyi hissettiklerini ve daha iyi fiziksel sağlığa sahip olduklarını keşfetti. Karşılaştırılan kontrol gruplarında şükür dolu olan insanlar:
.Genel olarak, kendilerinin daha iyi bir hayat yaşadıklarına inanıyorlar.
.Daha neşeli ve mutlu yaşıyorlar.
.Gelecek hakkında daha iyimser hissediyorlar.
.Daha az hastalanıyorlar.
.Daha düzenli egzersiz yapıyorlar.
.Daha fazla enerji, heyecan, kararlılık ve odaklanmaya sahipler.
.Önemli kişisel hedeflerini gerçekleştirmede daha büyük ilerleme kaydediyorlar.
.Daha iyi uyuyorlar ve uyandıklarında da kendilerini tazelenmiş hissediyorlar.
.Çalışmalar esnasında kendilerini daha güçlü hissettiler.
.Başkalarına yardım etmede ve onlara duygusal destek vermede daha başarılılar.
.Daha az strese sahipler.  

Eğer hayatınızda daha fazla mutluluk, neşe ve enerjiyi istiyorsanız; ŞÜKÜR, geliştirmeniz gereken çok önemli bir özellik. Bizleri sınırlanmadan, ilerlemeden ve sevgiden korkmaktan uzaklaştıran  şey kalbin doygunluğudur! Eğer bir şeyi takdir edersek, egomuz ortadan yok olur ve ruhumuzla bağlantıya geçeriz. ŞÜKÜR; "mucize" diye adlandırdıklarımızın ortaya çıkabileceği tek yer olan şimdiki ana dikkatimizi getirir. Ne kadar çok takdir edersek, o kadar çok ruhun gözleriyle görürüz ve hayatımız da o kadar çok evrenin yaratıcı gücüyle uyum içinde akar. 

 http://www.chopra.com/ccl/cultivate-the-healing-power-of-gratitude'den alıntı yapılarak çevrilmiştir.
Çeviren: Esin Tezer


26 Mart 2015 Perşembe

Pozitif düşünme, sağlığınızı 5 yönden değiştirebilir






Duygusal dünyamız; sadece zihinsel sağlığımızın değil, fiziksel sağlığımızın nasıl olduğunu da belirlemede şaşırtıcı bir güce sahiptir.

Psikolog Dr. Scott Barry Kaufman yakın bir zamanda Scientific American blog'da 'İyimserlik ve kalp sağlığı' adlı yazdığı yazıda, "İyimserlik, canlılık, anlam ve kişisel bakış açısı memnuniyeti gibi pozitif özelliklerin son derece önemli olduklarını" söylüyor.  Kaufman, "Pozitif psikoloji ve sağlık psikolojisinin bağlantılı alanları; insanların kaçınılmaz yaşam zorluklarına nasıl adapte olduğuna, birbirleriyle nasıl bağlantılı olduğuna ve hatta nasıl daha kaliteli bir yaşama yönlendirdiğinin titiz bilimsel araştırmalarına odaklanıyor " diyor.
Psikoloji, tıp ve toplum sağlığı üzerine yapılan artan bir grup araştırma; pozitif duyguların sağlık yararının ve onların fiziksel sağlığımız üzerindeki etkisini ispatlıyor. Geçmişteki çalışmalar duyguların fiziksel sağlık üzerindeki etkisine bakarken; bir yandan da sinirlilik, endişe ve depresyon gibi negatif duygu zihinsel sağlık durumlarının sağlığa zararlı etkisi üzerine odaklanmıştır. 

Fİziksel sağlığı iyileştirdiği ve hastalığı önlediği ispatlanan 5 pozitif duygu şunlardır:  

1.İYİMSERLİK, kalbi koruyabilir.
İyimserliği biz genelde "geleceğe olumlu bakış açısıyla bakmak" olarak tanımlarken, o ise bundan çok daha fazlasını kapsıyor. Umut verici duygu; hayatta her şeyin yola gireceği inancını koruyan, hayatın zorluklarını kişilerin başarmasına yardımcı olan başa çıkma mekanizması olarak işler.
Artan bir grup araştırma, bu özelliğin kalp üzerinde koruyucu bir etkiye sahip olabileceğini ileri sürmektedir. 2012 yılı Edebiyat Dergisi'ne (Review of Literature'a) göre, yapılan birkaç araştırma iyimser karaktere sahip olan insanların kardiyovasküler durumlar için daha az risk taşıdığını gösterdi. Yakın bir zamanda yapılan ilgi çekici bir araştırma, Twitter'da kullanılan dilin kalp krizi ölüm oranını tahmin edebildiğini ispatladı. Özellikle,iyimserlik ve dayanıklılığa bağlı dil ("üstesinden gelme", daha güçlü olma", "iman" kelimeleri) belirli bir toplumda ölüm oranının daha düşük riskiyle ilişkilendirildi. 
İyimser olmanın fiziksel sağlığa olan yararları kalp sağlığının da ötesine uzanır. Mutlu bir karakterin sağlığı iyileştirebileceğini, bağışıklık sistemi fonksiyonu da dahil artan yaşam süresini geliştirebileceğini gösteren birkaç husus daha vardır.
 
2.HUŞUYU YAKALAMAK, doğuştan olan bağışıklık hastalığıyla (Otoimmun'la) ilişkili iltihaplı işaretleyici hücreleri (inflammatory markers'ları) azaltıyor.
Güzel bir manzarada yürüyüşe çıkmak, hareketli klasik bir müziği dinlemek, dini veya spiritüel bir törene katılmak bizleri hayatta en neşeli ve en canlı yapan deneyimlerin bazılarıdır. Araştırma; sanat, din ve filozofi deneyimlerinin huşu duygusunu hissettiren, o ulu olan şeye hayret ve bağlantı duygusunun en sıradan deneyimlerinden biri olduğunu gösterdi.  Berkeley'deki Kaliforniya Üniversitesi'nde yapılan yeni araştırmaya göre  huşu, sadece zevk verici değil; kişinin fiziksel ve zihinsel sağlığı için de muazzam derecede yararlıdır. Berkeley çalışması, huşuyu yakın zamanda yakalamış olanların daha düşük seviyede sitokinlere (hayvan ve bitki hücrelerince üretilen, hücrelerin birbirleriyle iletişimini sağlayan protein ve peptidlerin bir grubu),  otoimmun hastalıkların gelişiminde ve kalp krizi, Alzheimer, depresyon da dahil diğer sağlık problemlerinde  işaret edilen kroniksel seviyelerdeki iltihaplı işaretleyici hücrelere (inflammatory markers'lara) sahip olduğunu keşfetmiştir. Bu da huşunun, sitokinlerin sağlıklı bir seviyesini desteklediğini ve hastalığı önleyebileceğini ileri sürmektedir. Çalışmanın yazarlarından bir tanesi olan Dr. Jennifer Stellar, Huffington Post'a  "Parka olan yürüyüşü ve müzeye olan seyahati bağımlılık olarak görmektense, umarız insanlar bu tür deneyimleri sağlıklı bir beden ve buna ilaveten sağlıklı bir zihne katkıda bulunma olarak görürler. Bu tür pozitif deneyimleri günlük rutinlerimize ilave etmek, daha önce farkettiğimizden daha önemli hale gelebilir" dedi.
 
3.ŞEFKAT DUYGUSU VE BAŞKALARINI UMURSAMAK, akciğer-mide sinirinin (vagus sinirinin) fonksiyonunu geliştirebilir.   
Şefkat,  yani diğer insanların iyiliği için olan o sevgi dolu endişe, hem kendimiz hem de başkaları için pozitif bir şekilde hissetmemizi sağlayabilir ve fiziksel sağlığımızı da en azından bir önemli şekilde iyileştirebilir.
"Pozitif olma" Psikoloğu Barbara Frederickson; sevgiyle meditasyon yapmayı, kendine ve  gitgide artan büyük bir gruba şefkat vermeyi uygulayan geleneksel Budist uygulaması olan "Sevgi-Nezaket (LKM)" meditasyonunun etkileri üzerine bir araştırma düzenledi. Frederickson, sadece altı haftalık  LKM eğitiminin beyin sapından kalbe uzanan, kardiyovasküler ve sindirim sistemi de dahil tüm vücut sistemlerini ve duyguları düzenleyen   vagus siniri üzerinde pozitif  etkiye sahip olunduğunu keşfetti. 
Artan şefkat duygularında meditasyon, dinlenme anında otonom sinir sisteminde aktivitenin düzeyini belirlemek için kullanılabilen vagal tonun sağlıklılaştırılmasını başlattı. Emory Üniversitesi'yle yapılan bir röportajda Frederickson, vagus sinirinin kişinin hem fiziksel sağlığında hem de sevgi duygusunda ve başkalarına bağlanmasında önemli bir rol oynadığını açıkladı.
Frederickson, “Vücutlarımız SEVGİ için dizayn edilmiştir; çünkü ne kadar fazla seversek, o kadar  fazla sağlıklı oluruz" dedi. 

4.ŞÜKÜR, kalp sağlığı ve bağışıklık sistemi fonksiyonuna fayda sağlayabilir.
İyimserlik gibi birinin yaşamındaki lütufların değerini bilmesi ve şükran duygusu olan "şükür hali", şükran duygusu da zihinsel ve fiziksel sağlık faydalarına sahiptir. İyimserlik gibi şükür hali de gelişmiş bağışıklık sağlığıyla bağlantılıdır ve uyku kalitesini de geliştirdiği ispatlanmıştır. 
Şükür hali; stres seviyelerini düşürmeye kadar sağlığı ve iyi oluşu da iyileştirebilir. Stres, pek çok kronik hastalığın ana unsurlarından bir tanesidir. Araştırma, yaşlı yetişkinler arasında Tanrı'ya duyulan şükür duygusunun stresin negatif sağlık etkilerine karşı bir tampon gibi davrandığını göstermiştir.  

5.ÖZ-DUYARLILIK, sağlığa bağlı davranışları geliştirebilir.
Kendilerine merhametli olanlar vücutlarına karşı da merhametlidirler, negatif fiziksel ve zihinsel sağlık sonuçlarını olanak dahilinde önlemeye veya idare etmeye çalışırlar.    
Karakter ve Sosyal Psikoloji Bülteni'nde (Personality and Social Psychology Bulletin'de) yayınlanan 2013 yılı çalışma; öz-duyarlılık, hastalığa olan reaksiyonlar ve sağlığa bağlı birtakım davranışlar arasındaki ilişkiyi inceledi. Öz-duyarlı olan insanların, belirtileri gördüklerinde tıbbi yardımı  öz-duyarlı olmayan insanlardan daha çabuk aldıklarını keşfetti. Öz-duyarlı olan kişiler deneyimledikleri sağlık problemleri hakkında daha az üzüntülü de oluyorlar ve sağlıklarına daha ileri bir öngörüşe sahip yaklaşımla yaklaşıyorlar.  Bugünde Psikoloji (Psychology Today) adlı dergide yazan bilişsel bilim adamı Dr. Art Markman, "Negatif  bir olayın acısını deneyimlemek iyidir. Fakat acıyı kabullendikten sonra tekrar ayağa kalkmak ve denemek; güçsüzlükler, hastalıklar  ve ilişkiler sizin nasıl bir kişi olduğunuzun hükmü değildirler. Onlar üstesinden gelmeniz gereken bir diğer engel olduğunu hatırlamanız için önemlidirler" diyor. 

http://www.huffingtonpost.com/2015/03/16/optimism-heart-health_n_6744052.html'den çevrilmiştir.
Çeviren: Esin Tezer